çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2016 Cuma

Bi Çay?

“Çay ister misin?” diyorsun ve sana “Tabi ki! Harika olur! Teşekkür ederim!” diyorsa 
bil ki gerçekten çay içmek istiyor.

“Ya aslında emin değilim…” derse, 
ona çay hazırlayabilirsin ama aklında olsun, içmeyebilir ve eğer içmezse (burası önemli) ona çay içirmeye çalışma. Düşük bir çay içme ihtimali var diye çay yapma zahmetine girmiş olduğun için onu suçlayamazsın. Çay içmek istemediğini kabul etmek zorundasın. 
Çayı yapmış olman onu mutlaka o çayı içerken izleme hakkın olduğu anlamına gelmez. .

“Hayır, teşekkür ederim” derse, 

çay yapma. O kadar. Çay yapma, ona içirme, içmek istemedi diye kızma. 
Anla işte çay istemiyor. .

Sana, “Evet, teşekkür ederim” deyip, 

çay geldiğinde aslında istemediğini söyleyebilir. Evet, onca zahmete girdikten sonra bunu duymak seni gıcık edebilir. Ama hala hiçbir şekilde çay içmek zorunluluğunda değil. 
Önce istiyordu, şimdi istemiyor. Bazen insanlar sen çayı yapmaya başladıktan çay hazır olana kadar geçen sürede kararlarını değiştirebilirler. Bunda bir sakınca yok. 
Bu yine de sana çayı zorla içirme hakkı vermez.

Bilinci yerinde değilse, çay yapma. 
Bilinci yerinde olmayan insanlar “çay ister misin?” sorusunu anlayamazlar. Diyelim ki, soruyu sorduğunda bilinci yerindeydi, evet dedi ve çayı yapana kadar bilincini yitirdi. Çayı bırak, karşındaki insanın sağlığının yerinde ve kendisinin güvende olduğunu kontrol et ve –burası çok önemli- ona çay içirme.

Biri eğer çaya evet derse, içmeye başlarsa ve daha sonra bilincini kaybederse, çayı zorla boğazlarından geçirmeye çalışma. Çayı uzaklaştır ve onun iyi olup olmadığına bak. 
Şuuru kapalı insanlar çay istemezler. Bundan şüphen olmasın.

Biri geçen Cumartesi senin evinde çay içtiyse bu her zaman seninle çay içmek istediği anlamına gelmez. 
Durduk yerde evine gidip çay yaparak “AMA GEÇEN HAFTA ÇAY İSTİYORDUN” 
ya da sabah uyandıklarında ağzından içeri çay dökmeye çalışarak 
“AMA DÜN GECE ÇAY İSTİYORDUN” diyemezsin. .

Çayda ya da sekste, rıza her şeydir..;)

31 Temmuz 2011 Pazar

Simiiiitttttçiiiiiiiii

Az önce mahallede bi ses yankılandı, canhıraş giyinip balkona koştum ama simitçi değil eskici çıktı:(
kaçıncı kere hem de..anlık bile olsa bişey umup bulamamak nasıl acıtıyo bazen.
Bir içlendim ki anlatamam nedense..ve aklıma çok sevdiğim bi şiir geldi.
Daha dün sanırım twitter da sevgili Harun Kolçak" Koşullar her ne olursa olsun, insanı en fazla güçlendiren şey şükür duygusudur. Sizce şükretmeyi unuttuk mu ?"
demişti ve ben de "bitmek bilmeyen beklentilerimiz,hayallerim​iz ve bunların gerçekleşmiyor oluşu,elimizdekilerin değerini unutturup şükretmeyi unutmamıza sebep oluyo zaman zaman malesef" demiştim,arada güzel sohbetlerinden alıntılar eklicem bloguma:) birebir sohbet edip hatta paylaşıyor ona gelen yanıtları sevgili Harun,öyle bizden ki..
şükretmek için illa bizden bin beterini görmemiz gerekiyorsa yaşamın anlamını çözemiyoruz demektir.. demiştim mesela..
Şükretmeyi unutuyoruz,ne bekliyoruz hayattan? yok aslında benim fazla hayallerim..beni anlatıyor işte bu şiir bu yüzden:.

Basit yaşayacaksın.
Mesela susayınca su içecek kadar basit.
Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
tek bir düğme, tek bir cümle gibi;
sevince lafı dolandırmadan söylediğin
“seni seviyorum” gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana;
basit sıcak bir öpücük
ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın;
hep yanında taşıdığın,atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman
ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak
sıcacık kollara dolanman
ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak.
Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana
en ucuz aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;
parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana
kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir“fa diyez”in mutluluğunu.

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.
Temizlik kokacak en pahalı parfümün

“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde
ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.
Tek dereden su getirmen yetecek,bir “istemiyorum” diyebilmeye.

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek;
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.
Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi

basit...


Çay, simit ve peynirle...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...