7 Mart 2016 Pazartesi

Kaotik Gönderiler!

Bugün, bunca zaman sonra ilk defa alıntı değil, beni anlatan başka sözler şarkılar değil,kendi sözcüklerimle isyanımı dile getirmeye gelmiştim. Taslaklarıma baktım önce..
Gerçekten iddia ettiğim gibi mutsuz sıkıntılı hissettiğimde yazmışım çoğu zaman,
kafam çok doluysa alıntılar paylaşmışım benim için kaybedilmemesi gerekecek kadar değerli olan.
Hiçbir hedefi amacı olmayan. Ama ben yazsam bunu yazardım dedirten.
Deşifre edilmişseniz, yani zamanında güvenip birilerine bak ben buraya yazıyorum bazen demişseniz,
içinizi özgürce dökemez hale geliyorsunuz, hatta sizden beklentiler olup boğdukları bile oluyo,
neden onu yazmadın, neden mutluyken yazmadın, bak bunu yazmışsın ama, burası benim sığınağımdı? ne zaman içimden gelirse o zaman yazmalıyım değil mi,
zaten tüm detayları ile hayatımın her gününü paylaşsam bu bir günlük olurdu herkese açık ve ben bunu hiç istemedim, hep bana yöneltilmiş bir sorudur blog yazmaktan anlamayanlar tarafından,
arada makyaj ve stil bloglarına gözleri değmişse hele de yandık, sorular stabil,
neden resmin yok, neden neler yaptığını anlatmıyosun, yahu bunun için daha izole ortamlar var kişiselleştirilebilecek paylaşmak istersem, instagram, facebook gibi, paylaşanlara sözüm yok ama ben istemiyorum?
Ve işte bu yüzden anonim kalmak istiyoruz çoğumuz. Umarım yeniden açıklamak zorunda kalmam:)
Huy bu, tercih, ne derseniz artık.Ben nasıl saygı gösteriyorsam beklediğim bundan bir adım ötesi değil.


Bir yorum gördüm onaylanmak için bekleyen:
Bak yukarıda ne güzel yoruma teşvik eden mesaj yazmışsın , ama atılan mesajlara cevap verme tenezülünde bulunmamışsın :) 
Hah dedim tam da yerine rastgeldi yaramın.Elimden geldiği kadar ihmal etmemeye çalışıyorum
ama ben zaten yazarak diyeceğimi demiş oluyorum bazen de.
Ama burda başka bir yaram var tam cız ettiren.
Konu: sürekli içine düştüğüm yanlış anlaşılma kaosu.
Bir fikir, bir yardım, hiç olmadı içimi dökmek istedim.
Sütten çıkma ak kaşık değilim, sabırlı ve ağzından çıkana dikkat etmeye çalışan bir insan olmaya,
kendimi karşımdakinin yerine koymaya çalıştım her zaman.
Ama bunu başaramıyorum her zaman gördüm ki, üstelik bir değil birkaç olay üst üste geliyor bazen.
Mücadele etmeyi bırakmak dendi susunca, konuşunca zorlamak oldu, hep böyle değil midir?
Nerede konuşup nerede susacağını hatta ne zaman pes edeceğini bilmeli insan bazen sessizlik öyle çok şey anlatır ki bütün soruların ve sorunların çözümü olur.
Ama arkadan konuşmak nedir benim aklım almıyor alamadı bunu, hazmedemedim.
Çok üzgünüm, çok kırgın,çok şaşkın.
Bana yapılmasını istemediğimi ben başkalarına hele de sevdiklerime nasıl yapıyor olabilirim demiyor musunuz?
Ama bir de şu var ki, ben çok zor güvenen bir insan olarak, kazık yemelere doymadığım için, birini güvenip sevdiğimde onun iyi niyetinden kuşku duymuyorum elimden geldiğince, elimden geldiğince diyorum çünkü karşınızdaki insan sizi tanıyorsa tahammül edemeyeceğiniz şeyleri bilir ve sizi kıracak bir şey yaptığında bazen kasten yaptığını düşünebilirsiniz de.
Çünkü sonucunu biliyor olmalıdır ve bunu göze almıştır, hatta ,stediği dolaylı olarak budur değil mi?
Öte yandan bazı şeyler anlıktır ve bunu düşünecek zamanı olmayabilir veya bu kadar önemseyeceğinizi de tahmin etmemiş olabilir (pollyanna ölmemişse eğer)
İşte ben bu yanılsamanın bedelini ödüyorum adeta. Ödetiyorum da.

Bunlar bana çok çetrefilli, çok fanfirifon, yani kafam bi dünya.
Kendi kendime eziyet ve soru sormayı bırakalı çok oldu ama ne yapsam üstüne alınanlar, her sözümü havada tutanlar, yani bi yerden bir şey çıkıp illa suyu bulandırıyolar, durgun suyu.
Korkuyla başlıyorum güne bugün ne olacak gene canımı sıkacak diye oysa bir güne de huzurla uyanmak isterdim.. Yarına çıkacağımız meçhulken.
Canım yer yer çok sıkkın, kalbim parçalı bulutlu, bir güneş bir sağanak yağmur tam havasına göre giyinmeye alışıyorum bir fırtına ki buzz kesiyorum. Bu ara buz kestim yine evet bir tek cümleyle yine ben buz kestim.
Sağlığım hayatımda olmadığı kadar bozuk ve kötüye gidiyor, ama ben bunların hepsini bilip hiçbirine anlayış veya saygı gösterecek kadar bile hatrım kalmamış insanların benden hırsını alamamış olmasına şaşıyorum hala, nasıl safım ama?

Neyse aslolan nedir bilemiyorum ama lüzumsuz hırs yapmayın, zaten hiç sizin olmayanı terk edemezsiniz diyorum yine. Hiçbişey bize ait değil bu hayatta, emanet, emanetiz birbirimize hatta.
Para, pul, bu can bile emanet. Ne verirseniz onu misliyle geri alırsınız unutmayın.
Özlemek kadar büyük bir ceza da yok her ne kadar aklınıza bile getirmiyor olduğunuzu iddia etseniz de bazılarını, bu sözü sarf ederken bile aklınızdan çıkmadığını belirtiyosunuz zaten ,ah canım bu çaresizlik, acizlik sadece:)
Birkaç konu bir arada olduğu için kaotik dedim ama benim asıl kaotik dediğim bloglar böyle değil o da diğer konumuz olsun:f

Diyeceklerim bu kadar. Şimdilik.

Sinirli İpek

2 yorum:

  1. :) yaz gitsin boşver yaaa çok düşünme. yani şimdi gündelik yaşamından okuyan var mı hala hayatınıı okumuyolardır yaaa artık çok zaman geçmedi mii kiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazayım di mi karman çorman falan bence de yoktur :p

      Sil

YORUM ONAYI AÇIKTIR
Yani; saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkür ediyorum şimdiden..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...