18 Ocak 2011 Salı

Kum Taneleri


Her tür ilişki avuç içinde duran kum taneleri gibidir...
Avucumuzu sıkmadan, gevşekçe tutarsak, kum taneleri kaymaz, durur...
Avucumuzu kapatıp, sıkmaya başladığımız an
kum taneleri parmaklarımızın arasından akmaya başlar...
Bir kısmını tutmayı başarsanız da, çoğu akıp gider...
İlişkiler de böyledir...
Esneklik varsa, diğer insana saygı duyuluyor ve özgürlük tanınıyorsa ilişkiler bozulmaz.
Ama diğer insanı çok bunaltırsanız ilişki de yavaş yavaş bozulur ve biter...


(K.Jamison)

Ha şimdi bu konunun özü
Sıkı söz değil mi, gerçeklik yanı yok değil var. İşine nasıl gelirse o yönden yorumlar her birey.
İlişkilerde mutlaka nefes alma alanı olmalı.İhmal edilmeyi hak etmeyen dostlarımız var,ailemiz var,sosyal etkinliklerimiz olmalı..kişisel hava sahalarımız hep vardır doğalı bu.
Dünya iki kişiden ibaret değil mutlaka. (öyle gelse ve öyle olmasını dileseniz dee)
İlişkiden benim kastım sadece aşk değil gerçi büyütelim çemberi arkadaşlık da aynı biçimde..
Ama her ikisi de sahiplenmeyi gerektirmez mi biraz? çok sahiplenmeden çok ait olmadan yaşayacaksın demiş can baba (o şiiri de sevmem:p) o zaman nasıl güvende hisseder ki insan kendini..
Bence huzur kendini sorumlu ve ait hissetmekle doğru orantılı. Sahip ve aitten kasıt kölelik değil elbette,sımsıkı sarıp sarmalamak yüreğinle:) Düşünmek diğerini bir şey yaparken..yoksa "biz" olamaz dejenere olur ilişkiler.
Ve esneklikten kasıt nedir? ne kadar esneyebilirsiniz ilişkinizde?
Ben esneyemem eğilip bükülmem de..
Mümkün olduğu kadar aralıktır kapım zaten her isteyen giremez(kulpu içerdedir gönül kapısının) ama içerde kurallara uymayan,zarar veren, ya da dileyen zorlanmadan çıkabilir hapolmaz zaten..bazısı da attırır kendini o ayrı^^

Gene "iyi ki dinlemişim" dedirtecek,konuyla paralel bi şarkıyla bağlar iyi geceler dilerim:D
binotdaha: Aslında bir alt yazıya uygunmuş bu şarkı yahu:)

9 yorum:

  1. Siz gerçekten de iyi bir insansınız. Yardımsever bir insansınız. İnanın çok mutlu oldum. İyi bir dostsunuz.

    YanıtlaSil
  2. Sevgili İpek, Osmanlı dönemindeki düğün davetiyelerine bakıyorum da, metinlerde "Muhabbet ve ünsiyet" kelimelerini bir arada kullanıyorlar. Birbirinizi seveceksiniz ama, aynı zamanda da birbinizle kaynaşacaksınız. anlamını taşıyor. Hiç şimdi duyuyormuyuz. Birbirimizi seviyoruz diyoruz işi bitiriyoruz. Oysa kaynaşabiliyor muyuz? Asıl önemli olan o. Kaynaşmak kum tanelerinin birbirine tutkal gibi bir birini tutması halidir. Seevginin dostluğa dönüşme halidir. Saygılar..

    YanıtlaSil
  3. İPEK BÖCÜĞÜM! OKUDUM AMA BU GÜN ÇOK YORULDUM YORUMU YARINA BIRAKIYORUM..ÖPÜLDÜN BÖCÜĞÜM..:))

    YanıtlaSil
  4. Bir ilişki aslında karşındakini tanıdığın haliyle sevdiğinde başlamaz mı? O zaman neden olanı değil de olmasını istediğimizi seviyor gibiyiz? Neden değiştirmeye çalışıyoruz birlikte olduğumuz insanı? Bu soruya yanıt arıyorum ama ne deneyimlerim ne de başka her işe yarayan psikoloji eğitimim cevap bulmama yardım etmiyor...Tahminimse şu: aslında herkes partnerinin sevgisini sabırla eş tutup bunu test ediyor. "Acaba ne yapsam beni hala daha sevmeye devam eder?" sorusu ile karşısındakini eğip bükme çabasına giriyor. Ama kırılma noktası bulunup da test sonucu elde edildiğinde zaten o ilişki bitmiş oluyor...Ondan sonra da gelsin pişmanlıklar gitsin keşkeler...Ne gerek var ki sabrın sınırını öğrenmek için kasmaya? Kaldı ki, sevgi eşit değildir sabır. İnsanlar herşeye tahammül etmek duruunda değiller, ama eğer karşı taraf da sizi kaybetmek istemiyorsa kendini değiştirmek isteyecektir. Ama değişim asla dışardan zorlama ile olmuyor...

