17 Haziran 2012 Pazar

Baba-sızlar günü..sızlar..

 Burada babamı anlatmıştım ufacık, onu anlatmaya sayfalar yetmez ki, ona olan özlemimi ve içimi yakan bu kimsesizlik duygusunu da aynı şekilde...anlatamam..
Yaşamayan da anlamaz, bir an dayanamayıp bişeyler yazmışım şurda.. da ama anlık değil hep var bu özlem..
Kucak dolusu kitaplar alıp bana ve kendine, kemik çerçeveli gözlüğünü yemyeşil gözlerine takıp röpteşambrı üzerinde tekli koltuğunda onu kitap okurken izlemeyi özledim..
Böyle bir zarafet ve şıklık bir daha göremeyeceğimi biliyorum ömrümce..yerine kimseyi koyamayacağımı da..Arabayla köprüden her geçişimizde "bak bir varmış bir yokmuş boğaziçinde tatlı bir kız yaşarmış bizim evde" diye şarkıları bana uyarlamasını özlüyorum.
Bana kalkıp dans etmeyi öğretişini özlüyorum. Kuğu gibi kızım benim demesini..
Ağladığımda beni tutup deniz kenarında gezdirmesini özlüyorum.
Sorduğum en önemsiz şeye bile elinde ne var ne yok bırakıp beni karşısına alıp ciddiyetle cevaplamasını özlüyorum..
Serçe parmağını tutarak başımı sırtına yaslayarak seninle uyumayı özlüyorum.
Elini belinden arkaya uzatmak kimbilir nasıl yoruyordu kolunu..ama ben elini tutmazsam uyuyamazdım ki..
Belki de hissetmişimdir sırtımı bir böyle sağlam bir dağa yaslamanın ömrümce sürmeyeceğini..
O sıcaklığı o kokuyu özlüyorum, çok üşüyorum ben...hep üşüyorum...
İstanbul u hiç sevmiyorum artık babamsız..
Hele de bugün...
Baba-sızlar günü...sızlayan kalbimi susturamıyorum..

Bazen sözcüler aciz kalır, çok kötü babalar da var biliyorum, onlar hakkında bişey bilmiyorum anlamıyorum da, olmamasından iyi midir bilmiyorum.
Ama eğer bir babanız varsa ve sabah kalkıp kuru kuru bir paket tutuşturup eline kutlayıp bir an evvel haftasonu nu arkadaşlarınızla geçirmek için hazırlanmaya adamışsanız gününüzü, bir kere daha düşünün ki onlarla geçirecek çok zamanınız olabilir, döndüğünüzde orda olmayabilir,
arkadaşların biri gelir biri gider yarın sizi terkedebilirler de..
Ama babanız ne kadar sizinle bilmiyosunuz.
Benim gibi bi sabah kalktığınızda babanızın artık olmadığını öğrenebilirsiniz.
Ağzınızdan çıkanlara yaptıklarınıza özen gösterin ki içinize yara kalmasın hiçbir şey..bir kere de benim yerime sarılın sımsıkı...
ve bu sıcaklığı bu kokuyu duyamadan yaşamanın ne olduğunu hissetmeye çalışın..
 ve tam o anda babanızın yüzündeki gülümsemeyi bana gönderin:')
Allah uzun ve sağlıklı ömürler versin bütün hayırlı babalara.Ellerinden öpüyorum.
Taş kalplilerin de kalbine merhamet ve sevgi aşılasın.
Parlak bir inciydim önce derinlerde saklanırdım 
Baba evi kabuğumdu hayat çok uzak sanırdım..
Düşlerimle yandım sonra sevdalarımla kavruldum
Düşlerimin peşi sıra kendimi yollara vurdum
Kanat takıp uçurur da bu düşler uyandırır en tatlı yerinde
Gün ortasında sabah seherinde hatırlanır yeniden
Yatak döşek yatırır da bu sevda uyandırır en tatlı yerinde
Gün ortasında sabah seherinde hatırlanır yeniden...

16 Haziran 2012 Cumartesi

İçimdeki Ses, bi sus!!

Sevgili deep beni mimledi sıcakken yap dedi ama sıra gelmedi bi türlü,o da benimkini yapmadı hem hıh *kafayıhavayadiker*
Sonra da Bricit mimledi, güzel de bir konu ama yazacak uzun bişeyim yok çünkü içimdeki sesi duymazdan geliyorum ben:)
Yosa anın tadını çıkartamam kimseye güvenemem kendimi yer bitiririm.
Güvenimizi sarsacak hayallerimizi yıkacak bizi şok edecek şeyler hepimiz yaşıyoruz günbegün.
İç sesim dur durak bilmez ben sussam o konuşur ve genelde hiç olumlu şeyler fısıldamaz bana..ne yazık ki her zaman olmasa da yüzde doksan haklı çıkar.
İçimizde bir uyarı sistemi olduğuna inanıyorum kulak verip vermemek bize kalmış çoğu zaman deneme yanılma yöntemini tercih ediyoruz tabii ki.
Hep ya öyleyse ya böyle olursa, ya gerçek amaç başkaysa ya başına bişey gelirse den tutun aklınıza gelebilecek her durumda eğer ki bana kötü bişeyler fısıldıyorsa içimdeki ses ne kadar kulaklarımı tıkamaya çalışsam da, ağzına çarpsam da susmaz..susmaz..
Bazen o kadar sıkarım ki kendimi iyi niyet adına bu sefer kabuslar görürüm karabasana döner..sanki bişeyler beni hep uyarmak ister gibi..
Birine karşı kuşku duyuyorsam mesela eğer o beni yanıltırsa kendi ayıbı kendisine yapar gerçek kötülüğü diye düşünmeye çalışırım sakinleşmem için bir tesellidir bu telkinler belki de bilinçaltı.
Üçüncü gözüm açıktır fazlaca ve bu beni mutlu eden bişey değildir umursamamaya çalışırım.
Ama ne yaparsan yap kaderden kaçılmıyor bazen:) böyle de bağlayamam işte konuyu:D

13 Haziran 2012 Çarşamba

Kız Kısmı! /Siminya

Hani bu yazmak dedikleri şey insanın egosunu şişirebiliyor bi zaman sonra bazen-ne yazık ki..
Bazıları gerçekten kaf dağının tepesinde görmeye başlıyor kendini ve orda samimiyetini içtenliğini kaybediyor, bununla beraber okunabilirliğini de.. örnek vermeme gerek yok.
Nolur beni okuyun modunda dolanırken bütün mecralarda zamanla yorumları sallamaz,kimseyi ziyaret etmez,tek satır yazmaz tepki vermez oluyorlar nedense. Paylaşmaktan mı bıkıyorlar ilgiden mi bilinmez.
Kimi de adım adım avına yönelen tilki gibi ilk günden itibaren bi strateji geliştirir önce gayet mütevazi içten numarasıyla ekleyeni ekler eklemeyeni ekler blog blog dolaşır yoruma boğar herkesi ve ona da aynısının yapılmasını bir biçimde sağladığında sürekli sizden bişeyler istemeye beklemeye başlar, bknz: bana destek olunsanıza yazım:p  Eskiden özellikle çok daha fazla ortak platform vardı av misali izleyici arttırabileceğiniz ve blogger ünlüsü olmak daha kolaydı adeta ama zamanla sapır sapır döküldüler,üye olmakla bitmiyor.
Genellemelere öfkeyle karşıyım biliyosunuz,ben de yapmıcam elbet bazılarımız okunma amacı gütmez yazar çizer bir iç döküştür bu ki yazdıkça yazar rahatlar ve bu ona yeter, ama zamanla okundukça yükü hafifler kendisini değerli hisseder ve en büyük ihtiyacımız "dinlenilmek" miş deriz..ama hepsi bu.
Gelmeyene gitmem, izleyeni izlerim, bana uyarsa izlerim elbet, yorumuma cevap vermeyene yorum yazmam, iletişimim yoksa zamanla soğurum okumam gibi şart şurtlar zamanla belirir, oturur ve beklentiler yumağına dönüşüp blog yazmaktan soğutabilir insanı. Yıllarca yazan ama bloglarını kapatıp sonra çok pişman olan biriyim ben daha önce anlatmıştım, yazmadığınız zaman blogları izlemeniz çok zor ve blogu olmayan birinin sürekli izleyici olduğu görülmemiştir olsa olsa yolu düşer okursa bi yorum yazar. Adsız yorumlar burnunuzun dibindeki bloggerlardandır size gıcık kapan:p
Ve her dönüşümde sürekli izlediğim özlediğim bloglara baktığımda çoğunun kapanmış olduğunu görürdüm ve şaşırmamaya başladım zamanla. Demek yazmaktan bıkılıyordu, paylaşacak bişeyler kalmayabiliyordu, işte sevgilisine adamışsa ayrılınıyordu, falandı fişmandı...
Ama demirbaş eşya gibi istikrarla yazan, taklit edilen, hayranlık uyandıran, özlenen ve yazmadığım zaman bile izlediğim bir blog vardı her daim^^ sosyal tüm mecraları da bi güzel kullanıyordu hem de ilk keşfedenlerdendi o.frendfeed,twitter,blograzzi vb. İşin enteresan yanı yatak odasındaki performansından, erkekleri nasıl parmağında döndürdüğünden falan bahsetmiyordu bu kız. Pala babasından, gecekondu mahallesinden, ev kızı olmasından dem vuruyor hadi yeaağğ dedirtiyordu ama hiçbir tutarsızlık yoktu yazılar arasında.Kendinizden bişeyler buluyo "ben de valla ya aynı" diyordunuz bazen de..kimdi ki bu?

