aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Temmuz 2016 Cuma

Yarayla alay eder yaralanmamış olanlar..

Kimileri yazmaya teşvik ediyo beni, kimleri sus diyor. Aynı içseslerim gibi.
Sus diyor, içinde kalsın, nasılsa duysalar da anlamayacaklar. Hatta anlasalar ne anlamasalar ne?
Kulaklar kör gözler sağır olmaya adanmışsa özellikle de bir duvarı aşabilen sözcükler sırtından vurulup birer birer düşebilirler önünüze...
Bu yüzden sus.
Herkes, zaten bildiğinden emin olduğu ile kalsın en güzeli bu çünkü siz konuşmaya başladığınız an hesap sorma hakkı görecekler kendilerinde amansızca. Oysa böyle bir hak yok..
Yazmıyorum, yazamıyorum, ifade edemiyorum içimdekileri ama tutmak bana ne kadar zarar veriyor bunu da biliyorum..
Döktüğüm gözyaşlarımın bedelini kimseye ödetmeyi düşünmedim hayatım boyunca, kimseye lanet etmedim bir kişi hariç o da dost kontejanından canımı yaktığı için, yine de kabul olmasın dilerim ki,benim ahım kimseyi bulmasın..
yaptığım hataları bana yaşatılanları "ibret" görmedim ki yeniden şans verebileyim hak eden birine, ama tecrübe olarak heybeme attım, suçlamadan, kapalı olmasın kapılarım sırf geçmişte yaşadıklarım yüzünden, bu bana da haksızlık olurdu..Hak edene de. 

Nedir hak etmek? Hep hak ettiğimizi yaşamayacağız elbette etmediklerimiz de olacak ama her birinden
asıl mesul olan yalnızca benim..

Çünkü benim hatalarımın bedelini ben ödemeliydim, benim yanlış kararlarımın sorumlusu sadece ben olabilirdim, denemeden bilemeyiz ya bazı şeyler bize ne getirecek, kucağında beyaz güllerle gelen hayat,
 aniden uzaktan ateşler içinde bırakabilir sizi. 

Siz yanmayı seçince kül olmazsınız, pişersiniz, demek hamdınız, bundan sonraki yolda daha iyi göreceksiniz kucakta sunulan gül mü? Ya da siz güller verebileceksinizdir belki bu defa.
Nefret kustuğum öfkeden deliye dönüp ağzımdan çıkanı kulağım duymadığı zamanlar olmadı mı,
kimin mükemmel ve kusursuz bir fren sistemi var ki? Karşımdakinin hava yastıklarına güvenip bodoslama dalmak beni mazur göstermeyecektir, kaldı ki bana hiç yumuşak yer denk gelmedi. Haklı da olsa, haksız da.
Ben işittiklerime kulaklarımı tıkayıp araya yastık koysam da hasar almamak için, karşılıklı sağ çıkmak imkansızdır bu yaralarla velhasıl.
Bir insanı kusurlarıyla kabul etmek ve insan olmanın zaaf ve gereklerinden bahserken,
kusur gördüklerimden dolayı yargılayamam, ben kusursuz olmasını bekleyemem kimseden
kendim değilken, bu bencillik. Ve ben bencil insanlardan hep nefret ettim.
Kendimi korumak adına da kabulllenemem bunu.
"Kaybeden beni kaybetti, bu yüzden en büyük kayıp onundur" egosu ise bana çok uzak, iki mükemmel insan anlaşamayabilir ve öz değerinden gram kaybetmez, kendi elleri ile kendi ipini çekiyorsa artık yapılacak bişey kalmamıştır, birimiz kötüyse de kime göre neye göre kötüdür?
Kırılıyorsan, kırılmışsan mutlaka bir yerde sen de bunu yapmışsındır ve bardak dolmuştur.
Beklentiler..sadece üzer. Ama beklentisiz umutsuz bir hayat söz konusu olamaz. Lakin senin  hayattan beklentilerin ve aşk /ya da dostluk anlayışınla karşındakinin aynı olmayabilir ve bu anlaşıldığı zaman artık hummalı biçimde hep karşı tarafta suç aramayı bırakmalısın.! 
Bu kötülüğü sadece  kendine yapmıyorsun çünkü hani deriz ya: "tek istediğim....dı" yalan!!
Asla tek bişey istemeyiz, her şey mükemmel olsun isteriz duyarsızca, duyarlı olmalarını hep bizi düşünmelerini isteriz, oysa karşımızdakinin hamurunu severiz ama onu yoğurup yeni biri yaratmaktır hevesimiz 
tam da ağzımıza layık.. damak tadımıza uygun.

