aret vartanyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aret vartanyan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2013 Pazar

Büyümedim...henüz..

”Eninde sonunda yalnız, yapayalnız olduğu gerçeğini kabullenemiyor insan. Büyüdükçe kabullenirsin dediler, yolun yarısını geçtim nafile. Sırtımı yasladığım sırtların çekilmesi, elini tuttuğum ellerin kayıp gitmesi, yüreğimin ellerimde kilitli kalması.
Her şeyimle kucaklanmayı beklerken yaşadığım hayalkırıklığı, çocukken yaptığın resmi akşam eve geldiğinde babama göstermek için bekleyip sonra da onun hiç ilgilenmemesi gibi…
Yüzüme atılan gülücüklerin sahteliğinden, seni olduğun gibi sevdiğine inandıklarının bile sırtını dönmesinden yorgunum artık.
Ringde ciğerlerinden kan gelen boksör misali hayat bir yandan, o bir yandan, bu bir yandan… Her insanın bir miladı varsa bu kaçıncı milad.
Bu gece kendi sessizliğimde boğuluyorum.
Bir gömlek, bir ceket çekip gitmek, bilmediğim sokaklarda kaybolmak, belki de kendimden kaçmak, hiç olmak…
Yine bir milad, yeni bir milad.
En zoru bilirsin artık bugün dün, dün bugün gibi olmayacak artık.
İçini yakanlar anlamayacaklar bile ne olduğunu, seni yokederken anlamadıkları gibi.
Bir an ki, her şeyin koptuğu, köprülerin yakıldığı.
Anlaşılmaktan vazgeçtiğin, kendi bedenini bile bırakıp gitmek istediğin… Sabah olmasını istemediğin saatler…
Belki de gerçekten güçlü olacağın an, gerçeği kabul edip, yalnızlığına sarılıp, beklediklerinden vazgeçtiğin an olacak.
Gel gör ki henüz o kadar büyümedim ya da az kaldı.”

26 Eylül 2013 Perşembe

Aşk..

Tam ben yazsam bu kadar olur dersiniz ya, öyle bir yazı kaleme almış Aret Vartanyan..
Çok şey yazasım var aslında bu ara ama boğazımda bi düğüm..engel oluyo bana..
Tam mucizelere inanacakken, betona çarpmak hayatın ta kendisi değil mi?

Aşk her şeydir de, bir insana aşık olmak nasıl farklı bir tat katar yaşama...
Siyah beyaz karelerin içine renkler düşmeye başlıyor. 
Hayatın tekdüzeliği kaybolurken, her sabah kelebekler uçuyor yüreğinde. 
Telefonun her titreyişinde kalbinin sesini duyarken, minik bir dokunuş hayallerini süslüyor. 
İlk dokunuş, ilk temas, ilk öpücük,... 
Paylaşılan ilk şarkılar, ilk dans, ilk olan birçok şey... 
Yaşı yok, yeri yok, zamanı yok... 
Günün getirdikleri, yaşamın kuralları karışana kadar ne kadar güzel her şey. 
Korkularımız, geçmişimiz, çevremiz yavaş yavaş kirletiyor aşkı. 
Aşka aşık olmayan, aşkı nasıl yaşar ki? 
Aşkı kurallarla yaşamaya çalışan, yüreğini dizginleyen, aşkın tadını nasıl alabilir ki?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...