SİMİNYA! 
Avatarı blog adı,teması değişmedi yıllardır.Pembe saçlı kızın o olup olmadığı herkesin ortak derdiydi bi ara..
Bu blogu açınca da ilk onu takibe aldım (her zamanki gibi) ve o da beni gelip okudu, yorum yazdı takibe aldı, ben şuncacık listemde gözden kaçırıyorken izleyicilerimi o binlerce kişi varken nası farketti bilemedim şaşırdım:) ha sonra okudu mu bilemem nasıl yaşadığını bilemiyorum twitterda çalışıyo sanırsam:D  Şaka bi yana orda da hemen onu aldım takibe o da beni, benim bi özelliğim yok, kankası değilim, zırt bırt seslenmem kimseye, kullanmaya çok merakım yoktur twitterı bilirsiniz, ama o kasılmaz,şımarmaz, damarına basanın cevabını yapıştırır, seslenmişseniz cevap verir hatta dm atar şaşırtır sizi:)
 Açıkçası yıllardır beni onu okumaktan ve eğer içimden gelmişse yorum yazmaktan hiçbişey uzaklaştırabilmiş değil çünkü ben onun gerçekten içten olduğuna inanıyorum (bu cümleyi o kadar az o kadar idareli kullanırım ki inanamazsın) ve en önemlisi öyle bir kalemi var ki kılıç niyetine de kullanabilir bu kız keman da...
Off ne uzun yazmışsın be siminya dersiniz bi başlarsınız su gibi gitmiş kahkahalar eşliğinde bitmiş..bazen de gözyaşları.
Kitabı çıkmalı bu kızın, ama asıl bu yazmalı diye çığrındım uzun süre, ama bence bir blogger blogundaki şahane postlarını toplamalıydı önce kitabında ki "bak bak ne okucam sana" diye en yakın yerdeki bilgisayara yapışmayalım elimizin altında dursun.Hem kitabın dokusu,kokusu özelliği bambaşka yazana da büyük bir anı geçmişnden kalan, anı defteri işte bir nevi.
Ondan önce bir sürü blogger kitabı çıktı eften püften, seven okuyan oldu evet ama ama en sonunda öyle bir kitap çıkarttı ki Siminya, önce neden yazdığıyla ilgili başlamış ve
kronolojik sırayla (yazı tarihleri değil kendi hayatının) blogundaki yazılarını sıralamış ve her bölümden bir sonrakine hem başka bi konuyla hem biraz daha büyümüş olarak geçiyosunuz. Blogunda olmayan yazılar bölümler var mı daha ayılamadım bitmedi çünkü. Mizahi bir dille yazılmış ama yok böyle teşbihler.
Hem elimden düşüremiyorum hem bitmesin istiyorum tadını çıkartarak çikolata yemek gibi bişey bu kimbilir kaç kere ve hangi bölümlerini kimlere okucam artık. Nerde okusam kendimi tutmama rağmen çıkarttığım sesler sebebiyle " ne gülüyonn" tepkisiyle karşılaşıyorum, yanımda kim varsa okuyorum bi paragraf ama yetmiyo dinleyene de:)
Kitabın kapkalın ve de boyutunun kocaman olduğunu görünce bi kere şok oldum " e siminya bunu ikiye bölsen kısaltıp (boyunu) 2 tane çıkardı" dedim hatta O.o
Spoiler yapan yumurtlayanlara öfke kustuğum için zorla tutuyorum çenemi bilin!! Yoksa anlatıcam yani:))

Bu arada daha kitabı çıkmadan son yazısında blogunda tanııttı ve ben tebrikler dedim, o bana dm ile benim onun hakkında aylar evvel sözlükte yazdığım bölümümün basın bültenine konmuş olduğunu söyledi:)
Bahsedilense benim ona asla bahsetmediğim, bir anda dolanırken haksızlık edildiğini düşünüp yazdığım bi cümleydi şu (tarihe de bakınız aman laf edilmesin yeni yazdı diye yolarım)

Görseli gönderirim basın bülteninin dedi ama bakalım gelince yayınlarım onu da.ben kitabı internetten sipariş ettiğim için göremedim malesef gidip bi mağazada.
Yolunun açık olmasını diliyorum ve daha çook kitap yazarsın sen diyorum,alın mutlaka kaçırmamanız gereken bişey.Hakkını vermek gerek başarılı insanın:)

Ekleme: İşte buymuş meğersem basın bülteni şeysi ,öperim onu çok, iyi şanslar diliyorum :))

BALADA

Dans ediyoruuuzzzz huuuuuuwww:D
Bayıldım bayıldım buna spor yaparken,plajda ve sabah uyanma zorluğu saatlerinde tavsiye etti doktor^^ Çocukta bebek çok şeker ama klibi koymıcammm burdan indirebilirsiniz de.. haydi huopp


Listen or download Gustavo Lima Balada Boa for free on Prostopleer

12 Haziran 2012 Salı

Terbiyesizim Panpa!!

Tek bi cümle gibi de dursa başlık 2 ayrı şarkının ismi aslen:D
Bi video keşfetmiştim dinlemelere doyamadım nasıl eğlenceli ama mutlaka sözlerini iyi dinleyin nolurrr:))


Şimdi de bunu dinledim ve bayıldım bayıldım:)) Yine Oğuzhan Uğur un..bu adam kimdir nedir meraktan öldüm ben de araştırmaya vurucam kendimi yok böyle mimikler ve danslar ahah ve yine sözlere bakın:

Oğuzhan Uğur:
Ciddiyim bu ilişkimde
Öncesinde pek lakayittim papapa
Evlilik denen müesseseye
Fazla ihtimal vermezdim papapa
Kesin yüzük alıcam ben bu sefer
Yoksa sevgilim beni keser
Pisipisine bağlanıyor başım
Hayal oldu kaçamaklarım
Hatun tuttu ellerimden
Götürüyor nikah masasına
Bu işi dönüşü yok anladım
Balayından kart atarım
Galiba sanırım evliyim artık
Anam babam bile beni ona verdiler
Hiç kimse korumadı beni evlilikten
Bir de torun istediler yuh
Sağa sola baktım pırıl pırıl Tanrım
Donlarımı bile ütülüyo resmen
Eve geç kalma lüksüm yok artık
Ölü sayılırım kısmen… Ben
Bora Öztoprak:
Korkma genç sende lütfen bu kadar
Evlilik her erkeğe yarar papapa
Bekarlık sultanlık haha
Bu yalana şimdi kim kanar papapa
Salla artık geçmişini de mutlu et güzel eşini
Çapkınlık nihayete ersin bırak kızların peşini
Kimseden de yardım bekleme evlilik iki kişilik
Evet dönüşün yok anladım
Mutluluklar arkadaşım…
Oğuzhan Uğur:
Nasıll…
Galiba sanırım evliyim artık
Anam babam bile beni ona verdiler
Hiç kimse korumadı beni evlilikten
Bir de torun istediler yuh
Sağa sola baktım pırıl pırıl Tanrım
Donlarımı bile ütülüyo resmen
Eve geç kalma lüksüm yok artık
Ölü sayılırım kısmeeeen
Anasına anne babasına baba
Diyeceğiz galiba artık panpa
Ortamlarda beni soran olursa
Öldü dersiniz yalnızca hahaha
İmzayı da attık evliyiz artık
Yaşlandık pörsüdük ve sarktık
Üç beş toraman çocuk bile yaptık
Aşk bitti şimdi mantık… Vay
Aldırma sakın sen sözlerime gelinim
Tek eşlilikte fazlasıyla yeniyim
Kaçınılmaz söze kalacaksın
Seni seviyorum aşkım…

9 Haziran 2012 Cumartesi

Anneler bize neler öğretti farkındamısınız?



Dualarin gücünü: Yat, kalk dua et ki baban müzik setinin bozuldugunu farketmedi.. :)
Mantikli düsünmeyi: Ben öyle diyorsam öyledir!
Ileri görüslülügü: Çikmadan önce temiz bir çamasir giy. Yolda Allah korusun basina bir sey gelir, kirli çamasirla etrafa rezil olursun. -:(
Trajikomikliği: Sen daha gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürecem.
Çeliskileri: Kapa çeneni çorbani iç!! Bu çok güzell :) )
Dayanıklılığı: O ispanak bitene kadar sofradan kalmak YOK
Meteorolojiyi: Su daginikliga bak.. Yabanci biri görse, odadan kasirga geçmis sanir.
Abartmayi: Sana 500 bin defa söyledim, kirli ayakkabilarinla içeri girme diye..
Korkmayi: Dinleme bakalim anne sözü dinleme! 
Kafana meteor düsecek kenara çekil diye bagirsam, onu bile dinlemezsin di mi?
Kıskanmayı: Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bir aileye sahip olmayan,
 kaç milyon çocuk var biliyormusun?
Sabırli olmayı: Baban eve gelsin sen görürüsün..
Diyalog kurmayı: Sana bir sey sordugumda cevap ver!
Ne söyleyeyim anne?
Sus!! Bana cevap verme!!
Tıp bilgilerini: Gözlerini sasi yaparken bir gün öyle kalivereceksinn
Olgunluğu: Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin
Genetiği: Bütün kötü huylarin babadan geçtiğini
Bilgeliği: Benim yasima gel de anlarsin o zaman..
Ve, adaleti: Birgün senin de çocuklarin olacak. Insallah onlar da sana simdi bana yaptiklarini yaparlar..