"Hepimiz günün birinde
kendimiz için doğru olanı seçerken
bir başkasının yaşamının yanlışı olabiliyoruz..."
— Kürşat Başar

Yanlış olan sadece uyumsuz iki bireyin karşı karşıya gelmesidir, bu uyumsuzluk bazen ilk anda ortaya çıkar bazen çok uzun bir zaman diliminden sonra ufak fikir ayrılıkları ile başgösterip,
ben olsam böyle yapmazdım-demezdim lerle ayyuka çıkar ve kopma noktası kaçınılmazdır..
Çünkü sen o değilsin, o da sen değil. Ne beklediğini bilse de onu yaparsa senin kuklan olmaktan öteye geçemez.
"Şeytan görsün yüzünü" , "ne ölün ölüme ne dirin dirime" deriz ama bizler tövbelerini bozan aciz kullarız çünkü içimizde hep bir umut besleriz, bir şans daha isteriz bazen her şey yeterince kirlenmemiş çirkinleşmemiş se belki, ama iyi bir fikir değildir denemişi denemek..iyiyse de doğru kullanmak önemlidir o "son şans" ı. Karşındaki buz kesmeden önce.
Lakin umut olmasa yaşayamayız inancımız kalmaz hiçbir şeye. Her yanılgıda denemede kendimize kızmamız bundandır.
Ama bazen de söylenmeyeni, dile getirilmeyeni anlamak zorundayızdır.Gidebilmeyi mesela, yolun bittiğini.
Daha fazla kırılmayalım, omuzumuzdaki yük daha da ağırlaşmasın diye susabilirler. 
Sessizce vazgeçmemizi bekleyebilir ya da kendi hayatlarına devam edebilirler. 
Bireysel, onlara ait ve artık dahil olmadığımız hayatlarına. Orada onlara artık özgürlüklerini iade etmek zorundayız, saygıyla..kapıyı çarpmadan.
Sorulamadan, yargılamadan. Anlayışlı olmazsak asla anlaşılamayız.
Kabullenme aşamasıdır bu ve ruh ve beden sağlığımız için en önemli süreçtir.
Kabullenmek, olup biten her şeyi hazmetmek kolay olmayabilir, haksızlıklara uğradığımızı da düşünebiliriz
 ama bir zaman en sevdiğimiz olan insanlara en kötü sıfatları yapıştırdıkça çirkinleşip,
onların üzerine yapışmayacak etiketlerin bizim yüzümüzü iğrenilecek hale getirdiğini kabul etmeliyiz.
Birilerinden medet ummak akıl işi değildir, bilin ki verilen her destek size sonunda köstek olarak geri dönecektir 
veya yaralı bir hayvan gibi acı ve öfkeyle ağzınızdan çıkan her söz dönüp sizi yaralamakla kalmayacak, 
yerine ulaştığında fikriniz değişmişte olsa değişmemişte sadece bunları duymak kalan saygı ve muhtaç olduğunuz aşk kırıntılarını da yok edecektir.
Kimseden sevgi dilenmedim, bildim ki verdiğim kadarını alabilirim ama eğer alamamışsam ,demek ki ona yetmemiş benim iki kişilik sevgim..Bazen de sırf bu yüzden vazgeçmelisiniz. Yetmediğinizden..
Öfkenin kıskançlığın acının tüm acımasız silahlarını kuşanıp öldürmüşsek son kalan hayat emaresini de, 
artık sorumlu yalnızca benim..onun suçunu da ben sırtıma aldım. Haklıysam da bu davayı kaybettim.
Daha fazla leş kargası gibi beklemem ölünün başında, son damla kanına kadar tüketmek için.
Hala yaklaşan her canlıyı aynı silahla vurmaya kalkışmam..belki iyileştirecektir biri onu?
Özetle durmam gereken yerde dururum..o kanı içimde kuruturum sızdırmadan.
Kabullenmek mi?.siz ne dersiniz adına bilmem. 
Kabullenmek köprüdür...Bırak hayat olduğu gibi gelsin..

