Bu sefer cevap vermeye gerek bile duymuyorum ,beklenen tarz tavır yani,ne beklenebilirdi ki,bir durup düşünmesi mi,susması mı nezaketle özür dilemesi mi, yoksa "bu son" dediği andan sonra ben hakaret etmemişken hakaret dolu bir sürü mention atmaması mı:))
Her olay insanların tanımadığımız yüzünü gösteriyor vesile olup,önce yorumda beni kıracak saçma şeyler yazdı yine de şakayla cvp verdim ama yorumu sildi, bu daha da üzdü ve sadece" sildin mi" dedim işte aşağıda var, dm ye gel açıkla lütfen dedim hatta,ama uluorta mahalle kavgasını tercih etmesine şaşırmadım.Genel çizgisi bu ,yazardı da hep şaka sanırdım.Geçimsizsen barınamazsın hiçbir yerde boşa dışlamıyorlar bazı insanları bunu anladım..Neyse hepsi bu gerisi açık zaten.
Yolu açık olsun herkesin. Hiçbir zaman şişirme bir arkadaş listem olmadı olamaz da
Varlığı bir şey katmayan birinin yokluğu tercihimdir.
Asla kimseye asla laf fln sokmam da yapmadım da, nefret ettiğim yazılar oluyo (YAZILARI DEĞİL YAZILAR,HER BLOG KASTETTİĞİM) evet özellile küfür içerenler midemi bulandırır ama görmezden geliyorum her zaman..bana ne?ha öyle olsa 5 dk önce balım canım demezdi herhalde.
Nokta.
Ha şunu eklemeden geçemicem,anındayorum olayında yanımda oldu sonuna kadar ama ilk terso düştüğümüz an haklıymış dedi, hatalı olsan hele demek direk yüzüne vurucak yaran varsa tuz basıcak.dün ak dediğine bugün kara diyene ne kadar güvenilir ki neyse birini daha çözmüş olduk. Küfürlü blog yazısı kaydedildi ayrıca. Devam etsinler topluca dava edilince ciddi zengin olucam:p Kale almam bir arkadşın twitterda dediği gibi değmez!" üzülmene değmez" demek istedi, hiçkimse için. Ama gidip bana blog yazısı yazarlarsa da aptal gibi susmıcam herhalde hiçbir kusurum yokken!!
Herkes kim kimdir öğreniyo bu vesileyle ya napalım.1.etap ben daha yazmadan birdolu hakaret içeren twitler 2.etap koşturup blogta küfür, 3.etapta onu kaldırıp dramatize edilmiş bir yazı ama aslında çamur atmaya devam bu sefer +3 kişiyle.Mağdur ya da haksızlığa uğramış süsü verilmiş,helal! Ne dedikodu kaynatırım ne kulis yaparım, ne tanırım ne de zamanım ne enerjim var çocuklarla oyun oynayacak üzgünüm.."Hadi bana yorum yazın pamuklara sarın" diyecek samimiyetimde yok kimseyle maillerde vs yapmam da.Kafamı netten kaldırmayan asosyal biri değilim uğraşamam. yapması gereken bi ton iş ,ders,temizlik vs vs varken bunu yapanlara acıyorum.7/24 pc başında hayatı kaçırıyosunuz..Ben açıyorum bir blogu okumam saatler alıyo işlerim yüzünden.Yazmam keza aynen.O yüzden cvp yetiştiremem.
En kötüsü kırgınım..en çok kendime. İzin verdiğim için.
Dipsos:Bu arada boranın attığı mesaj tamamen tesadüf polemiklere girecek biri değil asla gördüğüm kadarıyla.Cuk oturdu rt ledim. Yazdığım isimsiz her yorumu alınmış zaten sağolsun..
Allah a havale ediyorum artık söz bitti.
10 Şubat 2012 Cuma
8 Şubat 2012 Çarşamba
Sevda Kuşun Kanadında..
Bizim evimizde bir kaset vardı ben küçükken
Ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında :) bu şarkıyı çok severdim, dinleyerek büyüdüm Cem Karaca yı, vatan haini diye sınırdışı edilmiş yıllar sonra Melike Demirağ ve diğer sanatçılarla hasret kaldığı vatanına dönebilmişti. Çocuk kafam anlamamıştı, büyük kafam da anlamıyor nasıl bir sanatçı sürgün edilebilir?
Hakkında en çok konuşulan eleştirilen çok seveni bir o kadar nefret edeni olan bir sanatçıydı, ne üzücü ki vefatından sonra da son döneminde ona eşlik eden eşi gayet çirkin bir tavır sergiledi hatta mezarından çıkartılıcaktı bilemiyorum ne oldu.Haberlerinden biri
Bu dünyada yeterince eza çekmemiş gibi huzur içinde uyutmadıkları da bana acı veren bir detaydır.
Bu gece vefat edeli 8 yıl oluyor. Eserleri ve bıraktığı güzelliklerle anıyoruz saygıyla.
En sevdiğim dinlerken ağladığım asla zamanı geçmeyen3 şarkısı vardır ki,can evinden vurur biri resimdeki gözyaşı, hep kahır ve de sevda kuşun kanadında..
Dag basında rastladım
Ak sakallı bırısıne
Bın yıllık bır halıya bın yıldan berı
Bagdas kurmus bır cınar gıbı
Sordum ona ask ne ustam
Hayatın sırrı ne
Tepeden tırnaga asıgım ben
Koskoca bır hayat var onumde
Sevda, kusun kanadında
Urkutursen tutamazsın
Okse ıle sapanla
Vurursunda saramazsın
Hayat sırrının suyunu
Cesmelerden bulamazsın
Ansızın bır delı caydan
Icersınde kanamazsın..
Cem Karaca (1945 - 2004)
5 Nisan 1945 yılında Istanbul'da doğdu. Tiyatro sanatçıları Toto- Mehmet Karaca'nın tek çocuğu olarak kulislerde büyüdü. 5 yaşında annesi ve teyzesinin etkisiyle şarkı söylemeye başladı. Cem Karaca’nın sesini ilk keşfeden annesi Toto Karaca oldu.
Robert ve Kültür Koleji’nde öğrenim gördü. Müzik hayatına amatör olarak "Dinamikler" ve "Jaguarlar" adlı müzik gruplarında başladı, profesyonel olarak 1967 yılında Mehmet Soyarslan, Tümay Yalçınkaya, Timur Fildişi ve Ahmet Tuzcuoğlu ile birlikte "Apaşlar" grubunu kurdu. Aynı yıl Apaşlar, Altın Mikrofon Yarışması’nda, sözlerin Erzurumlu Emrah'a ait olduğu ve Cem Karaca’nın müziklediği "Emrah" adlı besteyle ikinciliği kazandı. Apaşlar, daha önceki tutkuları olan batı beat müziği ile yeni tutkuları doğu müziğini sentezleyip Anadolu- beat tarzında çalışmalara girişti. “Emrah”la elde edilen büyük başarı, Resimdeki Gözyaşları ve Bu Son Olsun gibi hit’lerle devam etti.
Cem Karaca, 1969 yılında Apaşlar’dan ayrılarak Seyhan Karabay'la birlikte “Cem Karaca- Kardaşlar” topluluğunu kurdu. Cem Karaca- Kardaşlar, yayınladıkları ilk 45'likleri “Dadaloğlu” ile listelerde iyi bir sıraya yerleşti. 1972'de bu gruptan ayrıldı ve Moğollar'a geçti. Namus Belası, Gel Gel, Obur Dünya gibi hit parçalarla büyük başarılara imza attı. Cahit Berkay'ın Moğollar'a uluslararası bir kimlik kazandırmak için Fransa'ya gitmesiyle, Cem Taner Öngür'le birlikte gruptan ayrılarak “Cem Karaca- Dervişan”ı kurdu. Progressive rock yapan bu grubun kilit isimleri ise Cem Karaca ve Uğur Dikmen'di.