7 Haziran 2012 Perşembe

Herşeye Rağmen..

Az önce twitterda bir tt gördüm "#herseyeragmen" çok sevdiğim bir cümledir bu,çok güzel şeyler yazılmamıştı hakkında gözüme çarpan ama,aklıma direk çok sevdiğim çok kendmi bulduğum bir şarkıyı getirdi:)Diğer mini blogumda da burda da paylaşmaya değer buldum, peki sizin HERŞEYE RAĞMEN leriniz neler?

Zengin çocukla fakir kızın aşkına
Bir türlü kavuşup mutlu olmayışına
Gözüm doluyorsa hala
Korkmaya gerek yok yaşıyorum demektir

Bahçenin yemyeşil canlanışına
Kirazın hınzırca çiçek açışIna
Yüzüm gülüyorsa hala
Korkmaya gerek yok yaşıyorum demektir

Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz
Anlaşacak dostlarım tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel

Düşenin dostunun olmayışına
Düzenin buna hiç aldırmayışına
Kanım donuyorsa hala
Korkmaya gerek yok yaşıyorum demektir

Senin beni yanlış anlayışına
Çoktandır heyecan duymayışına
Canım yanıyorsa hala
Korkmaya gerek yok yaşıyorum demektir

Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz
Anlaşacak dostlarım tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel

Söylenecek şarkılarım bitmedi henüz
Söyleyecek sözlerim tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel

6 Haziran 2012 Çarşamba

Piraye olsun kızımın adı...

Nazım Hikmet'in hayatını okumuşsunuzdur bundan bahsetmicem bu yüzden.
Beni hayal kırıklığına uğrattı okuduğumda çünkü.
Bazen,insanları sözlerine ,dizelerine göre öyle bir yere koyuyoruz ki,insani zaafları,hataları,yadırganabilecek yanları olduğunu görmek hayal kırıklığına uğratabiliyor.
Tıpkı bir blog sahibini yazdıkları ve yansıttıklarıyla kafamızda yaratıp (bir nevi resmini çizip) düşündüğümüzden çok ayrı biri olduğunu görmek gibi..

Nazım Hikmet şiirlerinin yeri ayrıdır çoğumuzu için..ben şiirleri hep çok sevdim, en sevdiğim ders hep edebiyat oldu ve zaman geldi bana bir türkü söylendi aniden ki hep kulaklarımda:
Bulutlar geçiyor haberlerle yüklü ağır
Buruşuyor hala gelmeyen mektubun avucumda
Yürek kirpiklerin ucunda
Benim bağırasım gelir
Piraye piraye piraye diye..


piraye hakan yeşilyurt

Ve belki de ..ben.. kızım olursa adını PİRAYE koyucam, ama sonunun ve kaderinin benzememesini dileyerek..
Kısa keseyim, bu yazıya Nazım ın ölüm yıldönümünde başladım ama elim varmadı bitirmeye..belki de kalbim..
Ve en sevdiğim şiirlerinden biri:

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
Seni seviyorum, ama nasıl, avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak..kırasıya,çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,ama nasıl,kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla;severek, korkarak, eğilerek,dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık biliyorum:
Toprağın -yüzü güneşli bir ana gibi-en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olan parmaklarına/başımı kurtarmam kabil değil!
Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak.. Sen yürümelisin,  beni bırakarak...
Kadın sustu...
SARILDILAR..
Bir kitap düştü yere...Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

3 Haziran 2012 Pazar

Kahvaltı kadınları...?

Son yazımızdan sonra gördük ki bizi bizden alan özellikle haftasonu kahvaltıları..ama şöyle türk usulü,zengin ve gazete-tv-muhabbet eşliğinde...ve bu bana yıllar önce okuduğum bi yazıyı hatırlattı ama tamamını değil başlığını ve aradım hoş bir yazımıydı diyerekten o an yazarını hatırlayamadım lakin Reha Muhtar mış,sevdiğim bi yazar değil anlam kargaşaları da var yazıda zaten konuşurkenki gibi:p Pek bir tuhaf ama süslü püslü yazılmış bi giydirme esasen..
Misal sanki adam amerikalı,bizim toplumda biz bayanlar ilk tanıştığımız,ilk yemeğe çıktığımızla hobaa yatıyoruz  da (yapanlar yok mu var,one night stand meraklıları da, istisnalar kaideyi bozmaz ama onlar da kahvaltıymış sevilmekmiş takmaz be kizaçimu) o esas alınmış,erkekler de aynı biçimde tek gecelik afedersiniz et peşinde koşan salaklar baz alınmış yerden yere vurmuş önce erkeği sonra kadını (bir de mağdurmuş gibi yazmış ki dudak büktüm okurken vah vah yatakta saadeti bulamamış yavrimu diye:p)
her satırına diyecek sözüm var da neysee..Bir satırı doğruysa 3 ü fos..ben demiyim siz deyin bişiler istiyorum yoksa paylaşmazdım ama eğlence çıksın istedim bu sefer velhasıl kelam (böylede osmanlıcaya bağlarım peehh)


Erkekler akşam yemeğe çıkartacak kadın ararlar...
Kadınlar, akşam yattıktan sonra sabah kahvaltı edecek erkekleri...
Erkek akşama ve geceye odakladır...
Akşam yemeğe çıkartacağı güzel kadınla samimiyeti artırmayı umar...
Oradan başka bir eğlence mekanına gitmeyi tasarlar...
Hoş başlayan yemeğin romantik devamından medet umar...
Eğlence mekanın alkollü arsızlığından gecenin devamını arar...
Bulursa rahatlar...
Her halükarda, noktayı gece uykuya dalarken koyar...

Erkeğin nokta koyduğu yerde kadın hayatı yeni başlar...
Kadının arayışı esasen, erkek uykuya daldıktan sonra başlar...
Akşam yemeği, ilk gece için hoş olsa da etkili değildir...
Gidilen eğlence mekanı, zevkli olsa da belirleyeci değildir...
Belirleyci olan sabah kalkıldığında ne durumda olunacağıdır...
Akşamki beraberlik beraberlik değildir...
Esas sabah kalktıktan sonra beraberlik varsa, onun adı beraberliktir...
İlk akşam yenilen yemek yemek değildir...
Sabah edilecek kahvaltı kadın için ilk yemektir...
Her kadın, her halükarda ve mutlaka bir kahvaltı kadını olmayı arzular...
Vücudunun değil, kendi değerinin bilinmesini ister...
Sadece erkekliği değil, erkek adamı uyandırmayı düşler...
Ön sevişme diye adlandırdığı akşam yemeğini değil, sevişme sonrası kahvaltıyı arzular...
Flörtü sevse de, sevgiyi arar...
Kadınlığından gurur duysa da esasen aşkı arar...
Özgür birliktelikleri savunsa da, ait olacağı adamı arar...
İlk akşam yemekte ses etmese de, kahvaltıyı umar...

Erkek duyarsızlıkları yoğun aşk durumları dışında, kadın kahvaltısını anlamaz...
Sabah nemrutluğu, akşamki özenin tersidir...
Verilen sözler sabah unutulmuştur...
Gece fethedilen dünyalar, sabah kaderlerine bırakılmıştır...
Paylaşılan kalpler yalnızlığa terkedilmiştir...
Kadın için sevgi çokça yerini yeni bir öksüzlüğe bırakmıştır...
Erkek için hayat normal ritmine dönmüştür...
Çoğu zaman böyledir ve böyle olacaktır...
Çoğu zaman böyle olduğu ve böyle olacağı için, kadın kahvaltılı birliktelikler ister...
Erkek geceye noktayı koymuş ve uyumuşken, kadın virgülü koymuş ve düşünmeye başlamıştır...
Kadın için gecenin nasıl geçtiği gece belli olmaz...
Sabah belli olur...