 

16 Kasım 2015 Pazartesi

Anlatayım bayım...

Peşimde olan onca insan arasından, üstelik hiçbir karşılık beklemeden 
neden seni sevdiğimi anlamaya çalışıyorsun değil mi. 
Anlatayım. 
Sen bana hiçbir zaman aşık olmayacaksın güzel adam. 

Seninle hiçbir zaman gittiğimiz her şehirde -mutlaka- sevişmeyeceğiz. 
Seninle başka şehirlere gitmeyeceğiz bile. 
Sen gecenin bir yarısı uyanıp nefes alıyor muyum diye kontrol etmeyeceksin beni. 
Çoğunlukla sarhoş halde sızacaksın yanımda. 
Makine durmadan uykuya dalarsam, sen kalkıp buruşmadan asmayacaksın çamaşırları. 
Ütü yapmayı bilmediğimden haberin bile olmayacak belki. 
Faturaları sen takip etmeyeceksin. 
Bizim asla bir evimiz olmayacak ki..

Biz hiçbir zaman, ”Biz” olmayacağız ki.
Sen benim gözlerimde tek olmak istemeyeceksin mesela hiç. 

Büyük ihtimalle gözlerime öyle çok fazla da bakmayacaksın zaten. 
Senin gözlerinde bir başkası olacak çünkü her zaman. 
Sen benim en zayıf yanlarımı hiç bilmeyeceksin. 

Hep makyajlı göreceksin beni. 
Sabah olunca o tuhaf sessizlik olmadan kendi evime gideceğim ben hep. 
Hasta olduğumda sümükten örümcek ağı tutmuş iğrenç burnumdan haberin bile olmayacak. 
Saçlarım hep temiz olacak senin yanında. 
Küfür kıyamet ağzımın arkasında gizlediğim, bir kedi öldü diye saatlerce ağlayan 
küçük kızı göremeyeceksin sen hiç. 
Her işime sen koşmayacaksın. 

Benim gözlerim yanmasın diye kıyamayıp soğanları sen doğramayacaksın. 
Sana alışmayacağım. 
Bir anda gitsen, ben, sen olmadan ne yapacağımı bilemiyor olmayacağım hiçbir zaman.
Aslında sen, bana hiç gelmeyeceksin bile. 

Benim olmayacaksın asla. 
Canımı yakamayacaksın benim hiç. 
İçime işleyip, her şeyim olup, sonunda beni bir piç gibi ortada bırakıp gitmeyeceksin işte!
Zor olduğun için seni sevdiğimi sanıyorsun değil mi? 

Ben seni -imkansız- olduğun için, beni bir kez daha öldüremeyeceğini bildiğim için seviyorum.


Ruhumdaki rüya yakalayıcılar artık bir işe yaramıyor, başlayan her yeni gün kabus. 

Çıkıp yastığımın altından başlıyorlar boğazımı sarmaya ve gün boyu devam ediyor atak atak.

Sen, bunların hiçbirini bilmiyorsun.

Sen, bunları bilmek için fazla uzaksın rüyasına da, gerçeğine de hayatın.