Cem Karaca, toplama olmayan ilk LP’si “Yoksulluk Kader Olamaz”I Dervişan ile birlikte çıkardı. Dervişan'ın dağılmasından sonra ise Cem Karaca 70'lerdeki son grubu olan “Edirdahan”ı kurdu. “Cem Karaca- Edirhan”ın yaptığı “Safinaz” isimli Long Play (LP), Barış Manço’nun 1975 yılında çıkardığı “2023” ile birlikte Türkiye'nin sayılı senfonik rock albümleri arasında yer aldı. 1979 yılında Almanya'ya gitti ve 12 Eylül 1980 sonrası Türk vatandaşlığından çıkartıldı. Yaklaşık 8,5 yıl Almanya'da yaşadıktan sonra 27 Haziran 1987 akşamı Türkiye'ye geri döndü ve yeniden Türk vatandaşlığına alındı. Bu dönemde eski arkadaşları tarafnından döneklikle suçlanan Karaca, bu suçlamalara kulak asmadan, yeni dünya görüşünü ortayan koyan eserler yapmaya başladı.
Sanatçı Cem Karaca, solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle 8 Şubat 2004 günü 59 yaşında hayatını kaybetti. Karaca, Üsküdar Seyit Ahmet Yesevi Camii’nde kılınan namazın ardından Karaca Ahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak
Ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında :) bu şarkıyı çok severdim, dinleyerek büyüdüm Cem Karaca yı, vatan haini diye sınırdışı edilmiş yıllar sonra Melike Demirağ ve diğer sanatçılarla hasret kaldığı vatanına dönebilmişti. Çocuk kafam anlamamıştı, büyük kafam da anlamıyor nasıl bir sanatçı sürgün edilebilir?
Hakkında en çok konuşulan eleştirilen çok seveni bir o kadar nefret edeni olan bir sanatçıydı, ne üzücü ki vefatından sonra da son döneminde ona eşlik eden eşi gayet çirkin bir tavır sergiledi hatta mezarından çıkartılıcaktı bilemiyorum ne oldu.Haberlerinden biri
Bu dünyada yeterince eza çekmemiş gibi huzur içinde uyutmadıkları da bana acı veren bir detaydır.
Bu gece vefat edeli 8 yıl oluyor. Eserleri ve bıraktığı güzelliklerle anıyoruz saygıyla.
En sevdiğim dinlerken ağladığım asla zamanı geçmeyen3 şarkısı vardır ki,can evinden vurur biri resimdeki gözyaşı, hep kahır ve de sevda kuşun kanadında..
Dag basında rastladım
Ak sakallı bırısıne
Bın yıllık bır halıya bın yıldan berı
Bagdas kurmus bır cınar gıbı
Sordum ona ask ne ustam
Hayatın sırrı ne
Tepeden tırnaga asıgım ben
Koskoca bır hayat var onumde
Sevda, kusun kanadında
Urkutursen tutamazsın
Okse ıle sapanla
Vurursunda saramazsın
Hayat sırrının suyunu
Cesmelerden bulamazsın
Ansızın bır delı caydan
Icersınde kanamazsın..
Cem Karaca (1945 - 2004)
5 Nisan 1945 yılında Istanbul'da doğdu. Tiyatro sanatçıları Toto- Mehmet Karaca'nın tek çocuğu olarak kulislerde büyüdü. 5 yaşında annesi ve teyzesinin etkisiyle şarkı söylemeye başladı. Cem Karaca’nın sesini ilk keşfeden annesi Toto Karaca oldu.
Robert ve Kültür Koleji’nde öğrenim gördü. Müzik hayatına amatör olarak "Dinamikler" ve "Jaguarlar" adlı müzik gruplarında başladı, profesyonel olarak 1967 yılında Mehmet Soyarslan, Tümay Yalçınkaya, Timur Fildişi ve Ahmet Tuzcuoğlu ile birlikte "Apaşlar" grubunu kurdu. Aynı yıl Apaşlar, Altın Mikrofon Yarışması’nda, sözlerin Erzurumlu Emrah'a ait olduğu ve Cem Karaca’nın müziklediği "Emrah" adlı besteyle ikinciliği kazandı. Apaşlar, daha önceki tutkuları olan batı beat müziği ile yeni tutkuları doğu müziğini sentezleyip Anadolu- beat tarzında çalışmalara girişti. “Emrah”la elde edilen büyük başarı, Resimdeki Gözyaşları ve Bu Son Olsun gibi hit’lerle devam etti.
Cem Karaca, 1969 yılında Apaşlar’dan ayrılarak Seyhan Karabay'la birlikte “Cem Karaca- Kardaşlar” topluluğunu kurdu. Cem Karaca- Kardaşlar, yayınladıkları ilk 45'likleri “Dadaloğlu” ile listelerde iyi bir sıraya yerleşti. 1972'de bu gruptan ayrıldı ve Moğollar'a geçti. Namus Belası, Gel Gel, Obur Dünya gibi hit parçalarla büyük başarılara imza attı. Cahit Berkay'ın Moğollar'a uluslararası bir kimlik kazandırmak için Fransa'ya gitmesiyle, Cem Taner Öngür'le birlikte gruptan ayrılarak “Cem Karaca- Dervişan”ı kurdu. Progressive rock yapan bu grubun kilit isimleri ise Cem Karaca ve Uğur Dikmen'di.
Cem Karaca, toplama olmayan ilk LP’si “Yoksulluk Kader Olamaz”I Dervişan ile birlikte çıkardı. Dervişan'ın dağılmasından sonra ise Cem Karaca 70'lerdeki son grubu olan “Edirdahan”ı kurdu. “Cem Karaca- Edirhan”ın yaptığı “Safinaz” isimli Long Play (LP), Barış Manço’nun 1975 yılında çıkardığı “2023” ile birlikte Türkiye'nin sayılı senfonik rock albümleri arasında yer aldı. 1979 yılında Almanya'ya gitti ve 12 Eylül 1980 sonrası Türk vatandaşlığından çıkartıldı. Yaklaşık 8,5 yıl Almanya'da yaşadıktan sonra 27 Haziran 1987 akşamı Türkiye'ye geri döndü ve yeniden Türk vatandaşlığına alındı. Bu dönemde eski arkadaşları tarafnından döneklikle suçlanan Karaca, bu suçlamalara kulak asmadan, yeni dünya görüşünü ortayan koyan eserler yapmaya başladı.
Sanatçı Cem Karaca, solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle 8 Şubat 2004 günü 59 yaşında hayatını kaybetti. Karaca, Üsküdar Seyit Ahmet Yesevi Camii’nde kılınan namazın ardından Karaca Ahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak
7 Şubat 2012 Salı
Give us a little love
Çevirisiyle koymak istedim ama şöyle bulabildim ayrıştıramıcam:)
Bugünü şarkısı ruha can katanı da bu olsun^^
Where do we belong, where did we go wrong
nereye aitiz, nerede yanlış yapıyoruz
If there's nothing here, why are we still here?
eğer burada bir şey yoksa, neden hala burdayız?
It's another time, it's another day
Bu başka bir zaman, bu başka bir gün
Numbers they are new, but it's all the same
Numaralar, yeniler ama her zaman aynılar
Running from yourself, it will never change
Kendinden kaçıyorsun, bu asla değişmeyecek
If you try you could die
Eğer kendini öldürmeyi deneyebildiysen
Give us a little love, give us a little love
Bize bir parça aşk ver, bize pir parça aşk ver
We never had enough, we never had enough
Biz asla yeterince sahip olamadık, biz asla yeterince sahip olamadık
Give us a little love, give us a little love
Bize bir parça aşk ver, bize pir parça aşk ver
We never had enough, we never had enough
Biz asla yeterince sahip olamadık, biz asla yeterince sahip olamadık
Pour it in a cup, try to drink it up
Onu bir kupaya boşalt ve içmeyi dene
Pour it in a well, you can go to hell
Onu bir kuyuya boşalt, cehenneme gidebilirsin
We'll get it on the way
Yolumuza devam edeceğiz
Ah ah ah ah ah ah ah ah
Huh huh
--
Leave it by it's pain, leave it all alone
Onu acısıyla bırak, büyün yalnızlığıyla bırak
If I never turn, I will never grow
Eğer dönmezsem, asla büyüyemeyeceğim
Keep the door ajar when I'm coming home
Eve geleceğim zaman kapıyı yarı aralık bırak
I will try, can't you see I'm trying
Deneyeceğim, denediğimi göremiyor musun
Dinle ve indir bölümü:
Listen or download Fallulah Give Us A Little Love for free on Prostopleer
Bugünü şarkısı ruha can katanı da bu olsun^^
Where do we belong, where did we go wrong
nereye aitiz, nerede yanlış yapıyoruz
If there's nothing here, why are we still here?
eğer burada bir şey yoksa, neden hala burdayız?
