9 Ağustos 2016 Salı

Eski Sevgililer Müzesi..

Ya rabbi!
Bugünün özel bir gün olduğunu daha gün başlamadan gördüğüm kabustan bile anlayabilirmişim aslında.
Yazık ne ben anlayabildim ne de sevgili anlatabildi bugünün neden giderek birbirine benzemekte olan günlerden daha farklı olduğunu.
Neden bu kadar güzeldi sevgili? Sordum söylemedi ama ben anladım;
sevgili bugün en güzel haliyle ölmeyi istedi...
Şimdi kollarımın arasındaki kadın içimi acıtacak kadar güzel.. 
bir kenara fırlatılamayacak kadar masum, insanın kendinden utanmasını sağlayacak kadar kusursuz ve güneşi kıskandıracak kadar aydınlık.
Ne var ki bir cesetten fazlası değil artık..
Kollarımın arasına alıp onu götürmekte olduğum yer onun için bir son durak olacak.
Benim için de bir son durak sayılabilir aslında;sonsuz yolculuğumun sonlu sayıdaki duraklarından muhtemelen sonuncusu.
Hayatımı kendi elimle sona erdirip sonsuza dek onunla kalmayı başarabilir miyim?
Şimdi zaman ne gece ne gündüz...Zaman kavramı dahi çok yabancı sevgilinin son durağı için.
Biz şimdi geçmişte kalan anıları bulmak için geleceğe gidiyoruz eski sevgililer müzesine...

İhtişamlı bir kapıdan geçip o büyük salona vardığımızda...
Ah hala unutmamışım!
Burada kalabilsem Tanrım
Sonsuza dek burada  kalabilsem eski sevgililerin her biriyle bir sonsuzluk boyu mutlu olabilsem 
ne olurdu?
Tek tek bakıyorum her birinin büstüne, aslında her biri bir tanrıçadan daha unutulmaz.
Her birinin putları dikilmiş yerlerine ve tüm güzellikleriyle yeni rakibelerini seyretmekteler.
Buraya her gelişimde yaptığım gibi eski sevgililere vakit ayırmalıyım biraz,
ölüler inanın ki çok kıskançtır.!
Eşinin ardından birkaç ay bile dayanamayan insanlar gerçekten de üzüntüsünden mi ölüyor sanıyorsunuz yoksa?
Hayır eşinin ruhu çağırıyor onu yaşamını kıskanıyor canını çekip alıyor yerinden.


Ah sen! İlk sevgilim hiç değişmeyeceksin değil mi? 
Her gelişimde aynı çocuksu yüzün ve ben artık yaşlanmaktan utanıyorum.
Şimdi nerelerdesin kimbilir , sen de eski sevgililer müzesinde ilk göz ağrını baş köşeye koydun mu?
Sen de bakıyor musun zaman zaman o çocuk halime? 
Çocuk halimi özledim sevgilim henüz düşünemediğimiz o zamanlarda sana duyduğum o saf aşkı özledim.
Bize karışmamıştı düşünceler biz hiç hesap kitap yapmamıştık severken.
Şimdi kimbilir neredesin seni gerçekten çok özledim.

Bir bakışın için bitmek bilmeyen aylar boyunca bir oraya bir buraya koşturduğum sevgilim ya sen yeteri kadar özledin mi beni?
Son zamanlarda pek sık gelmiyorum buraya ve seni her görüşümde yeniden şaşırıyorum.
Seni bitmek tükenmek bilmez bir aşkla sevdiğim o zamanlarda yaşadığım şeyin aynısı oluyor bana ne zaman seni düşünsem o kadar da güzel olmadığını düşünüyorum ve ne zaman seni yeniden görsem güzelliğin karşısında nefesim kesiliyor.
Sana yeteri kadar bakamadım saçının her telini okşamaya yüzünün her noktasını öpücüklere boğmaya vakit bulamadım bu şaşkınlığım ondan belki de...

Beni reddeden tek kadın sana artık kızamıyorum...
Küçük yaz aşklarım yürek çarpıntılarım her şeye rağmen sevdiğime inandığım tüm sevgililer birer birer akıyor gözlerimin içinden.
Hepinizi sevdim biteceğine inanmadığım sevgilerdi her biri ve hiçbirinizi birbirinizin yerine sevmedim.Bu yüzden hala seviyorum her birinizi...