Her zaman sabah kahvaltısı yapılmasa da, kahvaltılı birliktelikler müthiş güzeldirler...
Büyük aşk olmasa da sevgi doludurlar...
Vücutlarını paylaşanların, birbirlerini paylaşması önemlidir.
Ruhu güzelleştirir, sakinleştirir, dinginleştirir...
İnsana insan olduğunu hissettirir...
Hayvanlardan ayrı olduğunu özümsettirir...
Bunu bilmeyenlere hanzo denir...
Yüzüne söylenmese de arkasından söylenir...
Akşam yemekler davetlerinin çokluğu kadınlara dişi olduklarını hissetirir...
Mutlaka gereklidir...
Sabah kahvaltıları ise, kadınlara kadın olduklarını özümsetir...
Gerekli olmanın ötesinde gereksinimdir...
Olmaması büyük eksikliktir.
Kahvaltısız kadınlar o eksikliği erkeğe mutlaka hissetirir..
Akşamın güzelliği sabahki kahvaltanının içindedir...
Kahvaltı birlikteliktir...
Sürekli olmasa da paylaşılan bir güzelliktir...
Kadınlar kahvaltılı olmalıdır.
Kahvaltısız bırakılmamalıdır...
Sabahlarını çokça kahvaltısız geçiren bu satırların yazarı için bile, bu durum değişmeyecektir...
Hayata ilk defa giren kadınlar mutlaka kahvaltılı olacaktır...

1 Haziran 2012 Cuma

Oh La La!!

Kuulumsustarım bi mim uydurdu yinee ,biz seviyoruz işte böyle mimleri ve de sen ne dersin diye paslıyoruz sevdiklerimize demiştim ya, gel de yapma bunu şimdi, resimlerle beni mutlu eden şeyler..Oh la laa :))

ya da mutluluğun resmini böyle de çizerim mimi bu:)
 Beni neler mi mutlu eder,küçük şeyler ...

 Önce pazar kahvaltısı!!Normalde sabah su içmeyen bendeniz, 
pazar akşama kadar kahvaltı sofrası önümde gazete elimde magazin programı açıp pinekleyebilirim.
Geç kalkıp kahvaltıya misafirde varsa kafa dengi vay vay vay tadından yenmez,börek,çörek,simit,sucuklu yumurta ^^ bayılırım bin tane resim koyarım ahanda:

 Sonra mesela hafta sonu hava güzelse kulağıma mp3ümü takıp uzuun uzun yürümek..ve tabii müzik!

Pazar alışverişi sonrası kahve içmek,illa ki Sturbucks,aksi halde çay içerim :D

Alışverişe çok düşkün biri değilim (şaşırabilirsiniz ama:))  benim de kaçırmadığım indirimler var tabii,
özellikle çanta:) Yani bazen vitrinlere bakmak,AVM gezmek hoşuma gidebilir 
özellikle aniden böyle bana özel kelebekimsi bişey bulursam mesela alabilirim hemen bu arada butiğin ismine dikkat:)

Kitap almak,okumayı geç seçmek dokunmak heyecanla almak ve hemen bi yere oturup ilk sayfaları karıştırmak..mest oluyorum resmen,hatta kocaman bir çarşı var alt katta ders ve 2.el kitaplar satan üst katta aradığınız her tür kitap,orda saati zamanı unutup kaybolabilirim^^

Film izlemek, sinemada veya pc de farketmez benim için bir de dizlerimiz var bu ara favorim
Once Upon a Time nefisss kesinlikle tavsiye ederim^^
 
Ve kendi ellerimle A dan Zye döşeyeceğim rahat,iç açıcı bir evim olması beni mutlu ederdi,ama yalnız değil :

Sonraaa bu ederdi kuşkusuz,huzur mu desem buna:
Hemen ardından bu ederdi diyesim var:)yoksa da eder yani en feministimizin bile içinde
 bir anaç tavuk kuluçkada yatmakta bence^^
Yağmurlu günlerde cam önünde neskafe kitap film keyfi yapmak vazgeçilmez
ve son aklıma gelen mutfakta olmak beni mutlu ederdi..ediyoda takiptemisiniz:p
Resme tıklarsanız 3-5 tarifime ulaşabilirsiniz:p

Resimlerle zevkle anlatacağına emin olduğum elmyraucuc,erdost,mia,deeptone,biricit belki yapmak isterler:))

Bir süre sonra..

Bir sure sonra
Bir eli tutmakla bir ruhu zincirlemek arasindaki ince farki ogrenirsin..
Ve askin yaslanmak,
birlikte olmanin da guvende olmak anlamina gelmedigini ogrenirsin..
Ve öpücüklerin sözlesme,
ve hediyelerin de vaad olmadigini ogrenmeye baslarsin..
Ve yenilgileri,
basin dik ve gozlerin acik karsilamaya baslarsin..
Bir cocugun uzuntusuyle degil, 
bir yetiskinin zerafeti ile  ve herseyi bugunu dusunerek yapmayi da ogrenirsin..
Cunku yarin ile ilgili hersey belirsizdir..
Bir sure sonra
Gunes isiginin yakici oldugunu ogrenirsin,
Eger fazla maruz kalirsan..
Bu yuzden;
Baska birisinin sana cicek getirmesini beklemeden
Kendi bahceni yarat ve kendi ruhunu kendin susle..
Ve goreceksin ki dayaniklisin..
Ve kuvvetlisin..
Ve degerlisin...



Veronica A Shoffstall


Bu şiirin verdiği bütün gücü,bu şarkı alıp gitti ellerimden bugün...

29 Mayıs 2012 Salı

Hedef saptırma deyince orda bi dur! Zekirdek!

Medya elinizde bir güçse bunu ne yönde kullanmalısınız?
Özellikle gençler üzerinde sözünüz etkiliyse?
Kaldı ki malesef bizim gençlermizin bir bölümü çok çabuk rol model alıyor gaza geliyor ve öfkeli bir bireyse özellikle.Tıpkı oolum bak git videosundaki çocuk gibi,haddinden fazla polatvari davranışlar sonu düşünülmeden yapılan eylemler asıl yapanın başını belaya sokabiliyor ,çocuğun tahrik etmesi sonucu ayarsızca vuran adam kafasını yarmış mesela ve buna gösterilen ilgiye, çocuğun deşifre edilmesine ben çok karşıyım. Bunun deliler gibi espri konusu olmasına strickerlarının bile çıkmasına anlam veremiyorum.