It's another time, it's another day
Bu başka bir zaman, bu başka bir gün
Numbers they are new, but it's all the same
Numaralar, yeniler ama her zaman aynılar
Running from yourself, it will never change
Kendinden kaçıyorsun, bu asla değişmeyecek
If you try you could die
Eğer kendini öldürmeyi deneyebildiysen
Give us a little love, give us a little love
Bize bir parça aşk ver, bize pir parça aşk ver
We never had enough, we never had enough
Biz asla yeterince sahip olamadık, biz asla yeterince sahip olamadık
Give us a little love, give us a little love
Bize bir parça aşk ver, bize pir parça aşk ver
We never had enough, we never had enough
Biz asla yeterince sahip olamadık, biz asla yeterince sahip olamadık
Pour it in a cup, try to drink it up
Onu bir kupaya boşalt ve içmeyi dene
Pour it in a well, you can go to hell
Onu bir kuyuya boşalt, cehenneme gidebilirsin
We'll get it on the way
Yolumuza devam edeceğiz
Ah ah ah ah ah ah ah ah
Huh huh
--
Leave it by it's pain, leave it all alone
Onu acısıyla bırak, büyün yalnızlığıyla bırak
If I never turn, I will never grow
Eğer dönmezsem, asla büyüyemeyeceğim
Keep the door ajar when I'm coming home
Eve geleceğim zaman kapıyı yarı aralık bırak
I will try, can't you see I'm trying
Deneyeceğim, denediğimi göremiyor musun
Dinle ve indir bölümü:
Listen or download Fallulah Give Us A Little Love for free on Prostopleer
6 Şubat 2012 Pazartesi
VAL'S
Bu şarkıyla başlayın güne benim gibi:
Şarkıları bulmak zor ama buradan verdiğimde link isterseniz indirebileceğinizi biliyorsunuzdur umarım:)
Listen or download evgeny grinko val's for free on Prostopleer
Şarkıları bulmak zor ama buradan verdiğimde link isterseniz indirebileceğinizi biliyorsunuzdur umarım:)
Listen or download evgeny grinko val's for free on Prostopleer
10 soru 10 cevap
1. Sence çok anlamlı bir söz?
Can konağını aramadaysan, cansın; bir lokma ekmek arıyorsan, ekmeksin. şu nükteyi biliyorsan,
işi biliyorsun demektir:
Neyi arıyorsan O’sun sen..
2. Makyajında olmazsa olmazın?
Rimel ve füme far, gözler mutlaka şöyle olmalı zamanım varsa,yoksa da yaratırım 5 dk mı almaz makyaj yapmak.Bir de doğal bi ruj tamadır.Ama naturel olmalı bir bayan kokona gibi değil rengarek:p
3.Uyguladığın güzellik tüyosu nedir?
Vermem tüyo ben ^^ bakarım kendime,siz de bakımlı olun.Bir de rujum hiç çıkmaz bozulmaz heh heh vermem sırrımı ama:p
4. En sevdiğin içecek?
Meşrubatsa doğal meyve suyu, Colazero,ama olmazsa olmazım çay ,kahve (ve yanına her tür muffin :F)
5. Nefret ettiğin bir şey?
Film izlerken mantık yoksa, müzik dinlerken de söz ve ses, dinden imandan çıkarım::p
6. En çok sevindiğin iltifat?
Yok, bulamadım valla açıkçası. Ne demek ki en çok sevinmek salak gibi:f Alışkınım her tür güzel söze:)
7.Favori kitabın?
Stephen King-Mahşer
8.Sana görünüş olarak yakın bulduğun ünlü?
Benzetmiyorum kimseyi eşim benzerim yok:p ama biri şu fıstığa benzetti klibide görünce hareketleri vs benzettim ben de çok az bişey (tevazuya bakınız ) Şarkı machete öykülü şarkılar miminde bahsetmiştim.Bir de burda bahsetmiştim çevirisi ile.
9. Herkesin beğendiği ama senin sevemediğin bir ürün?
Top allıklar. Aldatmacadan başka bişey değil.Normal allıkların on katı:p
10. Şu an en çok almak istediğin kozmetik ürünü?
M.A.C Russian red ruj .Bir de Sephora vardı. Bu 2 kırmızı ruju istiyorum .Hiç kırmızı kullanmadım da:)
Listen or download Machete Нежность for free on Prostopleer
Elmyra, Dilara ilk mimlenen daha ucuna eklicem bekleyin:)
Can konağını aramadaysan, cansın; bir lokma ekmek arıyorsan, ekmeksin. şu nükteyi biliyorsan,
işi biliyorsun demektir:
Neyi arıyorsan O’sun sen..
2. Makyajında olmazsa olmazın?
Rimel ve füme far, gözler mutlaka şöyle olmalı zamanım varsa,yoksa da yaratırım 5 dk mı almaz makyaj yapmak.Bir de doğal bi ruj tamadır.Ama naturel olmalı bir bayan kokona gibi değil rengarek:p
3.Uyguladığın güzellik tüyosu nedir?
Vermem tüyo ben ^^ bakarım kendime,siz de bakımlı olun.Bir de rujum hiç çıkmaz bozulmaz heh heh vermem sırrımı ama:p
4. En sevdiğin içecek?
Meşrubatsa doğal meyve suyu, Colazero,ama olmazsa olmazım çay ,kahve (ve yanına her tür muffin :F)
5. Nefret ettiğin bir şey?
Film izlerken mantık yoksa, müzik dinlerken de söz ve ses, dinden imandan çıkarım::p
6. En çok sevindiğin iltifat?
Yok, bulamadım valla açıkçası. Ne demek ki en çok sevinmek salak gibi:f Alışkınım her tür güzel söze:)
7.Favori kitabın?
Stephen King-Mahşer
8.Sana görünüş olarak yakın bulduğun ünlü?
Benzetmiyorum kimseyi eşim benzerim yok:p ama biri şu fıstığa benzetti klibide görünce hareketleri vs benzettim ben de çok az bişey (tevazuya bakınız ) Şarkı machete öykülü şarkılar miminde bahsetmiştim.Bir de burda bahsetmiştim çevirisi ile.
9. Herkesin beğendiği ama senin sevemediğin bir ürün?
Top allıklar. Aldatmacadan başka bişey değil.Normal allıkların on katı:p
10. Şu an en çok almak istediğin kozmetik ürünü?
M.A.C Russian red ruj .Bir de Sephora vardı. Bu 2 kırmızı ruju istiyorum .Hiç kırmızı kullanmadım da:)
Listen or download Machete Нежность for free on Prostopleer
Elmyra, Dilara ilk mimlenen daha ucuna eklicem bekleyin:)
5 Şubat 2012 Pazar
Babalar ve kızları
Bir baba mimi var ki, aslında bir soru ya da başlığı yok bu sefer.
Gördüğüm her blogda sadece babalarını ve yaşadıkları anıları anlatmış arkadaşlar iyi veya kötü.
Hani herkesin bir hassas karnı vardır derler ya ya da bam teli,nasıl adlandırısanız artık, okuduğum her yazıda istisnasız ağladım, gözyaşımı içime akıttım ve gülümseyerek yorumladım.
Laliş beni mimlemiş, o kadar içten anlatmış ki babasıyla ilişkisini, benim ne yazık ki paylaşacak o kadar uzun zamanım olmadı babamla. Ve bir de Nora mimlemişti ben bunu yazarken.
Neden nasıl kaybettiğimi yazmak istemiyorum ama o çok genç ben ise tam ona ihtiyacım olan yaştaydım...
Ama 13 yıla sığmış kocaman mutluluklar,birbirinden güzel anılarım var.
Babam dünyanın en tatlı babasıydı, çok kültürlü, nazik herkesin sevdiği bir insandı. İnsandı.