Burayı hak etmeyenler de var aranızda ama bugünün şerefine hepiniz affedildiniz ve hepiniz daha güzel hatırlanacaksınız artık.
Çünkü hiç bu kadar kötü bir insan getirmemiştim buraya, hiç biriniz bu kadar lanetlenmeyeceksiniz sözlerimle ve anılarınız gözyaşlarımla bu kadar kirletilmeyecek.
Çünkü ne olursa olsun hepiniz sevdiniz beni.
Şu kollarımdaki kadınsa beni hiç sevmedi...


Eski sevgililerin gölgesinden kurtulup kollarımda sevgilinin ölüsüyle oturdum çıplak toprağın üzerine.
Bu çıplak topraktan korkarım her seferinde içim ürperir titrek bir ıslık çalarak kazarım toprağı ellerim biraz daha az titresin diye.
Şimdi ürpertime nefret karışıyor öfke karışıyor ve ellerim daha çok titriyor her zamankinden.
Çalacak şarkım kalmadı zira ikimizin bir şarkısı hiç olmadı...

Kendimden çok sevdiğim bir insanın bedenine dokunuyorum acıtmaktan deli gibi korktuğum okşarken bile dokunmaktan çekindiğim tenini toprağa bırakıyorum.
Ah bir rüya olmalı bu!Son bir defa seyretmeli seni şöyle bir sigara yakıp hıçkıra hıçkıra ağlayarak seyretmeli.
Seni seyretmemden utanma artık sevgili hiç mi ağlatmadın sanki?

Bedenin yavaşça üzerine bıraktığım toprağın altında kaybolmaya başlarken seni nasıl kaybettiğimi düşünüyorum.
Bulabildiğim en tatminkar cevapsa 
aslında seni hiç kaybetmediğim oluyor.
Sen hiç benim olmadın ki sevgili seni nasıl kaybedebilirim?
Sen tanrıların azıcık eğlenmek için benimle oynadıkları bu oyunun kurbanı oldun ..seni hiç sevmediğin halde zorla verdiler bana.
Sen de dayanamadın ne yazık kendini öldürdün...

Toprağın altında kayboluşun içimi huzur doldurmuyor ama en azından huzursuzluğum yerini hissizliğe bırakıyor.
Artık sen yoksun sevgili..sen yoksun.
Ayağa kalkıp toprakta yarattığın kabartıya bakıyorum defalarca gördüğüm, ama ilk defa neye benzediğini keşfedebildiğim o kabartı.
Ağlamak isteyip de bir türlü ağlayamayan gözyaşlarını içine akıtan bir insan gibi...
Şimdi gözyaşlarımı içime akıtmanın sırası değil sevgilinin toprağına cansuyu vermeli. 
Can suyu verilmezse yeşermez sevgili yeşil yeşil bakmaz gözleri.
Toprağa kapanıp ağlıyorum  başımın içindeki uyuşukluk bana nerde olduğumu unutturuncaya kadar. 
Şimdi son hesaplaşma vakti sevgili...

Sen sesini bana duyuramazsın ama benim sana söyleyecek sözlerim var.
Bil ki bundan sonra burada rahat olamayacaksın.
Her gelişimde lanet edeceğim sana seni her hatırladığımda 'yaptığım en büyük hata, 
yaşadığım en büyük kandırılmışlık' diyeceğim
Bana veremediğin sevgi bu toprağın içinde seni kemirip duracak
tüm bedenin acıyla kıvranırken haykırışın toprağı aşamayacak.

Boşuna düşünme sevgili artık kalbinde ne zaman bir ağrı duysan bil ki o benim.
Ne zaman uykularından uyansan uykunu bölen kabus benim.
Ne zaman peşine bir rüzgar takılıp saçlarını dağıtsa bil ki nefesim ulaşmıştır sana
ve rüzgarın uğultusu duyuracaktır sana sözlerimi.
Nefretim yağmur yağmur yağacak üzerine ..senin için artık güneş doğmayacak.

Sen o sevgililer gibi hatırlanmayacaksın..
Sevgilim, yazık ki sen, 
                                     nefretle anılacaksın...

Elveda...

 /Bir erkeğin dilinden muhteşem bir veda. Tabii bir kadının diline de çevrilebilirdi.Aslını bozmak istemedim, alıntıdır. Kaybedenlerin dokunulmaz dünyası.. 
Kaç ceset gerek bir aşkı ÖLDÜRMEDEN yaşatabilmek için?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YORUM ONAYI AÇIKTIR
Yani; saygı sınırını aşmadığınız sürece tüm yorumlarınız yayınlanacaktır, teşekkür ediyorum şimdiden..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...