Şiddete anormal meylimiz var, gülüyoruz düşünmeden ki gençlere öğretilmesi gereken en önemli değer "serinkanlılık" herşeyin zamanı ve yerini doğru ayarlamak, sesini ne şekilde daha sağlıklı ve doğru duyurabileceğini öğretmek..kimler öğreticek?
Sen,ben hepimiz..Özellikle medyatik bir gücü olanların ekstra görevleri var düşüncelerini söylerken bile.
Kaldı ki onlar da gayet yanlış hatta argo kullansam başka bişey yazarım istedikleri tarafa konuyu saptırma yetisine ve kışkırtma gücüne sahip olduklarını acı biçimde deneyimledim..
Zekirdek benim yıllardır izlediğim bir radyo programı, ama eskilerdeki samimiyeti sıcaklığı bulmak zorlaşıyor gün geçtikçe. Özellikle izleyici katkısıyla yürüyen atraksiyonlarla ilerleyen interaktif bi program ve yıllarca izlenmesin sağlayan halktan karakterler var sürekli bağlanıp renk katan.Ya da atraksiyonları yerine getiren,tabii bu zekinin her söylediğini yapıp zaman zaman rezil olmaları demek bunun nesiyle eğleniyorlar anlamak güç olsa da dinlerken komik gelebiliyo. O zamanlar facebook bile yoktu ayrıca yalnızca siteleri vardı:D ve halktan yıldızları..Ayten abla için izleyenler onun bağlanmasını sabırsızlıkla bekleyenler çoktu hatta tv deki başarısızlıkla sonlanan 2. program girişiminde bizzat kullandı kendisini ama artık programa bağlamıyo ve bir husumet çıktığını ima eder sözlerde bulundu sorduğumuzda.Diğer bağlanmış izleyicileri de sürekli "sus beee" diye defalarca paylar,hattan alır Okan stayla ama Okan olmak o kadar kolay değil,yerinde konuşmak nerde ne espri yapacağını bilmek zor iş.Ayrıca bu program yalnızca dinleyenlerin aktif katılımı sayesinde süregelen bi format taşıyor.
Eskiden direk programın sitesinden yorum yazılır iletişim kurulurdu böylesi daha iyiydi ama ne yazık kii twitter çıktı ve zeki bunu keşfetti!! Ve programına dahil etmesi uzun sürmedi! Hemen her gece saçma bi cümle bulur,tt yapması için izleyen dinleyenlerine müthiş bi baskı yapar bu kadarmıyız,1. yapalım demekten başka bişey konuşmaz nerdeysee..Popüler kültürün dayattığı kişileri sevmez serdar ortaç,demet akalınla mahkemelik zaten. Ama seyirciler onun verdiği cümleyi tt yapsın diye sırf eziyet olsun diye aralıksız serdar ortaç çalar günlerce.Hilal cebeciyle muhabbetlere girer resimlerini paylaşır ama işin tuhafı yani bi duruşun ya vardır ya yoktur..Çalmam dediği şarkıcıları da çalar arada.11880 türü hatlara yaptığı dayatmacı saçma şakalar sonucu benim bildiğim işinden olan birileri var. Ama ısrarla savunur yaptığını.
Twitterda sürekli yazdıklarını görüyorum poltikacı edasıyla bazen bıt bıt bıt herkesn bildiği söylediği şeyleri tekrar eder,kendini tekrar eder,ironi yapar aralıksız,ve bazen de ayarını kaçırır ki mahkemelik olur bazıları ile.
Mesela şu an gerizekalı dangalak demekte birisi için:) konu:kürtaj.. gündemi yakalamakta üzerine yoktur hazırcevaplık ve laf cambazlığında sınırı da yoktur.O an cvp yazanla polemiğe girer uzun uzun..nedendir bilmem bir konuda fikrini belirtmenin tek yolu saldırgınlaşmakmıdır?
Bazı konularda çok haklı,hemfikirim ama uslubu..tartışılabilir.
Neyse pazar günü yine gündemdeki haberlere ironik yorumlar yapmaya başladı.İlk yazdığı şuydu:
KIBRISTA HANGİ POPÇUYA PET ŞİŞE YAĞMIŞ?
Duymamıştım haberi ama tahmin ettim elbettte her twitini yazan dalga geçen yerden yere vuran ve mahkemelik olan demet akalın elbette..ve yine bir kışkırtma hatta tt dalgası yaklaşıyordu işte:)ha demet yerden göğe hakediyo bunları o da küfürle tehditle ucuz yanıtlar veriyo anında ama hiç güzel hareketler değil bunlar. Neyse bulduğum haberlerde yazan şuydu:
Kürtler Demet Akalın'a şişe yağdırdı
KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da bulunan Yakın Doğu Üniversitesi'nde yapılan bahar şenliklerinde yarım kalan Demet Akalın konserinde dün gece meydana gelen olaylarla ilgili 3 kişinin tutuklandığı bildirildi.
Benim anında odaklandığım oraya eğlenmeye giden o konserleri bekleyen diğer öğrenciler, sonra eylemi yapan tutuklanan öğrenciler oldu, her iki tarafa da zararı olmuştu bu saldırının ama sonuçta demet sahneden inip başını alıp gitmişti.Eyleme evet ama konser sonunda olabilirdi,dışarda yapılabilirdi aracına binerken yapılabilirdi,e doğrusu ses getireni bu olmazmıydı?
KAYNAKLARIM 1-2-3
Çok kullanmasakta twitterda fikirlerimizi belirtmek hakkımız. Diğer ünlülerle de bazen konuşuyoruz ben fanı olduğum bi sanatçı yok,ama Harun Kolçak ve Okan Bayülgen le de konuşmuşluğum-cvp almışlığım var ki onları da yayınlıcam bu olayın ardından.Haberleri birçok kaynaktan okuduktan sonra ben:
KİŞİSEL KİNİNDEN DOLAYI KÜRT ÖĞRENCİLERİN PANKART AÇIP KONSERİ CEHENNEME ÇEVİRMESİNİ,HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRMASINI DESTEKLİYOSUN?
yazdım o anda şok olmuş biçimde...Zekinin bana verdiği zeki cevap ve konuyu saptırmasını buyrun okuyun  dokunmadığımın kanıtı olarak ama eksik mesajları var zekinin onu belirtmeliyim, ben insanların bam teline basıyorum bazen biliyorum ama işine gelmeyenin işine gelen yere çekmesine izin vermem!!
Hele de bana kimse asla IRKÇI diyemez!! Bu benim bam telim asla değilim olmadım da ben böyle büyümedim ben bu yazıyı yazdımsa ben ırkçı değilim demektir..anlayana.. ha olsaydım da orda konu bambaşkaydı bir medya gücün varsa bunu kışkırtıcı olarak kullanacağına  uzlaştırıcı olmalısın bence..
Bu arada eklemeden geçemicem kürt sözü ne zamandan beri ırkçılık bölücülük manasına geliyor bence asıl bu düşünce gayet ırkçı.Laz,çerkez,vs de yazsa haberde o kelimeyi kullanıcaktık!
Benim susmayacağımı gördü,arada kaynamış bir de benim ona laf cambazlığı yapma dediğim bölümler vs  var direk saptırdı konuyu ama bulamıyorum cevapları bana yazdığı cevap 3 tane değil yani!! kanıt:

Peki neden, bir baktım ki hızla mentionları silip yoketmiş ,farkettikten sonra çektiğim için sildikleri yok anlayacağınız.Bir yandan sileceksen neden yazıyosun?
Herkesi avukatıyla tehdit etmekten geri kalmayan kaydı alındı diyen insan neden siler ki mentionları ?
Harun Kolçak veya Okan Bayülgen silmiyorlar asla?
Susmadığımın kanıtı var ama^^Onun verdiği saçma sapan cevaplar yok anlatabiliyomuyum?
Ay neyse sinirlendimmmm sen en iyisi komedyenliğe devam et beceremiyosun gerçi onu bile..
konuşma alttaki gibi bitse de çok canım sıkıldı çook üzerime salmaya çalıştığı kesim bana bi zarar verirse gerçek düşüncelerimi bilmeden rahat eder belki?

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Ne yapsam da okunsam?

Bu gece yolum hiç görmediim bir bloğa düştü,ve yine bir isyanla karşılaştım. Bu uslup beni çok irite ediyo aslında biliyosunuz.Ama zaman zaman yapıyoruz ister istemez.Kimse kimseyi okumak,takip etmek,yorum yazmak zorunda değil burda sitem etmeye hakkınız yok,peki neden yorum yapıyoruz ya da ne zaman?
Okuduğumuz hakkında bir fikrimiz varsa
Okuduğumuzu belirtmek amaçlı
Yazarı ve yazılanı içten buluyorsak özellikle di mi?
Neden ne zaman takibe alıyoruz?
Bu kişiden kişiye değişir bu konuda da isyanlar görüyorum hiç girmicem bu konuya ama,
kendinizden bişeyler buluyosanız ya da sizden çok farklıysa merakınızı uyandıruyorsa,kendini methetmekten bir hal olmuyorsa, okurlarına seslenen gazeteci ya da satıcı ağzıyla yazmıyorsa,uyanık ceo taktiklerini her yazısında serpiştirmiyorsa (eski on tane yazısına link atmak, her yazıda izleyiciye soru sormak vs vs)
yazım tarzını dilini seviyorsanız diye sıralarım gider uzun uzun..
Neyse okunmak ve ziyaretçi sayısını arttırmak için türlü yollara başvurduğunu ama başaramadığını anlatıp isyan ediyordu özetle link özellikle vermiyorum burda kişi değil düşünceye odaklandım ben direk çünkü^^

Bir kere bloga girer girmez başlayan müzik yüksek sesiyle boğuştum kapamak ne mümkün bilgisayarımın sesini kapamak zorunda kaldım acilen:(
Ve yorum yazarken kelime doğrulama vardı bunu nerde görsem uyarırım mutlaka.Okuyucuyu zorlayıcı en ufak bir detay olmamalı kolayca ulaşıp okuyup yorum yazabilmeliler.
Bunlar ziyaretçiyi kaçıran en önemli 2 detay bana göre ilk etapta 3.sü ise tasarıma gösterilen özen ve arşivin yeri.Bunları zaten blogger etiketi taşıyan yazılarımda paylaştım hatta konuk yazar olarak ta:))
 Ve arkadaşa yorum yazıp yazmamak konusunda çok gidip geldim,iyi niyetle de yazsanız bazen öyle bir hışımla geri dönüş oluyor ki bin pişman oluyosunuz oysa halka açık ve yorum beklenen bir yerdesiniz ve okuyanın negatifte olsa düşündüğünü yazma hakkı var çirkenleşmeden ve hakaret etmeden elbette.
Hadi biz kimseyi demoralize etmeyelim diyoruz ve bizi de etmeleri hoş olmasa gerek..
Neyse anonim mi yazsam acaba dedim bir an ama bu sefer de arkadaş yorumumdan memnun olur da bişey sormak isterse ya da örnek görmek isterse ona haksızlık olacaktı.Zaten 1 sn sürdü bu düşünce tabisi:D
Yazdıklarımın arkasında olduğuma göre? Aslında onun neler yazdığını benim paragraflarımdan anlayacaksınız:

"İzleyici sayısının hiçbir önemi yoktur diyenlerdenim ve sözümün arkasındayım.Çünkü çoğu sadece sen de onları izle diye gelip takibe alır ve bir daha uğramazlar.Yani benim şişirme izleyici dediğim türdendir.
Sürekli iletişimde olduklarınsa,senin tarzına sana yakın olanlardır,bir elin parmakları kadardır,hani şu körler sağırlar dediklerin yani.Onlar blogdaştır,dosttur,candır.Olmadığında nerdesin derler içinde fırtınalar kopuyosa ilk onlar anlar paylaştığın bi satırdan..Gerçek anlamda izlerler seni.
Böyle bi sözü düşünmemelisin bile sürekli birbirini okuyup yorum yazan destekleyen insanlar onlar ve senin de hayalin bu?Ama bi bak ne kadar zamandır yazıyo ve birbirini izliyolar? ve yorum sayısı da ölçü değildir az evvel baktım benim yarım kadar takipçisi olmayan çok sevdiğim bi dostuma benden kat kat fazla yorum geliyor çünkü o benden daha çok zaman ayırıyo yorum yazmaya ve diğer blogları okumaya..ve kendisine gelen yorumlara da asla ters cevap vermemiştir.Sevgiyle,içten ve bişey beklemeden,karşılıksız.
İnan bana karşılık beklemeden verdiğin her şey bir gün sana geri döner.
Ben de bu yorumumu bloguma yazmak istiyorum şu an işte yazmak böyle bişey:))
içinden ne zaman ne gelirse:D