Merhametliydi,insan ayırmazdı. Bizim çevremizde tam bir çeşitlilik vardı ben büyürken , bizimle aynı dinden aynı etnik kökenden,efendime söyliyim mezhepten vs olmayan insanlarla büyüdüm ben,evimizde asla duymadım ayrımcı tek bir kelime.
Hatta hiç unutmam yahova şahidi olmuş bir teyzem vardı çok severdim onun çocuğu yoktu ve bana aşırı düşkündü. Sürekli yurt dışına çıkardı seminerleri için,bir üniversitede hocaydı aynı zamanda.
Ve kocaman bir bebek kolleksiyonu vardı. Kimseye dokundurtmadığı bebeklerini bana verirdi oynamam için.
Bana sürekli kutsal kitap okurdu, nuhun gemisini okurdu ve zaman geldi ben büyüdükçe bana vermeye başladı bu kitaplardan. Babam bir tek defa bile karışmadı. Ama bir gece uzaktan akrabamız olan birileri geldi ,çokbilmiş yaşlı bir karı koca ve çocuğun beynini yıkamaya çalışıyo bu kadın deyip onun verdiği kitapları gözümün önünde odamdan alıp sobaya attılar..
Bu benim ilk gördüğüm ayrımcı ve şiddet içeren görüntüydü,annemi suçladım, içeri kaçtım ağladım ağladım
ve kabuslar gördüm.
Ertesi sabah babam beni alıp masanın üzerine oturttu ve saçlarımı okşayarak sakin bir sesle bizim neden müslüman olduğumuzu ve neye neden inandığımızı anlattı. Onların yaşlı ve anlayışsız olduğunu ama onun bana güvendiğini anlattı. Ama dedi, anlayacak ayırd edecek yaşa geldiğinde kendin okuyabilirsin tüm kitapları..
Ve gülümsedi. Sarıldım sıcacık babama. Seçimi bana bırakmış sıkmamış boğmamıştı beni. Cehennemden bahsetmemişti onlar gibi.
Peki dedim H.teyzemi görmicekmiyim artık? Olur mu dedi değişen bir şey yok kızım, ve beni hayatında ilk defa onun evine götürüp haftasonu bıraktı.Hiçbir yerde kalmama izin vermeyen babam o kadar güvendi ve duyduğum acıyı o kadar iyi anladı ki bizi başbaşa bıraktı haftasonunda:) Evden ayrı ilk kalışımdı. Kitaplara olanları söylemedik teyzeme, o bana yine okudu ve sanıldğı gibi de asla beynimi yıkamaya kalkışmadı o da bizim dinimize tek söz etmedi..Sadece hasret duyduğu evlat sevgisiyle sarıldı bana ve en sevdiği bebeğini bana hediye etti ordan giderken babam beni almaya geldiğinde.
Hoşgörüyü babamdan öğrendim ben. Ondan daha önyargılıyım kabul ediyorum, erken babasız kalmam bir koruma kalkanı oluşturdu belki farkında olmadan otoriter bir anneyle kalınca..
Babam ne kadar dokunarak seven biriyse annem o kadar uzaktı, çok seviyorum hiçbir sorun yaşamadık nerdeyse ciddi manada ama..ama babamın yeri dolmuyor işte:(
Kimse babam gibi sarılmıyor onun gibi sevmiyor, ya sevdiğim adam onun gibi baba olamazsa diye korkumdan ölüyorum ben.Kıyaslarsam sarsılacağım için kıyaslamıyorum asla kimseyle de.
Bana dans etmeyi, kitap okumayı öğreten,sevmem için kocaman kitaplar taşıyan oydu..
Her hafta sonu tiyatroya sinemaya götüren mutlaka her gece kapıyı benim açmamı isteyen ve elinde bana alınmış bişeylerle dönen oydu.
O kadar düşkündüm ki, annem benim meyve tabağımı önce getirdiğinde babama vermediğim karpuz yüzünden hala ağlıyorum ben..(hemen ona da annem getirmişti ve o zaman da ağlamıştım düşünün yaş 6-7 belki)
Aynı yıllardı ben uykumdan uyanıp "ya size bişey olursa" diye ağlardım babam beni yanına alırdı..babamın parmağını tutmadan uyumazdım zaten kimbilir kaç kaşına kadar.
Aklıma üşüşen yüzlerce hatıra var ama en içimi sızlatan ölmeden birkaç gün önce beni kucağına çekip sarıdlı ve "ben torunlarımı göremicem kızım" dedi.."olur mu babacım öyle şey" dedim, sarılıp öptüm koklayarak yemyeşil gözleri dolu dolu olmuştu. İyi insanlar hissediyor sanki bunu:(
Lütfen babanız hayattayken, sizi her ne kadar üzmüş, babalık niteliklerini hakkınca yerine getirmemiş olurlarsa olsunlar onları hayatınızdan atmayın. Sevdiğinizi söylemeyi, sarılıp öpmeyi ertesi güne bırakmayın. Ve sakın kötü söz söylemeyin..İçinize bir bıçak gibi batıcak bir gün bunlar inanın..hele de geç kalırsanız. Belki de yarın yok?
Ve babacım.. biliyorum benim yanımdasın her zaman. Beni izliyosun ve koruyosun belki de.
Sana layık olmaya çalıştım her zaman ve biliyorum utandırmadım, gurur duyardın yaşasaydın beni tek teselli eden şey bu hayatta..ama keşke yaşasan ve yanımda olsaydın, sana öyle ihtiyacım var ki..
Listen or download Yeni Türkü Yagmurun Elleri for free on Prostopleer
Mimlemek istediklerim var elmyram, arya, misbone, nini ,sameyanzeva..ve isteyen herkes. Dilerim ben de sizin yaranızı acıtmam.
Gördüğüm her blogda sadece babalarını ve yaşadıkları anıları anlatmış arkadaşlar iyi veya kötü.
Hani herkesin bir hassas karnı vardır derler ya ya da bam teli,nasıl adlandırısanız artık, okuduğum her yazıda istisnasız ağladım, gözyaşımı içime akıttım ve gülümseyerek yorumladım.
Laliş beni mimlemiş, o kadar içten anlatmış ki babasıyla ilişkisini, benim ne yazık ki paylaşacak o kadar uzun zamanım olmadı babamla. Ve bir de Nora mimlemişti ben bunu yazarken.
Neden nasıl kaybettiğimi yazmak istemiyorum ama o çok genç ben ise tam ona ihtiyacım olan yaştaydım...
Ama 13 yıla sığmış kocaman mutluluklar,birbirinden güzel anılarım var.
Babam dünyanın en tatlı babasıydı, çok kültürlü, nazik herkesin sevdiği bir insandı. İnsandı.
Merhametliydi,insan ayırmazdı. Bizim çevremizde tam bir çeşitlilik vardı ben büyürken , bizimle aynı dinden aynı etnik kökenden,efendime söyliyim mezhepten vs olmayan insanlarla büyüdüm ben,evimizde asla duymadım ayrımcı tek bir kelime.
Hatta hiç unutmam yahova şahidi olmuş bir teyzem vardı çok severdim onun çocuğu yoktu ve bana aşırı düşkündü. Sürekli yurt dışına çıkardı seminerleri için,bir üniversitede hocaydı aynı zamanda.
Ve kocaman bir bebek kolleksiyonu vardı. Kimseye dokundurtmadığı bebeklerini bana verirdi oynamam için.
Bana sürekli kutsal kitap okurdu, nuhun gemisini okurdu ve zaman geldi ben büyüdükçe bana vermeye başladı bu kitaplardan. Babam bir tek defa bile karışmadı. Ama bir gece uzaktan akrabamız olan birileri geldi ,çokbilmiş yaşlı bir karı koca ve çocuğun beynini yıkamaya çalışıyo bu kadın deyip onun verdiği kitapları gözümün önünde odamdan alıp sobaya attılar..
Bu benim ilk gördüğüm ayrımcı ve şiddet içeren görüntüydü,annemi suçladım, içeri kaçtım ağladım ağladım
ve kabuslar gördüm.
