3 Eylül 2016 Cumartesi

Çok olmadı kendi kelimelerimizle vedalaşalı..

Hele de burda öyle değil mi? yani paralel evrende.. peki neden?
Eli az bişey kalem tutan herkes isyanda.. herkes mutsuzluklarının, uğradıkları ihanetlerin,yenemediği hayat savaşının sorumlusu diğerlerini buldukça (-ki yok değil payları elbet) ve diğerleri de dayanamayıp uğradığı haksızlığa, dile getirdikçe bişeyleri , asıl yazılası şeyler uçup gitmeye ya da tatsızlaşmaya başladı gitgide.
Çünkü ben, beni hayata, hayattan sıyrılmak için takıldığıma göre de bu evrene bağlayacak pozitif şeyler görmek duymak ve yazmak istiyorum.
Kelimelerimizi sarıp sarmalayıp saklıyoruz kendimize..
Hesap sorulmasın diye. Çünkü yaşanası şeyler ellerden kum gibi kayıp gitmekte hızlıca.
Herkesin ince hesapları var bazılarınınki tam azimle s..an misali. Sinsice ve kirli..
Sen görüyorsun ama asıl görmesi görmesi gerekenin gözleri sımsıkı kapalı bu yüzden bastığı yerin pisliğinden bihaber..Oysa hep yanlış zaman, yanlış insan, yanlış yol, yanlış adımlar..
Elinde silgi hatanın beklendiğini bilemezsin, biri silerken o kıymetli defterini de yırtar, oysa sen sadece bi çizik atarsın üstüne hatalı sözcüklerinin, olmadı bu, yanlış yazdı dersin sonsuzkere inanırsın çünkü öyle demek istenmemiştir ve düzeltilmesini beklersin.
Sen beklerken, o da bekler. Adım atsan sarılır, bi adım daha atsan iter..artık nerde duracağını bilemezsin. İşte boşluktasın! Oysa istediğin ve daha dün olduğun yer burasıydı:

Bugün ben yarın sen yaşayacaksın aynısını, hatta yaşadın değil mi? 
Er geç yaşayacaksın, çünkü hiçbir aşk, hiç bir dostluk, samimiyet dediğimiz o özel ve içinde şeffaflık özellikle de DÜRÜSTLÜK barındıran kıldan köprüden soluksuz geçemiyor.
Herkes sınavı birbirinin. Herkes herkesi eşit sevemez, güvenemez, zorlamak anlamsız.
İçine göm sözcüklerini.Samimiyet arama. Dürüst değiliz çünkü:
Kendimize saklıyoruz gerçek duygularımızı da..
İncinmeyelim, refüze olmayalım, kırmayalım, uzatmayalım, o yaptı ben yapmam derken..
Köprüye köstek olan ayağa dolanan ya da sarpa saran şeyler var önceki savundukları ya da dediklerine ters düştüğü için gizli kapaklı, çifte standartlı, işinize gelirse, kabul mü?
Değilse akla hayaline gelmemiş şeylerle suçlanabilirsin, onurun da zedelenecek.Duymayacaksın.
Sabredeceksin. Sınavdan on tam puan alacağından eminken, en yüksek puanı hiç çalışmamış işi gücü kopya olan bi başkasının aldığını duyduğunda hissettiklerini hissedeceksin, boğazın düğümlenecek ağlayamayacaksın, lanet edeceksin hocanın seni anlamayışına, kıyaslama kendini sakın bu yüzden yapma bunu kendine!
Sakın unutma bir gün hakkını alacağın, hep iyilerin kazanacağı öğretildi sana ve buna umut denildiğini öğrendin büyüyünce..en büyük işkence bu.
Elimi uzattığım her şey uzaklaşıyor gibi, kaybetmekten korktuğum her şeyi kaybediyorum..
ya da ben vazgeçiyorum.Buz kesip. Çözüldüğüm an geri dönüşü yok.
Bi küçük eylül meselesinde son sahnede tam ellerini tutacakken adamın sularda kaybolması gibi,
karayı görmeden boşa kulaç atmak yüzdüğünü sanmak ama dibe, en dibe batmak gibi..
Herkesin kolları aynı güçte değil..
Ben çok yorgunum artık.
Egom karşımdakine verdiğim değerden yüksek değil, olursa ben ben olmam, insan olma mücadelemi kaybederim...
O yüzden bu kadar kolay beni incitmek, ben veriyorum ellerimle bütün gerekenleri.Benim hayatım, benim kurallarım, benim seçimlerim, ben saygı duyuyorsam saygı beklerim, egoistlik yok benim dünyamda.
Vefa var, sabır var, emek verdiğim her şey parçam, fedakarlık var AMA kişiliğimden ödün vermeden.
Hem bu kadar güçlü hem kırılgan olmak nasıl bişey ben de bilmiyor ama yaşıyorum.
Bizden ne beklenildiğini bilsek ve hep bunu yapsak nasıl mutlu eder sevdirirdik kendimizi herkese dimi yalakaların başarısı bundan olsa gerek? Ama bi robottan ne farkımız kalırdı?
Dost acı söyler ,hep duymak istediğimi söylüyosa bi beklentisi vardır, asla yalaka olmadım, sevmem de. Yanılmadım yanılmam bazı konularda. Nefret ediyorum haklı çıkmaktan, geleceği görmekten, şaşırmaktan da keza. Gene bildiğimi okuyacaksam da diğer pencerelerden de görmek isterim tablomu. Kendimle yüzleşmekten korkmuyorum çünkü. Kusursuz olsaydım keşke ama olamam.
Bir yalanla ve önyargıyla başedemem. Edemiyorum ama kabullenemiyorum da
kendimi ifade edemedikçe deliriyorum hazmedemediğim bundan ibaret. Başka hiçbirşey değil.
Başka birisi daha hünerliyse bittin. Mağdur edebiyatı hep galiptir. Mağdur edebiyatı hep galiptir.! ve ben bundan tiksiniyorum.