Artık ben şaraba daha yakınım..
Kırmızılığı sarhoş ederken, hayallerimi de es geçmiyorum.
Belki bir sahil kenarında yalınayak, kollarımı havaya açıp sana hayallerimden bahsederim.
Ama zamanı var.
Ya da zaman, sen neredeysen orada değil.
Bunu bilemiyorum...

26 Eylül 2013 Perşembe

Aşk..

Tam ben yazsam bu kadar olur dersiniz ya, öyle bir yazı kaleme almış Aret Vartanyan..
Çok şey yazasım var aslında bu ara ama boğazımda bi düğüm..engel oluyo bana..
Tam mucizelere inanacakken, betona çarpmak hayatın ta kendisi değil mi?

Aşk her şeydir de, bir insana aşık olmak nasıl farklı bir tat katar yaşama...
Siyah beyaz karelerin içine renkler düşmeye başlıyor. 
Hayatın tekdüzeliği kaybolurken, her sabah kelebekler uçuyor yüreğinde. 
Telefonun her titreyişinde kalbinin sesini duyarken, minik bir dokunuş hayallerini süslüyor. 
İlk dokunuş, ilk temas, ilk öpücük,... 
Paylaşılan ilk şarkılar, ilk dans, ilk olan birçok şey... 
Yaşı yok, yeri yok, zamanı yok... 
Günün getirdikleri, yaşamın kuralları karışana kadar ne kadar güzel her şey. 
Korkularımız, geçmişimiz, çevremiz yavaş yavaş kirletiyor aşkı. 
Aşka aşık olmayan, aşkı nasıl yaşar ki? 
Aşkı kurallarla yaşamaya çalışan, yüreğini dizginleyen, aşkın tadını nasıl alabilir ki?

6 Ocak 2012 Cuma

AŞK ı gördüm ben..VARMIŞ!


Bugün aslında yılbaşından önce başladığım bir konuyu yazacaktım..yine paneli açtım, güncellenen bloglara baktım önce şöyle bir..sonra?
Çok eskiden beri bildiğim beğendiğim bir bloğu ziyaret ettim güncellenmişti uzun zaman sonra, link within var ya bakarmısınız siz bilmem, ve oradan annesine yazdığı bir yazıya gittim " benim annem bambaşka, herkesin annesi özeldir kendisine ama " demişti..en sevdiğim şarkı vardı sonunda,link açılmadı kendim açtım dinledim.
Ordan başka bir yazısına tıkladım, ismi yazıyordu orda  facebookta herkese açık güncellemelerine baktım ve nerdeyse her gönderi sonunda anneciğinin sıcacık sözcüklerini gördüm..Ama öyle nezaketten çıtkırıldım sözler değil içten, sevgi dolu.. sonuna kadar destek,takdir..
Benim annemden görmediğim şeyler bunlar..Dünya iyisidir o benim başımın tacı ama..ama işte göstermez sevgisini,destek olmaz hiç:(
Anneye tıkladım gayriihtiyari, çünkü çok benziyorlardı:) ona bakmaktı amacım.Belki de merak ettim gerçek mi diye.. Mükemmel olan ve gerçek olan bişey varmıdır? Ya AŞK var mı gerçek mi??