Ertesi sabah babam beni alıp masanın üzerine oturttu ve saçlarımı okşayarak sakin bir sesle bizim neden müslüman olduğumuzu ve neye neden inandığımızı anlattı. Onların yaşlı ve anlayışsız olduğunu ama onun bana güvendiğini anlattı. Ama dedi, anlayacak ayırd edecek yaşa geldiğinde kendin okuyabilirsin tüm kitapları..
Ve gülümsedi. Sarıldım sıcacık babama. Seçimi bana bırakmış sıkmamış boğmamıştı beni. Cehennemden bahsetmemişti onlar gibi.
Peki dedim H.teyzemi görmicekmiyim artık? Olur mu dedi değişen bir şey yok kızım, ve beni hayatında ilk defa onun evine götürüp haftasonu bıraktı.Hiçbir yerde kalmama izin vermeyen babam o kadar güvendi ve duyduğum acıyı o kadar iyi anladı ki bizi başbaşa bıraktı haftasonunda:) Evden ayrı ilk kalışımdı. Kitaplara olanları söylemedik teyzeme, o bana yine okudu ve sanıldğı gibi de asla beynimi yıkamaya kalkışmadı o da bizim dinimize tek söz etmedi..Sadece hasret duyduğu evlat sevgisiyle sarıldı bana ve en sevdiği bebeğini bana hediye etti ordan giderken babam beni almaya geldiğinde.
Hoşgörüyü babamdan öğrendim ben. Ondan daha önyargılıyım kabul ediyorum, erken babasız kalmam bir koruma kalkanı oluşturdu belki farkında olmadan otoriter bir anneyle kalınca..
Babam ne kadar dokunarak seven biriyse annem o kadar uzaktı, çok seviyorum hiçbir sorun yaşamadık nerdeyse ciddi manada ama..ama babamın yeri dolmuyor işte:(
Kimse babam gibi sarılmıyor onun gibi sevmiyor, ya sevdiğim adam onun gibi baba olamazsa diye korkumdan ölüyorum ben.Kıyaslarsam sarsılacağım için kıyaslamıyorum asla kimseyle de.
Bana dans etmeyi, kitap okumayı öğreten,sevmem için kocaman kitaplar taşıyan oydu..
Her hafta sonu tiyatroya sinemaya götüren mutlaka her gece kapıyı benim açmamı isteyen ve elinde bana alınmış bişeylerle dönen oydu.
O kadar düşkündüm ki, annem benim meyve tabağımı önce getirdiğinde babama vermediğim karpuz yüzünden hala ağlıyorum ben..(hemen ona da annem getirmişti ve o zaman da ağlamıştım düşünün yaş 6-7 belki)
Aynı yıllardı ben uykumdan uyanıp "ya size bişey olursa" diye ağlardım babam beni yanına alırdı..babamın parmağını tutmadan uyumazdım zaten kimbilir kaç kaşına kadar.
Aklıma üşüşen yüzlerce hatıra var ama en içimi sızlatan ölmeden birkaç gün önce beni kucağına çekip sarıdlı ve "ben torunlarımı göremicem kızım" dedi.."olur mu babacım öyle şey" dedim, sarılıp öptüm koklayarak yemyeşil gözleri dolu dolu olmuştu. İyi insanlar hissediyor sanki bunu:(
Lütfen babanız hayattayken, sizi her ne kadar üzmüş, babalık niteliklerini hakkınca yerine getirmemiş olurlarsa olsunlar onları hayatınızdan atmayın. Sevdiğinizi söylemeyi, sarılıp öpmeyi ertesi güne bırakmayın. Ve sakın kötü söz söylemeyin..İçinize bir bıçak gibi batıcak bir gün bunlar inanın..hele de geç kalırsanız. Belki de yarın yok?
Ve babacım.. biliyorum benim yanımdasın her zaman. Beni izliyosun ve koruyosun belki de.
Sana layık olmaya çalıştım her zaman ve biliyorum utandırmadım, gurur duyardın yaşasaydın beni tek teselli eden şey bu hayatta..ama keşke yaşasan ve yanımda olsaydın, sana öyle ihtiyacım var ki..
Listen or download Yeni Türkü Yagmurun Elleri for free on Prostopleer
Mimlemek istediklerim var elmyram, arya, misbone, nini ,sameyanzeva..ve isteyen herkes. Dilerim ben de sizin yaranızı acıtmam.
3 Şubat 2012 Cuma
Too Late..ah to late
Sabahtan beri (hatta günlerdir) panel önümde açık ne bi satır yazabildim, ne yorumları cevaplayabildim,
ne de bin tane bakmama rağmen tema değişebildim. Allah sonumu hayretsin..
Bu insomniaya varan uykusuzluk üzerine hiçbir yere yetişemeyecek kadar çok yapmam gereken iş olması beni yatağa düşürecek az kaldı.
Kafam sürekli meşgul içinde konuşan binlerce insan varmış gibi,ne yapsam susmuyolar.
Uykusuzluğumu bunlara,bunları nereye bağlasam bilemedim artık yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan hesabı.Her gün birbirinin aynı.
Ve ben her gün bişeylere biraz daha geç kalıyorum.
Her geçen saat artık lehime işliyor hissediyorum..
Yine de kımıldamaya ne takatim ne dermanım var.
Çok halsizim ..offf:(
Şarkı bu
2 güzel mim var akşam onları yazmayı deniyim en iyisi. Evet.
31 Ocak 2012 Salı
Kar..neden yağar kar?
Sabahın körüne kadar uyanık kalıp 1-2 saat sonra evden çıkan ve hava muhalefetini bahane edip öğle arası olmadan eve kaçan biri olarak yolda ne kadar kayma düşme tehlikesi geçirsem (hatta geçiremedim dün akşam düştüm hem de ne düşüştü)
-de kar beni acaip bi havaya büründürüyo, hem inanılmaz mutlu oluyorum hem o kadar hüzünlü.
Nedense sürekli dilime takılan bir replik var son günlerde,KAR..NEDEN YAĞAR KAR? içinde bulunduğum çıkmazların etkisi de olabilir bilemiyorum, ne dediğimi anlamanız için filmi izlemeniz gerek, yeni bir film değil ama..sahne buydu:
Bu can alıcı bi replikti gerçekten, sıradan bir deli serzenişi gibi sanılacakken o köye hiç kar yağmadığını muhtemelen onun hiç kar görmediğini öğrendiğiniz anda, karmakarışık oluyosunuz..
Gölgesizler, sadece müzikleriyle girdi önce hayatıma, Candan Erçetin i çok beğenirim, özellikle kendi yazdığı şarkı sözleri içinizdeki kadının sesidir çünkü..sesi ya da fiziğiyle ön planda olmaya ihtiyaç duymayacak kadar değerli ve özgüvenli bir sanatçı ,bir de bunlar ekstra var, yani tanrı fazlaca cömert davranmış:) ben kimim şarkısını biliyorsunuzdur sanırım bu film için yazıp bestelediği muhteşem şarkı,hala zevkle dinliyorum:
lgesizler' Hasan Ali Toptaş'ın aynı isimli ödüllü romanından sinemaya uyarladı, filmi izledikten sonra okuduklarım yüzünden merak edip romanını da aldım hatta felsefe bölümünde okuyanlara veriliyor üniversitede.Kesinlikle film de olsa romandan okumanın tadı bambaşka.Tavsiye ederim.
Ama film, merak etmeme rağmen izleme fırsatı bulamamışken bir otobüs yolculuğu sırasında çıktı karşıma,uzun yolculuklarda uyku tutmaz kolay kolay ve kulaklığımı takıp izledim filmi..
Bu kadar etkileyici enteresan bir film beklemiyordum ve ilk işim bir kere de netten izlemek oldu hem de birkaç kere.Unutulmayan sahnesi sadece bu değil ve derin izler bırakabilecek bir film.
Nerden aklıma düştüyse, başka şeyler anlatacaktım ama burada keseyim en iyisi. İzlemedinizse izleyin, yoksa sessiz olun ben tekrar izlicem sanırım..
-de kar beni acaip bi havaya büründürüyo, hem inanılmaz mutlu oluyorum hem o kadar hüzünlü.