Henüz 3 ay olmuş,sadece 37 yazın var,(ben 74 tane yazmışım) yazdıklarının içeriği için bişey demiyorum benim özel alanım dediğin için..ilginç,ilgi çekici olmaya çalıştığın için kendin olmayı unutuyor olmayasın?Okunsun diye içinden geleni yazmıyo olabilirmisin?
Teknik konular da var,tasarımda fazlalıklar var kodlar açılmayı geciktirir,otomatik müzik her zaman okuru kaçırır ve sen daha çömezken , "yeni bloggerlara öneriler" gibi iddialı bi etiket kullanmamalı sen yeni bloggerlara önerilerde bulunan blogları iyice okumalısın.
Son olarak gerçekten yapman gereken içtenlikle ve nitelikli paylaşımlarda bulunman,yorum yazarken de başka bloglara bu geçerli.Bana da beklerim tarzı yorum yazanlardanmısın bilmiyorum ama konuyla direk alakalı yerinde yorum yapmalısın.
Bu yorumu aslında yazsam mı yazmasam mı çok düşündüm beni üzecek polemik yaratacak durumlar olmasını istemem asla.Ama yardımcı da olmak istedim.O zaman adsız mı yazmalıyım? peki o zaman sen bana ihtiyacın varsa ulaşamazdın,bu yüzden imzamı da atıyorum:)
sevgiler^^

24 Mayıs 2012 Perşembe

Kurabiye canavarı var mı?

Evet benim gene çayın yanına canım bişi çekti^^
Evde kuruüzüm,ceviz,çikolata üçlüsü görünce hemen bişey çeker zaten şaşmaz:)
Bu sefer kurabiyede karar kıldım ama öyle yımışak hamur gibi değil nefis bunlar ve bayatlamıyolar da

Malzemeleri alın koşun!
ekleme:yarım ölçü yapabilirsiniz epey çok çıkıyor bu ölçüyle..
3 yumurta 1inin akını bir kaseye alıyosunuz
1paket yumuşak ya da erimiş margarin,tereyağ ya da sıvıyağ karışık nasıl isterseniz bana laga luga yapmayın:p
1.5 bardağa yakın şeker
karbonat daha gevrek yapıyo bunu üstüne birkaç damla limon sıkın 1 kaşık unla malzemeye ekleyin karıştırın önce ama püf noktası bu (ama yoksa kabartma tozu)+un
1 çay bardağı ılık süt(oda sıcaklığında da olur,evde yoksa olmasa bile olur korkmayın)

gerisi arzunuza kalmış
portakal kabuğu rendelenmiş,azcıkta suyu
kuruüzüm suda biiraz bekletip süzüp (kağıt peçetede)sonra da unlamalısınız
iri dövülmüş ceviz
elle kırılmış çikolata tercihen bitter

Evet erinmedim hepsini kattım ben 0.o
Napim öyle güzel oluyo siz üşengeçgillerdenseniz hazır kurumeyveler ve damla çikolata da katsanız olur misal.
hamur çok sert olmasın elinizle yuvarlayın ve yumurta akına sonra susama veya toz şekere batırıp tepsiye dizin.
180-200 derece arası ısıtın fırını azcık ve gözünüz üstüne olsun dakika tutmuyorum da ben :F

Afiyet olsun kurabiye canavarlarım:*
Aha da resimler üstündeki kocaman kara şeyler çikolata valla nefisti nefisss:=)

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Bri mim bri mime gel böcüğü mimleyelim demiş

Bir tane daha soru-cevap içeren konuda mimlemişti beni Bri ve Dayatılanlarla Yaşamak ikisini bir post yapmaya karar verdim.
Bu son konular cidden post konusu olduğu için mimden saymıyorum bile zevkle de okuyorum herkes ne yazmış:)

1.Ruhunuzun rengi nedir?
Benim ruhumun rengi KIRMIZI gibi geliyor. Bazen alev alev, bazen bir ateş topu, bazen öfke, bazen de en asil duruşa tartışmasız o sahip..

2.Maddiyat mı Maneviyat mı?Sıralama yapınız.
Yok sıralayamam ikisi de lazım:p
Soru mu bu elbette maneviyat o olmazsa paranın ne değeri kalır?
Maddi sıkıntılar çok fazla olunca da yıkılan yuvalar,evden kaçan çocuklar vs var hiç önemli değil demesin kimse.Ama aynı zamanda maddi hiçbir sorunu olmayan paranın azdırdığı bireyler de var ki evi barkı boşverip eşlerini boynuzlamakta bi sakınca görmüyolar ya da hayatın ciddiyetinin farkına varmaları biraz geç oluyor. Olgunluk yani. Sözün özü:
AZ VERİP ARATMA ÇOK VERİP AZDIRMA YA RABBİM :))

3.Hakkınızda bilinen yanlışlar
Sanalda insan birbirini ne kadar tanıyabilir ya da nasıl gerçekçi bir fikre sahip olabilir ki?
Ama olaylara verilen tepkilerden ve iç dünyamızı tüm çıplaklığıyla serdiğimiz şurda gösterdiğimiz alt kimliğimizden dolayı en yakınlarımızın farkedemediği taraflarımızı da keşfediyoruz bu gerçek.
Lakin burası öyle büyük bir tiyatral alan ki ne isterseniz sizi o sanabilirler de..
Mesela herkese kendisini mütevaz bi melek göstermeye çalışan,sahte nezaket abidesi gösteriş meraklısı birinin aslında nasıl hırslı,kıskanç ve haris olduğunu farkettim ben bir olay sayesinde blogu ve twitterı vasıtasıyla-ki ikisi de takip listemde değil birinden bir şey duyup baktım resmen(kulaktan kulağa) sonrasında zaten arada sırada baktığımda fikrimin yanlış olmadığını görmem yeterli oldu.
Benim hakkımda negatif bir fikre sahip olan olduğunu sanmıyorum,çok kişiyle muhatap olmadığım için en başta ve polemiğe girmem de,haksızlığa da gelemem..mesafeli biriyim benim yapım bu.
Yani duymadım ama yüzüme söylemek isteyen varsa ben de öğrenir cevap veririm böylece lütfen çekinilmesin.
Bricitim buna acaip matrak şeyler yazmış çok uğraşıyolar onla çok gezdiği için kıyamam haha:p

4.En Sinir Olduğun Üç Şey:
Yalancılar
Menfaatperestler-bi damla verip umman isteyen yüzsüzler
Paragözler
daha devam ederim ama zar zor 3 te bırakayım:p

2.mim canavarı güllü lokumum Bri den geldi yine:) Röportaj mimi yapıoruz

1-Blog deyince aklina ne geliyor?
Korkamadan sorgulamadan o an aklına ne geliyosa yazmak,kağıtlara defterlere yazmak gibi..ama burda sesinin yankısı var o farkı var.

2-Sence bloglarda en cok neler paylasiliyor?
En çok güncel olaylar hakkında fikirler ve kendi hayatlarımızdan yansımalar var.
Her blogun kendince bir misyonu amacı ya da türü var ama bu ara pıtır pıtır moda blogu adı altında bakın ne aldım dün-ben marka giyiyorm-kiralıyorum-sponsor buluyorum çaktırmıyorum-senden naaber tarzı artışta malesef ki..en çok bunları görmeye başladım ben.Ayna karşısına geçen eline canonu alan moda blogger efem^^

3-Paylasimda bir sınır olmali mi?
Sınırı sinir yazmışsın bi dumur oldum^^Olmalı elbette ki herşeyin adabı usturubu uslubu olmalı.
Cinsellik içerenler eklediği resimlere ve yazdıklarına dikkat etmeli zira onların muhatabı ergenler malesef:(
18 yaş uyarısı koysanız da tıkladığı an girebiliyor sonuçta felaket bloglar var. Küfürden tiksiniyorum okuyamıyorum bile ,amaçsız olduğunu ve o noktalı yere bişey yazacak kafaları olmadığını düşünüyorum.
Bir de genel konuşanları sevmiyorum. Şunun amacı budur,kadınlar böyledir erkekler şudur gibi..

4- Sence neyi paylasirsa bir insan asiriya kacmis olur?
Bir üstteki cevapla aynı. Ve 2.soruda:) İstemese de taze beyinlerde örnek teşkil ediyorlar negatif yönde.


5-Blog yazsaydin ismi ne olurdu ve hangi konularda yazardin?
Yazıyorum zaten gördüğün gibi olmasa bu mimi nereye yazcaktık aga? (oha soruya bak diyesim var net)


6-Benim blog yazarligim hakkinda ne düsünüyorsun?
Bricitim çok içten ve tanıdıkça asla art niyet hesap kitap barındırmadığını görüyosunuz:) Samimi ve tatlı ,çok seviyorum ki onu:*


7-Blogumu takip ediyor musun, itiraf et
Ediyorum tabii ki yoksa mimleyemezdin:p

8-Bloguma 10 üzerinden kac puan verirsin ve gelecek icin bana tavsiyelerin nelerdir?
Puan yok, o kadarı haddi değil kimsenin yeni tasarımı çok havalı yalnız^^ kısaca başarılar dilyorum:*.
------------------------
Bu konularda mimlemiyorum kimseyi soru cevap biraz zor oluyo anlet defterlerimiz vardı lisede onlar gibi:)
 cevaplamak isteyen yorumda belirtsin ismini ekleyeyim buraya ben mimledim diye:)

Öyle yürekten..