    YanıtlaSil
  5. tzygane,hoşgeldiniz,
    mesleki bir bakış açısı gerekiyordu bu tezat düşünceleri yorumlamak için teşekkür ederim öncelikle.
    ben tamamen "şahsi" düşüncemi belirtip fikir soruyorum burada.
    Belki benim kapalı unuttuğum bir pencereden cevap gelir ve
    ben de güneşi görebilirim diye..
    yani doğrusu budur demiyorum kaldı ki herkesin doğrusu farklıdır ve kendinedir.
    teorik açıklamalar da bunu değiştiremez:) aynen profilimde belirttiğim gibi.
    Herkesin gördüğü şahit olduğu yaşadığı olaylar,içinde bulunduğu çevre gibi
    faktörler vardır etkileyen görüşlerini,alışkanlıklarını.

    Ama bu konuda mesajınıza cvp vermek isterim yine de satır satır
    kendi bakış açımla ama-
    Bir ilişki tabii ki tanıdığımız haliyle bir ışık görmüşsek,
    frekans tutmuşsa başlar,gözler bazen net görmeyebilir anlık güçlü parıltıyla.ama ilişki şekillenmeye,olaylar karşısında kişiler gerçek davranış biçimlerini yani
    karakterlerini ortaya koymaya başladıkça farklılıklar,eksikler de ortaya çıkacaktır.zamanla(manevi)beklentiler oluşabilir bunu da doğal karşılıyorum ben.tek taraf emek veriyor,mutlu etmek için çaba sarfediyor diğer taraf hem görmezden gelip hem tepki bile vermiyorsa bu adilmidir? olduğu gibi kabullenmekle yakından uzaktan ilgisi yoktur.
    Direk kişiliğe müdahele olmadığı sürece-ki zaten bu değişmez maskelenir belki- mahsur görmüyorum ben bunda şahsen.Aksi takdirde boğar ve yalana teşvik edersiniz
    karşınızdakini.Ama kolay yalan söylüyosa anlarsınız ve yanlış yerde kalmamalısınız zaten.
    Diğer yandan her şey için emek gerekirken aşkı bir canlı(çiçek mesela) olarak tabir ederim ben,
    suyunu güneşini eksik edip olduğun yerde yeşer demek haksızlık olmaz mı? sürekli ilgilenmezsek çürümez mi?
    elbette onu mutlu etmek için kafa yormak,çok hoşlanmadıklarını kendimizde sorgulamak,
    ufak tefek değişikilikler yapmak(ki bu zenginleştirir insanı cv ye bir satır daha eklemek gibi)
    kaçınılmaz olmalı bence.Ama BENCE:)

    Özetle benim anlayışım şudur:
    Aşk bir milâd demektir.
    Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak,
    yeterince sevmemişiz demektir.
    Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey ; değişmektir!

    YanıtlaSil
  6. Ama kendi arzunuzla değişmek:)

    son cümlenize kesinkle katılıyorum,posttan uzun oldu cvp,tşk:)

    YanıtlaSil
  7. Profösör o kadar güzel bir örnek vermişsiniz ki,çok haklısınız:)

    YanıtlaSil
  8. Posttan uzun cevaplar postta sorulan sorunun yerini bulduğunu gösterir, bence sakıncası yok :)

    Fikirlerine katılıyorum, yanlış anlaşılmasın, ama işte kilit nokta senin de dediğin gibi, "karşılıklı" olması. Eğer karşındakini görmek istediğin yere getirmeye çaba harcıyorsan, sen de onun seni görmek istediği yere gitmek için yola çıkacaksın. Çiçek sahibinden ışık alan bir yer, su ve ilgi istiyorsa sahibi de çiçekten güzel kokmasını, evi güzelleştirmesini, zor anlarında kendisine huzur vermesini istiyor. Karşılık beklemeden yapılan yardım sadaka vermek gibi, aşık olanın ise mutlaka beklentileri olacak verdiği emek ve ilgiye karşılık...En azından, her "seni seviyorum"um ardında söylenmeyen "sen de beni sev"ler var...

    YanıtlaSil
  9. Kesinlikle benim de kastettiğim bu, tek tarafın emek vermesiyle de,değişmesiyle de bir yere varılmaz..sevilmeyi ummak sa karşılık beklemek değil karşılıksız sevmenin ta kendisi:)
    Evet uzlaştık ,kaldı ki faklı şeyler belirtmemiştik tekrar teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

YORUM ONAYI AÇIKTIR
Yani; saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkür ediyorum şimdiden..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...