Nedense sürekli dilime takılan bir replik var son günlerde,KAR..NEDEN YAĞAR KAR? içinde bulunduğum çıkmazların etkisi de olabilir bilemiyorum, ne dediğimi anlamanız için filmi izlemeniz gerek, yeni bir film değil ama..sahne buydu:
Köyün muhtarından yediği dayak ve uğradığı haksızlık sonucu filmde denildiği gibi deliler alemine katılan cennet'in oğlu aklını yitirdikten sonra isyanını bu replikle gösterir..filmin sitesinde belirtildiğine göre zamansız ve yersiz bu köyde hiç kar yağmazmış.- bu alıntı ekşi sözlükten
Bu can alıcı bi replikti gerçekten, sıradan bir deli serzenişi gibi sanılacakken o köye hiç kar yağmadığını muhtemelen onun hiç kar görmediğini öğrendiğiniz anda, karmakarışık oluyosunuz..
Gölgesizler, sadece müzikleriyle girdi önce hayatıma, Candan Erçetin i çok beğenirim, özellikle kendi yazdığı şarkı sözleri içinizdeki kadının sesidir çünkü..sesi ya da fiziğiyle ön planda olmaya ihtiyaç duymayacak kadar değerli ve özgüvenli bir sanatçı ,bir de bunlar ekstra var, yani tanrı fazlaca cömert davranmış:) ben kimim şarkısını biliyorsunuzdur sanırım bu film için yazıp bestelediği muhteşem şarkı,hala zevkle dinliyorum:
lgesizler' Hasan Ali Toptaş'ın aynı isimli ödüllü romanından sinemaya uyarladı, filmi izledikten sonra okuduklarım yüzünden merak edip romanını da aldım hatta felsefe bölümünde okuyanlara veriliyor üniversitede.Kesinlikle film de olsa romandan okumanın tadı bambaşka.Tavsiye ederim.
Ama film, merak etmeme rağmen izleme fırsatı bulamamışken bir otobüs yolculuğu sırasında çıktı karşıma,uzun yolculuklarda uyku tutmaz kolay kolay ve kulaklığımı takıp izledim filmi..
Bu kadar etkileyici enteresan bir film beklemiyordum ve ilk işim bir kere de netten izlemek oldu hem de birkaç kere.Unutulmayan sahnesi sadece bu değil ve derin izler bırakabilecek bir film.
Nerden aklıma düştüyse, başka şeyler anlatacaktım ama burada keseyim en iyisi. İzlemedinizse izleyin, yoksa sessiz olun ben tekrar izlicem sanırım..
27 Ocak 2012 Cuma
Önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zormuş..
Son zamanlarda zamanı bol buldum blog blog dolaşıyorum, sıkıntılı zamanlar yaşıyorum ve okumak beni yazmak kadar rahatlatıyo.
Genelde yorum yazmak ben burdayım demek gibi bi amacım yoktur bilen bilir, ama kendime yakın samimi olduğuna inandığım blogların kaçırdığım yazılarını da okuyorum (bunu da bilirler). Zaten blogroll umda olan blogların güncellemelerine mutlaka her gün bakıyorum düzenli.Beni izlesin izlemesin yorum yazsın yazmasın, severek okuduklarım var,benim tek kelime yazmadan ziyaret edenlerim olduğu gibi:)
Yeni keşfettiğim yada kısayollarıma eklediklerime de gidince asla bir tek yazısını okuyup önyargıyla yorum yazmam bu arada yeri gelmişken not edeyim bunu. Ama kale almaz gibi okuyup okuyup çıkmakta olmaz sürekli arada ses vermek gerek, okuyorum seni diye(ki blog sahibi motive olsun ya da varsa başka bakış açıcı ordan da baksın olaya,maksat düşünce çeşitliliği ). Bence de bunu kaldıramayacaksanız yazmamalı ya da yoruma kapamalısınız o yazınızı.Herkes beni haklı bulsun pohpohlasın beklentisi sizi istediğiniz yere ulaştırmayabilir.
Bir yazısını çok beğenirim diğeri bana taban tabana zıt gelebilir sonuçta.Ve birinin kilitli olmayan günlüğü bunlar, bizim sözümüzle kendini değiştirecek geliştirecek olan var olmayan şiddetle size dönecek ,üzecek modunuzu düşürecek (sizin yorumlarnıza) yanıtlar da olabilir. Oluyo..
Bu ara birkaç kere başıma geldi bu, ya da şahit oldum çok defa.
Ama ben iyi niyetli bir insanım benim başıma gelmez sanıyorum nedense, herkes beni bilir tanır sanki:(
Aptallaşıyorum bazen evet:)
Neyse, yeniden yeniden kendimi ifade etmeye çalışmak beni çok inciten bişey bunu bir kere daha anladım.Sanki yazdığım okunmamış ya da bambaşka bir anlam çıkartılmışsa ben öyle demek istemedim bu böyle dememeye karar verdim an itibarıyla.
Çünkü önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur derler ya bir kere yanlış anlaşılmışsanız bir daha ne deseniz sizi duymayacaktır karşınızdaki.
Aynı fikirde değilsem asla muhalefet yorum bırakmamaya karar verdim. Muhalefet demek yanlış olur aslında,negatif mi demeliyim,kendi düşüncem fikrim yani, sadece kendi penceremden bana göre...
o anda içinde bulunduğum halet i ruhiyeme göre değerlendirdiğim durumun farklı insanlarca kendi dillerince yorumlanması demektir
Bu bana daha objektif olmayı, olaylar karşısında empati kurmayı ve kendi açımdan daha güçlü vedirayetli olmayı öğretiyor zaman zaman. Kendimdeki eksilerimi bulmama da,karşımdakini anlamama da faydası çok olmuştur. Şöyle ki eğer ben yanlış anlatmışsam karşımdaki ne anlıyorsa ona hisettirdiğim düşündürdüğümden ben sorumluyum demektir. Bu benim kendimi daha düşünerek daha doğru anlatmamı sağlar ileride.
Çok sesli bir koro da tercih edebilirsiniz solo takılmayı da. Gerginliğinizi atmak günlük hayatın yükünden bi nebze olsun kurtulmak ,hafiflemek için tercih ediyo olabilirsiniz yazmayı, kendi fikirlerinizi dayatmak doğrusu budur ey ahali yalnış biliyosunuz demeye de..tercihlere saygılı olmak zorundasınız seçim değil bu.
Sevgide özgürlük saygıda mecburiyet vardır. Benim felsefem budur evet^^
Son olarak kendime bi not daha,yorumlara yorum yazmazdım şaka da olsa eğlenmek amaçlı da bunu da yapmamaya karar verdim. Benim kadar kalender olmak zorunda değil kimse, kaldı ki ben alıngan ve çabuk kırılan biriyim. Kendimi yanlış ifade edince çok sinirleniyor ve üzülüyorum ama suçu gene kendimde buluyorum. İşte bu da bir avuntu.
Bu kararlar gün geçtikçe kendimi soyutlamam ve yalnızlaşmama sebep olacaksa da ben anladım ki insanlara çok zor alışıyorum onlar da bana..
Zordur bi kalbe girmek ama bu şekilde girdiğiniz kalpte sizi atmaz dışarı kolay kolay..
Genelde yorum yazmak ben burdayım demek gibi bi amacım yoktur bilen bilir, ama kendime yakın samimi olduğuna inandığım blogların kaçırdığım yazılarını da okuyorum (bunu da bilirler). Zaten blogroll umda olan blogların güncellemelerine mutlaka her gün bakıyorum düzenli.Beni izlesin izlemesin yorum yazsın yazmasın, severek okuduklarım var,benim tek kelime yazmadan ziyaret edenlerim olduğu gibi:)
Yeni keşfettiğim yada kısayollarıma eklediklerime de gidince asla bir tek yazısını okuyup önyargıyla yorum yazmam bu arada yeri gelmişken not edeyim bunu. Ama kale almaz gibi okuyup okuyup çıkmakta olmaz sürekli arada ses vermek gerek, okuyorum seni diye(ki blog sahibi motive olsun ya da varsa başka bakış açıcı ordan da baksın olaya,maksat düşünce çeşitliliği ). Bence de bunu kaldıramayacaksanız yazmamalı ya da yoruma kapamalısınız o yazınızı.Herkes beni haklı bulsun pohpohlasın beklentisi sizi istediğiniz yere ulaştırmayabilir.