Gece gece, nerden çıktı bu şarkı radyoda?
İçimdeki kristalleri buz parça etti bir anda...
Bazen her yere yazmak asmak istiyorum bazı şarkıları,yazılarımı ya bu da öyle işte,illaki dinleyin,sözlerini okuyun beni anlayın diye belki de kendimi anlamam için..

Sevdim sandım
Sevildim sanırdım
Sonra uyandım
Sonunda ben anladım
Ayrı kaldım
Ayıldım bayıldım
Sonra uyandım
Sonunda ben anladım

Öyle yürekten seviyorsan
Aklı başından atacaksın..
Kimi yanında arıyorsan
Önce içinde bulacaksın..

Aklım nerde
Kaçırdım seninle
Sorma ne halde
Sorulmaz bu kimseye

22 Mayıs 2012 Salı

Aslında her şey, iki şey için ?




İnsanı iki şey öldürürmüş:
1- Sevmediği insanın silahından gelen mermi
2- Sevdiği insandan gelmeyen ilgi

İki şey "Kalitesiz insan" 'ın özelliğidir:
1-Şikayetçilik
2-Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2-Karşısındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1-Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2-Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür:
1-Demagoji (laf kalabalığı)
2-Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı “Nitelikli İnsan” yapar:
1-İradeye hakim olmak
2-Uyumlu olmak

İki şey “Ekstra Değer” katar:
1-Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2-Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır:
1-Kararsızlık
2-Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar:
1-Nitelikli çevre
2-Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1-Baskın yeteneği bulmak
2-Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1-Ustalardan ustalığı öğrenmek
2-Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1-Niyetin saf olması
2-Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır:
1-Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2-Hayata ve her şeye yeni (özgün,orijinal,farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller:
1-Aşırılık (mübalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2-Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:
1-Tebessüm (gülümseme)
2-Sükut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1-Anne
2-Baba

İki şey geri alınmaz:
1-Geçen zaman
2-Söylenen söz

İki şey gerçek sondur:
1-Cennet
2-Cehennem

İki şey ulaşmaya değerdir:
1-Sevgi
2-Bilgi

İki şey özgürlüktür:
Vatan ve Bayrak

İki şey “hayatta önemli olan her şey” içindir:
1-Nefes alabilmek
2-Nefes verebilmek

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Silgi kullanmadan resim çizmeye hayat denirdi di miii?

Erdost, Mia beni mimlemişler aynı konuda..Çok teşekkür ediyorum.Bir de Crazywomen mimlemiş:)
Konu için Erdost gibi ben de görsel hazırladım  çok hoşuma gitti çünkü:


Bekleyen 2 mimim daha var belki de 3 ama öncelikle "MİM "konulu bir yazı yazmak istiyordum ben.
Ve hiç silmeden bu konudan devam edeyim o zaman yeri gelip konuyu açmışken ilk düşündüğüm bu oldu çünkü)
Bu ara çok tatsız yazılar okudum mimlerle ilgili.Mimlerin sadece link değişimi amaçlı olmasından mimleyen kişinin bile mimlediklerini okumadığına,yazacak bişey bulamayanların blogunu bunlarla doldurduğunu kadar bir ton şey.Arada sırada dile getirilir bunlar yeni değil.Rahatsızlık veren şeyler de var yok değil.Ama uslup denen şey önemli ve ben buna takık biriyim açıkçası.Sonuçta bir paylaşım bu nefret kusulacak bir şey değil.
Benim de sevdiğim ve sevmediğim mim türleri var elbette ve size kendinizi veya bir konuda fikrinizi anlattırmayacak hoşunuza gitmeyen bir mimi nazikçe es geçebilirsiniz,bunda kırılacak bişey de yok ayrıca mimleyen adına. Benzer mimler yapmışsam da yazmıyorum ben mesela.Soru-cevap mimleri bir bütünü sağlamıyosa sevmiyorum. Aynı sorunun bin türevi içeren mimleri de sevmiyorum mesela bu ara bir kitap mimi var böyle..Sevmediğimi de yapmıyorum bunda alınacak bir durum yok.
Çok fazla ismin mimlenmesinden de pek hoşlanmıyorum tek postta , bu o kadar fazla blogda benim adım geçsin çabası gibi görünüyor mimleyen adına negatif bir durum bu, (amaç bu değilse de) buna dikkat edilmesini öneririm her birine gidip okuyup yorum yazamazsınız ayrıca bu biçimde? E cevapları okumayacaksanız neden mimliyosunuz?
Yazıcak bişey bulamayanlar mı mim yapar olmuş? Mim uydurmak adına saçma sapan sorulara rastlamıyor değiliz bunu onaylayıp cevaplamamak ve birilerini mimlememek bir an önce bitmesine yardımcı olur bu türün:p  E sadece mimlerden oluşan bir blog ne kadar samimi gelir ne kadar okunur ki,gene mi mim der çıkarsın ya da hiç okumazsın panelinde görünce bir süre sonra. Böyle yapanlar varsa da içerik sıkıntısı çekiyordur yapmamalıdır.Çok mimleniyorsanız birkaç post kendi yazılarınıza yer vermelisiniz en azından.
İlk postlarımda bunu siminyayla da konuşmuşuz yorumlarda.Link değişimi amaçlı mı bunlar? E link olarak vermeyin siz de,ve de çok zor yahu:( nasılsa yorumlara gelecek bahsedilen blog sahibi. Zaten birbirini takip eden,izlediği bloglarda bulunan insanların salt link değişimi söz konusu olmaz bana göre,birbirlerine destek oluyorlardır zaten bu sadece bir paslaşma.
Mim bence bir oyun,kokoloji gibi, ya da bir konuda "ben bunu düşünüyorum ya sen?" demenin en güzel yolu. Hepsi bu.Öyle de konular var ki o konuda yazmak aklınızda yoksa eğer kendinizi sorgulamanıza sebep oluyor. Yaratıcı ve okuyana da yazana da bişeyler katan mimler var.
O konudaki fikrinizi mim sayesinde anlatmış oluyorsunuz mesela  misinin bu mimini ben çok beğendim ve kendime sormadığım bir soruyla karşılaştım,her cevaplayan da kendince ele aldı.
Babalar ve kızları mimi elmyram ve beni apayrı sebeplerden ağlattı ve birbirimizi daha iyi tanımaıza sebep oldu. Çok eğlenip cevaplarına güldüğümüz mimler de oldu harem mimi mesela:D

Öyle sorular var ki,merak ettiğiniz bir bloggerı eğer soruları önemsemiş ve düzgün cevaplar vermişse (ki öyle olmalı,saygısızca geçiştirerek yazıcaksanız yazmayın hiç) onu tanıma yolunca ciddi adımlar atarsınız. Hatta çok ortak yanımızı bulduğumuz bloggerlar bu yolla keşfedilebiliyor da:) MiM etiketine tıkladığımda amaann dediğim yada özenerek yazmadığım tek konu yoktur.
Çok anlam veya art niyet yüklenmemeli ama dikkatli olunması gereken noktalar var onları da saydık.

Mimden korkmayınız sizi yemez, suyunu çıkartmayınız size zararı olur der öperim:*
Bir de elmyramı ,aradia ve muzurellamı mimlerim yanına:D

17 Mayıs 2012 Perşembe

Tolki Volki



Yeryüzü kurulalı beri ÇÖPÇATAN lık bitip tükenmek bilmeyen bazen suistimal edilen binbir yolla karşımıza çıkmakta,art niyetliler veya kendini bilmezlere sonsuz olanaklar sunmaktadır.Zira ben hayrını görene rastlamadım..aklıma ilk gelenlerle kendimce bi tarihçe yaparsam mesela;

Bi zamanlar telsizler vardı geceleri evde ya da site bahçelerinde gençler elde telsiz "meraba stop ben camışcan stop" diye birileriyle iletişim kurmaya çabalardı:)
(bakınız kemal sunal yakışıklı filmi)

Sonra evlerde telefonlar arttıkça telefon sapıkları ayyuka çıktı her eve bi tane lazımmış gibi hatta promosyon olarak bi tane de bedava verildi mubarekler kökleri kazınmak bilmedi telefon sapıklarının hem de sabit !
(bakınız 3.sayfa haberleri)

Gazete köşelerinde rumuz kullanılarak eş arayan veya mektup arkadaşı arayanlar vardı posta kutusu kiralayıp
(bakınız rumuz goncagül filmi)

Gençlik dergilerinde mektup arkadaşı arayan 11-18yş arası gençler olurdu sonra yerini msn adresleri aldı bilmem anımsarmısınız?
(bakınız 18,hey girl vs dergilerin 80-90lı yılları son sayfaları)