Eşiyle birlikte resimleri vardı, gülümseyen resimler ve herbirinin altında içten sevgi sözcükleri..
Anlata anlata bitiremediği bir sevda ki,özenle seçilmişti her bir kelime..bazen şiirler,eşini göklere çıkartıyordu bu kez de. Çocuklarını da. Yaşadığı her şey ona değer katmıştı demiş ki bir resmin altına:
".YILLAR NE ÇABUK GEÇİYOR..AMA KORKMUYORUZ HAYAT SENDEN...KIRIŞ KIRIŞ OLSAKTA BİZ YİNE BİRBİRİMİZİN GÖZLERİNDE KAYBOLACAĞIZ...."
Durdum..dondum öylece, gözlerimden yaşlar önce yavaş sonra benim bile şaşıracağım hızl akmaya başladı her yeni resimde..
Az önce.. bir ömrü birlikte tüketmeye söz vermiş, evliliğin o korkutucu kaosuna girip parıltısını yitirmek yerine daha da güçlenmiş, çocukları ve verdikleri emekle dünyaları renklenmiş bir çift gördüm ben.
Evlilikten deli gibi korkan ama kapıyı ömrünce anahtarla açmaktan da ölesiye korkan ben..
Neredeyse 40 yıllık.. Gencecikler hala..O kadar güzeller ki..Gökkuşağı onlar.
Birbirine hala sevgiyle bakan..yok yok ilk günlerde olamaz bu tutku, yaşadıkça,sabırla paylaştıkça çoğalmış daha da güzelleşmiş inanamadım..
AŞK vardı gerçekten ve ben onu gördüm!! "ömürlük" olduğunu görmekti beni büyüleyen..
5 dk önce inanılmaz bir enstrümantal müzik paylaşmış başına yine eşi için muhteşem bir şiir eklemişti..
onu paylaşıcam herkese açık olduğu için,ki anlayın siz de gördüklerimi biraz olsun,müziği hemen açın ama
Gelme çocuk!
Benim denizimde yüzemezsin sen, kolların kısa kalır dalgalarıma…
Ölürsün çocuk bulaşma yalnızlığıma.
Karanlığıma yaklaşma çocuk, içine alır ıssız sokaklarım ellerini.
Gözlerini kaybedersin kuytu gecelerimde.
Viran şehirlerime ayak basma çocuk, yıkılırsın.
Divaneliğim korkutur seni, umutlarını yıldırımlar kaçırır.
Uçurum kaçkınıdır ruhum, ruhumla yorulursun yaklaşma çocuk.
Ellerim ateştir, dokundukça kavrulursun..
Sevme çocuk!
Sevilecek yürek mi benimki?
Çoktan unuttum renkleri, çoktan tükettim sevgileri.
Sakın sakın sevdirme kendini.
Söyleme çocuk!
Konuşma sakın anlatma kendini, şarkılar söyleme senin ikliminden.
Her şarkı yarım bende.
Yarımlaşma ellerimde seni bulamam, sus çocuk sus!
Alıştırma kendini bana, ben olursun çocuk…
Ben sen olamam uğraşma,
Ağlama çocuk ben kıyamam ağlayana.
Gözlerine ulaşamam.
Bir gün gelir gidersin çocuk, içimdeki şarkı biter yaşayamam.
Yaşayamam…

Yani o an oradaydı belki de.Dayanamadım, bakıp geçmek istemedim..bu haksızlık olurdu..güzellikler karşısında susulup kötülüklere mi veryansın edilmeli hep? Mesaj a tıkladım oraya nasıl vardığımı açıkladım önce ve içimden geleni yazdım birkaç satır  normalde hiç böyle değilim aslında ama ben ben olmaktan çıkmıştım o anda ;
minik bi bölümü şöyle..
"ve bir an resimlerinize tıkladım eşinizle..
Hayat durdu..hayal ettiğim, görmediğim ama yaşamayı ve yaşlanmayı dileğim bir aşk gördüm..ağladım. her resmin altına üşenmeden yazdığınız sevgi sözcüklerinizi okudum dikkatle, tesadüf değil demek beni getiren dedim yine ağladım. Dua ettim Allah ellerinizi ayırmasın diye. 8 dk önce bir video eklediğinizi görünce de eğer ordaysanız bunları duymayı hak ettiğinizi düşündüm..
Çok sevgiler saygılar.
ipekböceği"

evet yazdım ve gönderdim bunu (cürete bakın mı dersiniz artık gereksiz mi)
ama 5 dk sürmedi o güzel gülen güzel yaşayan sevmeyi hem de nasıl bilen kadın cevap gönderdi,şaşırdım..