Bir yazısını çok beğenirim diğeri bana taban tabana zıt gelebilir sonuçta.Ve birinin kilitli olmayan günlüğü bunlar, bizim sözümüzle kendini değiştirecek geliştirecek olan var olmayan şiddetle size dönecek ,üzecek modunuzu düşürecek (sizin yorumlarnıza) yanıtlar da olabilir. Oluyo..
Bu ara birkaç kere başıma geldi bu, ya da şahit oldum çok defa.
Ama ben iyi niyetli bir insanım benim başıma gelmez sanıyorum nedense, herkes beni bilir tanır sanki:(
Aptallaşıyorum bazen evet:)
Neyse, yeniden yeniden kendimi ifade etmeye çalışmak beni çok inciten bişey bunu bir kere daha anladım.Sanki yazdığım okunmamış ya da bambaşka bir anlam çıkartılmışsa ben öyle demek istemedim bu böyle dememeye karar verdim an itibarıyla.
Çünkü önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur derler ya bir kere yanlış anlaşılmışsanız bir daha ne deseniz sizi duymayacaktır karşınızdaki.
Aynı fikirde değilsem asla muhalefet yorum bırakmamaya karar verdim. Muhalefet demek yanlış olur aslında,negatif mi demeliyim,kendi düşüncem fikrim yani, sadece kendi penceremden bana göre...
ve ben de yorum forumumda böyle yazdım,...farklı pencere..bu ne demek?Benim için her yapılan yorum, daha doğrusu o anki yazıma gelen yorum demeliyim,
o anda içinde bulunduğum halet i ruhiyeme göre değerlendirdiğim durumun farklı insanlarca kendi dillerince yorumlanması demektir
Bu bana daha objektif olmayı, olaylar karşısında empati kurmayı ve kendi açımdan daha güçlü vedirayetli olmayı öğretiyor zaman zaman. Kendimdeki eksilerimi bulmama da,karşımdakini anlamama da faydası çok olmuştur. Şöyle ki eğer ben yanlış anlatmışsam karşımdaki ne anlıyorsa ona hisettirdiğim düşündürdüğümden ben sorumluyum demektir. Bu benim kendimi daha düşünerek daha doğru anlatmamı sağlar ileride.
Çok sesli bir koro da tercih edebilirsiniz solo takılmayı da. Gerginliğinizi atmak günlük hayatın yükünden bi nebze olsun kurtulmak ,hafiflemek için tercih ediyo olabilirsiniz yazmayı, kendi fikirlerinizi dayatmak doğrusu budur ey ahali yalnış biliyosunuz demeye de..tercihlere saygılı olmak zorundasınız seçim değil bu.
Sevgide özgürlük saygıda mecburiyet vardır. Benim felsefem budur evet^^
Son olarak kendime bi not daha,yorumlara yorum yazmazdım şaka da olsa eğlenmek amaçlı da bunu da yapmamaya karar verdim. Benim kadar kalender olmak zorunda değil kimse, kaldı ki ben alıngan ve çabuk kırılan biriyim. Kendimi yanlış ifade edince çok sinirleniyor ve üzülüyorum ama suçu gene kendimde buluyorum. İşte bu da bir avuntu.
Bu kararlar gün geçtikçe kendimi soyutlamam ve yalnızlaşmama sebep olacaksa da ben anladım ki insanlara çok zor alışıyorum onlar da bana..
Zordur bi kalbe girmek ama bu şekilde girdiğiniz kalpte sizi atmaz dışarı kolay kolay..
25 Ocak 2012 Çarşamba
Blogcular yeniler ve eskiler /part 2
Bir öncekine ekleme yapmak istemedim okuyan okudu buradan devam.
Takiple ilgili sorunlar oluyor zaman zaman ben de çok yaşadım hatta ziyaret ettiğimde de yazmıştım izliyorum seni ama güncellendiğinde göremiyorum diye bir arkadaş bana sormuş sabah ayrıntılı cevap vermek istedim.
Bir blogu beğendiniz ve yazılarını zamanında okumak istiyorsunuz,bunun için yollar şöyle:
BU SİTEYE KATILIN diyen bölümden katılabilirsiniz,eğer blogunuz yoksa google+ ya da gmail profilinizle izleyebilir reader kullanıyorsanız takip edebilirsiniz rahatlıkla.
Ama dikkat etmeniz gereken bişey var,eğer blogunuz varsa panelden güncellemeleri görmeniz için blogger profilinizi seçip katılmalısınız.
Yoksa panelinizi açınca güncellemeleri göremezsiniz.Ben tek tek yeniden düzenledim mecburen.
E-MAİLLE İZLE güncellemeler e mailinize gelir hem de başlık değil bütün olarak.Ama yorum yazmaya gelmelisiniz yine de bence:)
TWITTER DAN İZLEMEK İÇİN bir çok blogun yanında bir buton vardır onu kullanmalarını öneriyorum blogger arkadaşlara güncellemeleri vs içeren bir aparattansa.
Blogger sayfanızı siz twittera bağlamak istiyorsanız önce blogunuzu sonra twitter hesabınızı açıp tweeterfeed denen uygulamaya üye olup gereken adımları tamamlamanız gerekiyor.Bundan sonra blogunuza her post girdiğinizdekısa bir süre sonra twitter da görünecek böylece sizi blogunuz yerine twitterdan izleyebilen okuyucularınız haberdar olacak:)
FACEBOOK TAN İZLEMEK için bogun bir facebook sayfası olması gerek.Çok gerekli de değil açıkçası ama yalnızca facebooktan izleme şansı olanlar için güzel bir uygulama tabii onu da twitter a bağlayabiliyosunuz.
Herşeyi birbirne bağlamayın derim ben gereksiz:))
Şimdi geçen yazıda eksik kalan yanları not almıştım onları da ekleyeyim konu değişmeden gerçi farklı ama blogunuz için gerekli öneriler bunlar uyar ya da uymazsınız elbette keyfe kalmış:)
Ama ihtiyacı olan ya da yazılı olarak bulduğu için mutlu olan arkadaşlar oldu ilk defa gördüğüm hatta,çok teşekkür ediyorum başka öneriniz sorunuz varsa yazın yorumlara paylaşalım cevaplayalım.Hatta bu yazı dizisi bitince tek bir tanede toparlayalım hepsini:)
Font tipi ve boyutuna dikkat edin,ne çok ufak ne ilkokul kitabı gibi kocaman olmamalı.Eğer hazır tema kullanıyorsanız html düzenle de şuraya denk düşer genelde:
body {
background:url(http://i.imgur.com/a6Ec3.gif);(arkaplan resmi)
font-size:13px;(yazı büyüklüğü)
Sayfayı ağırlaştıracak kodlar kullanmamaya çalışın ne kadar kalabalık o kadar sıkıcı ve ağır açılan blog sayfası demektir.Giflerden kaçının. Kolay geçiş yapılan hafif temalar ve gadgetler kullanın.
Blog düzenine özen gösterin,sizin misafirlerinizi ağıraldığınız ama en rahat ettiğiniz yer burası unutmayın,hem şık hem sade olmalı ya da zevkinize göre sizi yansıtan özelliklerde ama dikkat dağıtacak ayrıntılardan uzak durun abartmayın süsü püsü.Her yerden çiçek böcek resim,gifler, saat vs vs fışkırmasın mesela..
Burda da bahsetmiştik iyi bir blogger teması nasıl olmalı.
Yorum yazarken diğer yorumlara değil yazıya odaklanın ve fikrinizi yorumunuz buna yapın zira başkasının sayfasında hiç hoş olmuyor uzayan yorum kavgaları:p
Sidebar yani yandaki dar kısım mutlaka ziyaretçilerin aradıklarını ve blogunuz hakkında fikir sahibi olacağı önemli şeylere ayrılmıştır.Son başlıklar,arşiv,takip,popüler yazılar bölümü yeterlidir hatta olmazsa olmazlardır.
Gereksiz kodlarla doldurmuyoruz.