Tek Boyutlu İnsan diye bi kitaptan bahsetmiş Deep, sırf bu satırlar için edinip okumak istiyorum:
Kendimizi özgür olarak düşünürken hiçbirimiz özgür değiliz aslında.
Bize izin verildiği kadar özgürüz. Teknoloji geliştikçe özgürlüğümüz iyice azalıyor.
İnsan da özgür değil toplumlar da. Kendimizi özgür hissederken bizler baskı altındayız aslında. Özgür olmak için geçerli bütün kuralları ve kurumları, araçları reddetmek lazım.
Bunu yapmak ise olanaksız.Toplum dışı olmak zor durum. 

Bizi özgür bırakın, bırakın olduğumuz gibi hatalı, kusurlu, ama içten olalım, kendimiz kalalım:)
Korkmayın bu kadar dışlanmaktan hatta dışlanmak inanın gurur verici. Herkesleşmektense.
Bu yozlaşmanın, içten pazarlığın, azimle taşı delenlerin ütopyasında ,yalanlar cumhuriyetinde ne kadar var olabilirsiniz ki üçüncü boyuta geçmeyi de kabul etmiyorsanız?

İç dünyamızı kendimize saklamaya karar verdik sonra. 
Zaten hayatımızı ele geçirmiş olan "elalem ne der" burada da ele geçirdi bizi. Deşifre olduk ve özgür topraklarımız gaspedildi. Böylece iç seslerimizi de kendimize sakladık, sonra bi yer verdiler size sırf derdinizi anlatın, özgün cümlelerinizle diye,bunu da amacından saptırdılar, bir alıntı, biraz özövgü, biraz stoik bi tutam da ajitasyon,hoop senden havalısı yok, senden masumu, aşığı mağduru kat'a, haşa, sırf gözünüzü boyamak için, orayı da amaçlarınıza kullandınız acımasızca. Verdiğiniz mesajlar taşı soktuğunuz gedikler bitmedi gitti...
Anlamlarını yitirdi kelimeler böylece, yaşamadıklarınızı, yapmadıklarınızı, hatta hissetmediklerinizi yaza yaza tükendiler. Yerdiğiniz her şeyi kendiniz yaparak, istisnasız.
Okurken hadi ordan yalan diye bağırsanız da sesiniz diğer yakaya varamadı. Aman burası onun ütopyası sana ne dediniz bu defa kendinize, telkin bir çeşit:)Duyarsızlaşmanın, sessizleşmenin olmazsa olmaz ilk adımı.
En büyük ilacı da yarası da kendisidir insanın. Birbirine faydası olmak, yardımlaşmak, paylaşmak, objektif değerlendirebilmek, dertleşebilmek, samimi olmakla menfaatperestlik arasındaki o ince çizgi..Savunduğunuz kendi fikriniz ama hemfikir değilseniz karşınızdaki gardını alır ve bir savaş başlamışçasına zırhlarını kuşanır, duymak istemez yüzüne vurulmasın ister hatalarını çünkü kusursuz olduğuna inanır herkes...Bekleneni vermek beklentisiz olduğunuza inandırmaktan daha kolay aslında sanırım, ama ne yapmanız ne söylemeniz gerektiğini söylerler size.
Ha o arada, alacağınız darbelerden de tabii ki siz sorumlusunuz. Kapanış cümlesi bulamadım arkadaşlar siz tamamlayın içinizde..
Etten kemikten olmasına gerek yok tek boyut yeter bana, yeter ki karşımda aynadaki kendi aksimi görebileyim birazcık..Özü sözü bir olmak bu kadar zor olmamalı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YORUM ONAYI AÇIKTIR
Yani; saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkür ediyorum şimdiden..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...