Ne kozamdan çıkabildim,ne kelebek olup uçabildim..Bir tek günse bile ömrüm,yaşamaya korkmayıp sevgi dolu bir elde ölmek isterdim..
İpek B.
Şiirime harika bir görsel yapmışlar!
Keşke dünya hakikaten küçülse de biraz, gözlerimizin değmeye muhtaç olduğu kişilerle karşılaşabilme ihtimalimize biraz olsun inanabilsek.
Keşke yazıma değen istihzayı fark etse biri.
Keşke bir zamanlar benim de küçük bir kız çocuğu olduğumu biri bana hatırlatsa, keşke yetişkin tavrımızdan biraz uzaklaşıp, pamuklu şeker yesek, ne bileyim işte, bir şeyler için ağlayıp beş dakika sonra, o üzüntüden millerce ötelerde kumdan kaleler yaparken bulsak kendimizi. .
Keşke bir şeyler, geçmesini arzu ettiğimiz vakitlerde geçip gitse, daha kolay olurdu yaşamak, daha derin nefesler alabilirdik zannımca.
Keşke biri benden mütemadi kaygımı söküp alsa.
Keşke yaptıklarımdan çok daha fazlasını becermiş olsam da gırtlağıma yapışan bu başarısızlık hissi beni zaman zaman gece uykularımdan etmese.
Keşke sol omzumda benimle ikamet eden melek, ben hataya düşmeden evvel, ikaz etse beni, bana yapmayı, söylemeyi düşündüğüm şeyin, defterimde şık durmayacağını söylese.
Keşke bu kadar erken ağlamasam, keşke bu kadar geç kalınmasa bana, keşke ben sonsuza kadar bekleyecek sabra sahip olabilsem, bazen.
Keşke kapıları aralık bırakmadan çarpıp çıkmasam, kapı pervazları incinmese mesela.
Keşke aralık bıraktığım her kapıyı da kendime gözdağı veriyormuşum gibi algılamasam, keşke biraz yumuşak, hafif, naif olsa yaşamak, bu kadar ağır ağır binmese filler sırtımıza.
Geceleri uyuyarak geçirsek, sabah neşeleri biraz da bizim olsa, kahvaltı etmeyi sevsek, gururdan taç yapıp başımıza taksak, simit peynir yesek, domatesten nefret etmeyi bıraksak, kırmızıdan korkmasak.
Keşke biraz daha büyümesek.
Keşke ben de sezen aksu gibi
''gelsin, hayat bildiği gibi gelsin..''diyebilme gücüne sahip olabilsem.
Keşke ''keşke'' dilimize çok tuhaf ve yabancı gelen bir sözcüğe benzese...
Bir yerlere sığdiramiyorum yüreğimi Bazen dalip giderdin mutfakta yemek yaparken, tahta kasikla tencerenin başında öylece Ne düşünürdün acaba? Özlemek cok fena anne, anlamak seni daha da fena...Konuyu dağıtmayayım, kitabının ismi Bitmiş Aşklar Emanetçisi, muhteşem satırlar var içinde:
Ruhumdaki rüya yakalayıcılar artık bir işe yaramıyor, başlayan her yeni gün kabus.
Çıkıp yastığımın altından başlıyorlar boğazımı sarmaya ve gün boyu devam ediyor atak atak.
Sen, bunların hiçbirini bilmiyorsun.
Sen, bunları bilmek için fazla uzaksın rüyasına da, gerçeğine de hayatın.
Artık ben şaraba daha yakınım..Kırmızılığı sarhoş ederken, hayallerimi de es geçmiyorum.Belki bir sahil kenarında yalınayak, kollarımı havaya açıp sana hayallerimden bahsederim.Ama zamanı var.Ya da zaman, sen neredeysen orada değil.Bunu bilemiyorum...