Sonra bilgisayarlar evlerimize girdi chat siteleri çıktı, yetmedi kameralı sesli vesaire aldı yürüdü. Cılkı hoşafı çıktı başından kalkmayanlar hastalıklı biçimde kullananlar yine manşetlere oturdu çok gençlerin beyni yıkandı(bakınız:intihar eden ya da birilerini öldüren satanistlerin öyküleri,cinayet işleyen maşaların ifadeleri)

Ardından siberalemler,netlog,gayet.net,yonja,hi5 ve bir dolu site ünlü oldu hepsine de kaydoldu aynı kişiler.
Ünlülerin de ordan buldukları kişilerle aşk yaşaması ve basında yer alması ilgiyi arttırdı.
Bir msn ,bitmek bilmedi nedense sürekli ekleyen olurdu rastgele artık olmuyor yıllardır fazla da kullanılmıyor zaten,facebook skype vesaire sayesinde sanıyorum..ama o da webcam ın var mıı diye başlayan yılışık muhabbetlere epey hizmet etti zamanında. (Belki de halen ama benim haberim yok:p)

Sonra teknoloji jet hızıyla gelişti cep telefonlarında aynı olaylar döndü,ödemeli aramalar rastgele mesajlar,bazı ortamlarda bluetoothla rastgele resimler mesajlar virüsler havada uçuştu az buz kavga kıyamet kopmadı hattagazetelerde tv lerde gördük anımsarsınız.
Bu arada cepten internete girebilmemizle hızla cepten chat tuzakları kuruldu örneğin avea chat az buz fatura şoku yaşatmadı veya diğerleri gençlere:D

Telefonlar gelişti,internet paketleri bir derce daha makul hale geldi,facebook aldı yerini pek çok çöpçatanlık hizmetinin.Bağımlılık haline gelen internet kullanımı gençlerde asosyalliğe, evli çiftlerde ise boşanmaya neden olabiliyor haberleri manşetlerden düşmedi.
Evden veya cepten sürekli face e bakmak ihtiyaç halini aldı tuzak oyunlar vs ile kendisine ve sandalyesine bağlamayı başardı insanları facebook.Sonra twitter bağımlılık halne geldi.Nedense herkeste önüne geçilmeyen bir arkadaş sayısı arttırma,tanışma vetakip edilme arzusu peydah oldu ve bunun için olmayacak yollara başvuruldu.Hala da devam ediyor tabii.
Cepten bağlanılması ise oturduğu yerde bile etrafındakilerle iletişimini kesti insanların..Yok yaaa diyen yoktur sanırım?Göz teması olmadan konuşmaya alıştınız mı siz yoksa?

Türkiye’nin ilk mobil arkadaşlık uygulaması diye yutturulmaya çalışılan:p (diğer anlattıklarım hatta unuttuklarımın yanında esamesi olmaz)
Tolki fırtınası esti bir ara ilk twitter da gördüm bu saçma ve yakışıksız uygulamayı,yine olanca art niyete açık bi çöpçatan uygulaması bilmemkaç metre uzaklıktaki kişilerle sizi eşleştiriyo ve muhabbet ediyosunuz o arada zaten konuşma belli bi süre sonra kesileceğinden sanırım telefon msn face verilmiş oluyodur 0.o
Ve sevgili kavgaları,kuşkular,kavgalar anında başladı twitterda bilee:)
Ootomatik olarak karşınıza birileri çıkıyor ve bu da şahane bişey gibi yansıtılıyor?
Ama korkutucu olan gösterilen ilgi, o kadar hızla çığ gibi büyümüş ki okurken şok oldum resmen:
24 Şubat’ta App Store’a eklendikten sonra 24 saat içinde App Store Social Networking kategorisinde, 48 saatte de tüm ücretsiz uygulamalar içerisinde birinci sıraya çıkmayı başarmış olan Tolki, bir ayda 60 bin kişi tarafından indirildi. 1 ayda Tolki’ye 75 bin fotoğraf yüklendi. Tolki, App Store’a eklendiği ilk günden itibaren yoğun ilgi gördü ve sosyal medyada sıkça konuşuldu. Twitter’dan Tolki hakkında yaklaşık 2000 tweet atıldı.Çok deneyimli bir ekip tarafından işletilen ve 7/24 kontrol altında olan, güvenli (what?) ve kullanıcı dostu Tolki uygulaması, rahat ve eğlenceli detaylarıyla özellikle kadınların vazgeçilmezlerinden olmaya aday.(!!)-nası yani?
Tolki kullanıcılarının %77’si İstanbul, Ankara ve İzmir’den. Bu şehirleri Antalya ve Bursa takip ediyor. Toplam kullanıcıların %60’ını 18-28 yaş grubu oluşturuyor.-kalıbımı basarım 13ten başlıyodur ergenler baştadır

download apps.
Description
tolki, seni yakınındaki insanlarla karşılaştıran, belki iyi bir arkadaş, belki de aşkı bulacağın yepyeni bir uygulamadır.

"tolki’de aramak, taramak, beklemek yok. Nasıl tiplerden hoşlandığını işaretle, gerisini tolki’ye bırak."
Eeee sonra bana ruh eşimi mi bulucaksınız?Bunları mı:p  yo yo böyle biskolata tipler olacağını hiiç sanmam:D

Bu nasıl bir korkunç uygulamadır güvenlikten neyi kastediyorlar anlamış değilim ben? neden bu kadar ilgi görmüştür bunu da anlamam mümkün değil benim,ama aklıma gelen tek şey var ki,teknoloji gelişiyor olsa da,eğitim ve iş çevremiz eskisinden kalabalık olsa ve internet-cep telefonlarımız sayesinde iletişimimiz gerçek arkadaşlarımızla kopmuyorsa da (kullanım amacı bu olmalı zaten),kalabalıklaştıkça yalnızlaşıyor muyuz acaba ne dersiniz?
Eskiden daha kapalıydı daha sıkıydı ortam ve arkadaş bulmak için bazı yollar bulmaya çalıştı insanlar.
Her dönemde de iyi ve yalnız insanları bulup dolandıran,suistimal eden,kötü emellerine alet eden insanlar peydah oldu.Bundan çocuklarımızı,gençlerimizi,kendimizi nasıl koruyabiliriz bunu düşünen var mı?

Bunlara bu kadar bağlı olmanın yalnızlaşmak ve aradığını bulamamak gibi sebepleri olsa da ilginin bu kadar artması bana endişe verici geliyor vesselam. Peki ya size?

Çikolatalı Sufle yaptım ki ben!!

Şimdi,arada baktığımız bloglar var sürekli izlediklerimiz var elbette,kısayollarımda olan blogardan biri hesionka bir pamuk şeker kızı var ki arada merakımdan gidip bakıyorum(bebek hastası oldugum için) neyse yine bloguna gidip bebişin resimlerine bakarken daldan dala atlayıp çikolatalı sufle tarifine denk geldim,malzeme çok azdı kolayca yaparım sandım ama yapılışını okuyunca vazgeçtim:p
Yine de dayanamadım ve eve giderken çikolata alıp hemen yaptım^^ benden de okuyan yapmak isteyen olabilir diye paylaşmak istedim özetle.
Malzemeciklerimiz:
6 adet yumurta
1 büyükce kaşık margarin (100gr.margarin kestim ben üzerinde ölçüleri var malum artık)
yarım bardak toz şeker
1,5 bardak süt
3 kaşık un
3 kaşık kakao
1 paket bitter çikolata

Yapılışı:
Isıya dayanıklı kaseciklerimizi yağlayıp hazırladık.Bizde sufle kapları vardı:)
Yumurtaların sarıları ile aklarını ayıralım önce.. Aklarını büyükçe bir kaba ayırın sarılarını ayrı bir kaseye.
Kaserolün içine margarini koyup eritiyoruz,kısıyoruz altını ve şekeri, sütü, unu, kakaoyu koyup iyice karıştırıyoruz ben elde çırpma teli kullandım. Çikolatayı da kırıp içine atıyoruz ve iyice karıştırıp eritiyoruz. Koyulaşana kadar karıştırmaya devam...Koyu kıvamlı bir karışım yaptık mı yaptık,altını kapatalım.
Şimdi yumurta aklarına bir tutam tuz koyarak kar kaline getiriyoruz-mikser veya robotun karıştırma ucuyla,köpürmesi gerekiyor olabildiği kadar fazla.
Şimdi ocaktaki çikolatalı karışımın içine önce sarıları koyup çırpıyoruz ,sonra da yumurta aklarını koyup iyice karıştırıyoruz sanırım tahta kaşıkla olması daha iyi (tv de görmüştüm) Bu arada fırını yakalım 180 derece .
Kaplara bölüştürelim 6-7 adet çıkıyor ve fırına verelim 20-25 dk pişiriyoruz. Püf noktası kenarlarının kek gibi ortasının ıslak kalması. Bıçak ya da kürdanla kontrol edebiliriz. Kenarlara batırdığınızda kuru, ortaya batırdığınızda ıslak çıkıyorsa tamamdır demiş hesi:D
Dondurma, krema ya da pudra şekeri ile servis ediyoruz.Böyle de nefis pufidik bişey bu suffle^^
Allah ım nirvanaya ulaşmış gibiyim artık evlenebilirim diy mii:))))

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...