"çok teşekkür ederim güzel yürekli kızım mı diyeyim..??beni çok şaşırttınız..çok mutlu oldum ..
herkese sevgi aşk diliyorum ..herkese allah dilediği gibi aşkı yaşamasını nasip etsin..
benden daha mutlu nesil görmek tek dileğim..sevgiler saygılar..
kimseniz hep bu güzel yürekle yaşayın yüreğinizden öpüyorum..."

Ya, hani rüyanızda muhterem birini görürsünüz size bir yol açar ya, hafiflersiniz..öyle güzeldi onunla sohbet etmek,ve dilerim daha nice sohbetler edicez:)
Nazar değmesin diye binbir Maşallah diyorum ve ben de diliyorum böyle ömürlük bir sevda ve sevdiğimin gözlerime hep aynı heyecanla bakmasını..."amin"

Not: Benim şu başlıktaki sloganım da çürüdü gitti böylece:)

21 Ocak 2011 Cuma

Aaahh



Benim sevdasında bencil; ama yüreğinde sağlam sevdiğim. 
"Aklıma gelişini seveyim: 
Ne güzel darma duman ediyorsun beni...



Şarkı da tesadüfen seçilmedi tabii,sözleri çevirisiyle şöyle:

Aşkın hayaletini bırakıyorum
Sadakatin üzerine düşen gölgelere
Taptığım kişi o
Sessiz boğuluşumun inancı
Üzerimdeki hem iyi hem de kötü olan büyüyü boz
Kaderin kollarında kaybolan
Hem iyi hem de kötü...
Pes etmeyeceğim
Ele geçirildim onun tarafından
Bir haç giyiyorum
O benim İlahım oluyor
Üzerimdeki hem iyi hem de kötü olan büyüyü boz
Kaderin kollarıda kaybolan
Hem iyi hem de kötü
Seni istiyorum..
Sadece seni istiyorum
Ve sana ihtiyacım var
Sadece sana ihtiyacım var
Üzerimdeki hem iyi hem de kötü olan büyüyü boz
Kaderin kollarıda kaybolan 
Hem iyi hem de kötü..

I'm giving up the ghost of love
In the shadows cast on devotion
She is the one that I adore
Creed of my silent suffocation
 Break this bittersweet spell on me
 Lost in the arms of destiny
 Bittersweet
 I won't give up
I'm possessed by her
I'm wearing a cross
She's turning to my god
Break this bittersweet spell on me
Lost in the arms of destiny
Bittersweet
I want you
[I'm only wanting you] 
And I need you
[I'm only needing you]
Break this bittersweet spell on me 
Lost in the arms of destiny
Bittersweet...

4 Ocak 2011 Salı

Herşeyde..


Seninle yaşlanmak istiyorum..
Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. 
Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum...

Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. 
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin.
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim.
Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız..
Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek...
Böylece yaşamalıyız işte.

Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın.
Ve ben söylenerek sıranı almalıyım.
Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.

Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. 
Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.

Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Eve gelip, benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...

Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. 
Tebessümler açtırmalı yüzünde. 
Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, 
birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde".

30 Aralık 2010 Perşembe

Mutlu yıllar sizee

Belki bu yıl çok şeye kızdın...delirdin...kırdın...

Belki kendinden ödün verdin...savaştın...tek kaldın...

Belki aşık oldun...belki sevildin...belki terk edildin...

Belki aldatıldın, belki istenilmedin...kim bilir ...

Belki çok para kaybettin...belki işinden oldun...

Belki "ne yapıyorum ben yaa" cümlesini ard arda kurdun...

Her ne yaptıysan yaptın...
Bitti...

2011 çok güzel bir yıl olsun...
buna sen de gayret et!....


Gülmekten yanakların çatlasın..

Paranı koyacak cüzdan bulama...
Bankalar "yatırım" hesabın için telefonlarda kalsın...
 
Sağlık bedeninden aksın...


♥AşK  kalbini patlatsın...


Başarıların dillerde dolaşsın.....
 Mutlu huzurlu yıllar dilerim
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...