Ya rabbi!
Bugünün özel bir gün olduğunu daha gün başlamadan gördüğüm kabustan bile anlayabilirmişim aslında.
Yazık ne ben anlayabildim ne de sevgili anlatabildi bugünün neden giderek birbirine benzemekte olan günlerden daha farklı olduğunu.
Neden bu kadar güzeldi sevgili? Sordum söylemedi ama ben anladım;
sevgili bugün en güzel haliyle ölmeyi istedi...
Şimdi kollarımın arasındaki kadın içimi acıtacak kadar güzel..
bir kenara fırlatılamayacak kadar masum, insanın kendinden utanmasını sağlayacak kadar kusursuz ve güneşi kıskandıracak kadar aydınlık.
Ne var ki bir cesetten fazlası değil artık..
Kollarımın arasına alıp onu götürmekte olduğum yer onun için bir son durak olacak.
Benim için de bir son durak sayılabilir aslında;sonsuz yolculuğumun sonlu sayıdaki duraklarından muhtemelen sonuncusu.
Hayatımı kendi elimle sona erdirip sonsuza dek onunla kalmayı başarabilir miyim?
Şimdi zaman ne gece ne gündüz...Zaman kavramı dahi çok yabancı sevgilinin son durağı için.
Biz şimdi geçmişte kalan anıları bulmak için geleceğe gidiyoruz eski sevgililer müzesine...
İhtişamlı bir kapıdan geçip o büyük salona vardığımızda...
Ah hala unutmamışım!
Burada kalabilsem Tanrım
Sonsuza dek burada kalabilsem eski sevgililerin her biriyle bir sonsuzluk boyu mutlu olabilsem
ne olurdu?
Tek tek bakıyorum her birinin büstüne, aslında her biri bir tanrıçadan daha unutulmaz.
Her birinin putları dikilmiş yerlerine ve tüm güzellikleriyle yeni rakibelerini seyretmekteler.
Buraya her gelişimde yaptığım gibi eski sevgililere vakit ayırmalıyım biraz,
ölüler inanın ki çok kıskançtır.!
Eşinin ardından birkaç ay bile dayanamayan insanlar gerçekten de üzüntüsünden mi ölüyor sanıyorsunuz yoksa?
Hayır eşinin ruhu çağırıyor onu yaşamını kıskanıyor canını çekip alıyor yerinden.