Yorumlara yanıtla butonu resmen eklendi ama temanız benim gibi özelleştirilmişse uymayabiliyor ben çok denemeyle ancak şu yazıdaki tavsiyelerle yapabildim
Kendinizi anormal şekilde methetmeyin çok itici bu.Kendisine muhteşem mikemmel prenses diyenler acaip irite ediyo malesef. Yazdıklarınız çizdikleriniz yaşadıklarınıza göre okuyan kendince bir fikre sahip olacaktır zamanla. Bazen okuyorum, kesinlikle haksız ya da iğrenç denecek durumlarda kendilerini yere göğe koyamayıp başkalarına hakaret yağdıran ezik diyenler var bir tür deşarj yolu olmalı ama okurken hiç hoş görünmüyor. Belirtmeden geçemicem bunu ve bir de es geçemicem lütfen küfür etmeyin. Okuyana edercesine kötü bu,hakkınızda direk önyargıya sebep oluyosunuz ayrıca:)
Taklit isim kullanmayın.Direk bir film kahramanı mesela çakması olmayın:p
Yaratıcı olun kolay değildir sizi ifade edecek bir rumuz bulmak biliyorum ama yabancı- yunanca mesela bir isim bile daha iyidir-bence ama bu.Kimsenin ismine karışmayın tabii:) bak bi liste yapalım mesela dimi faydaso olur^^
Eskiden bugüne bloggerda gördüğüm değişimleri ilk yazılarımdan birinde yazmıştım bir de burda
Bu arada dev kedicik Hani bazı bloglarda, yazının sonundaki yorum, gönderen, zaman kısımları değiştirilmiş oluyor ve bir de tepkiler diye eğlenceli, ilginç, etkileyici ve benzeri seçenekler olabiliyor ya onlar nasıl yapılıyor acaba? Uzun zamanlar aklıma takılmış durumda. Kumanda Paneli'nin altını üstüne getirdim ama bulamadım. Konu blog olunca,kendimi tutamadım =) demiş hemen gösteriyorum kumanda panelinde değil tasarımda:F
yani kumanda paneli- tasarıma tıkla ,blog kayıtları bölümüne düzenle de ve istediğin her şeyi ordan ayarla:
Takiple ilgili sorunlar oluyor zaman zaman ben de çok yaşadım hatta ziyaret ettiğimde de yazmıştım izliyorum seni ama güncellendiğinde göremiyorum diye bir arkadaş bana sormuş sabah ayrıntılı cevap vermek istedim.
Bir blogu beğendiniz ve yazılarını zamanında okumak istiyorsunuz,bunun için yollar şöyle:
BU SİTEYE KATILIN diyen bölümden katılabilirsiniz,eğer blogunuz yoksa google+ ya da gmail profilinizle izleyebilir reader kullanıyorsanız takip edebilirsiniz rahatlıkla.
Ama dikkat etmeniz gereken bişey var,eğer blogunuz varsa panelden güncellemeleri görmeniz için blogger profilinizi seçip katılmalısınız.
Yoksa panelinizi açınca güncellemeleri göremezsiniz.Ben tek tek yeniden düzenledim mecburen.
E-MAİLLE İZLE güncellemeler e mailinize gelir hem de başlık değil bütün olarak.Ama yorum yazmaya gelmelisiniz yine de bence:)
TWITTER DAN İZLEMEK İÇİN bir çok blogun yanında bir buton vardır onu kullanmalarını öneriyorum blogger arkadaşlara güncellemeleri vs içeren bir aparattansa.
Blogger sayfanızı siz twittera bağlamak istiyorsanız önce blogunuzu sonra twitter hesabınızı açıp tweeterfeed denen uygulamaya üye olup gereken adımları tamamlamanız gerekiyor.Bundan sonra blogunuza her post girdiğinizdekısa bir süre sonra twitter da görünecek böylece sizi blogunuz yerine twitterdan izleyebilen okuyucularınız haberdar olacak:)
FACEBOOK TAN İZLEMEK için bogun bir facebook sayfası olması gerek.Çok gerekli de değil açıkçası ama yalnızca facebooktan izleme şansı olanlar için güzel bir uygulama tabii onu da twitter a bağlayabiliyosunuz.
Herşeyi birbirne bağlamayın derim ben gereksiz:))
Şimdi geçen yazıda eksik kalan yanları not almıştım onları da ekleyeyim konu değişmeden gerçi farklı ama blogunuz için gerekli öneriler bunlar uyar ya da uymazsınız elbette keyfe kalmış:)
Ama ihtiyacı olan ya da yazılı olarak bulduğu için mutlu olan arkadaşlar oldu ilk defa gördüğüm hatta,çok teşekkür ediyorum başka öneriniz sorunuz varsa yazın yorumlara paylaşalım cevaplayalım.Hatta bu yazı dizisi bitince tek bir tanede toparlayalım hepsini:)
Font tipi ve boyutuna dikkat edin,ne çok ufak ne ilkokul kitabı gibi kocaman olmamalı.Eğer hazır tema kullanıyorsanız html düzenle de şuraya denk düşer genelde:
body {
background:url(http://i.imgur.com/a6Ec3.gif);(arkaplan resmi)
font-size:13px;(yazı büyüklüğü)
Sayfayı ağırlaştıracak kodlar kullanmamaya çalışın ne kadar kalabalık o kadar sıkıcı ve ağır açılan blog sayfası demektir.Giflerden kaçının. Kolay geçiş yapılan hafif temalar ve gadgetler kullanın.
Blog düzenine özen gösterin,sizin misafirlerinizi ağıraldığınız ama en rahat ettiğiniz yer burası unutmayın,hem şık hem sade olmalı ya da zevkinize göre sizi yansıtan özelliklerde ama dikkat dağıtacak ayrıntılardan uzak durun abartmayın süsü püsü.Her yerden çiçek böcek resim,gifler, saat vs vs fışkırmasın mesela..
Burda da bahsetmiştik iyi bir blogger teması nasıl olmalı.
Yorum yazarken diğer yorumlara değil yazıya odaklanın ve fikrinizi yorumunuz buna yapın zira başkasının sayfasında hiç hoş olmuyor uzayan yorum kavgaları:p
Sidebar yani yandaki dar kısım mutlaka ziyaretçilerin aradıklarını ve blogunuz hakkında fikir sahibi olacağı önemli şeylere ayrılmıştır.Son başlıklar,arşiv,takip,popüler yazılar bölümü yeterlidir hatta olmazsa olmazlardır.
Gereksiz kodlarla doldurmuyoruz.
Yorumlara yanıtla butonu resmen eklendi ama temanız benim gibi özelleştirilmişse uymayabiliyor ben çok denemeyle ancak şu yazıdaki tavsiyelerle yapabildim
Kendinizi anormal şekilde methetmeyin çok itici bu.Kendisine muhteşem mikemmel prenses diyenler acaip irite ediyo malesef. Yazdıklarınız çizdikleriniz yaşadıklarınıza göre okuyan kendince bir fikre sahip olacaktır zamanla. Bazen okuyorum, kesinlikle haksız ya da iğrenç denecek durumlarda kendilerini yere göğe koyamayıp başkalarına hakaret yağdıran ezik diyenler var bir tür deşarj yolu olmalı ama okurken hiç hoş görünmüyor. Belirtmeden geçemicem bunu ve bir de es geçemicem lütfen küfür etmeyin. Okuyana edercesine kötü bu,hakkınızda direk önyargıya sebep oluyosunuz ayrıca:)
Taklit isim kullanmayın.Direk bir film kahramanı mesela çakması olmayın:p
Yaratıcı olun kolay değildir sizi ifade edecek bir rumuz bulmak biliyorum ama yabancı- yunanca mesela bir isim bile daha iyidir-bence ama bu.Kimsenin ismine karışmayın tabii:) bak bi liste yapalım mesela dimi faydaso olur^^
Eskiden bugüne bloggerda gördüğüm değişimleri ilk yazılarımdan birinde yazmıştım bir de burda
Bu arada dev kedicik Hani bazı bloglarda, yazının sonundaki yorum, gönderen, zaman kısımları değiştirilmiş oluyor ve bir de tepkiler diye eğlenceli, ilginç, etkileyici ve benzeri seçenekler olabiliyor ya onlar nasıl yapılıyor acaba? Uzun zamanlar aklıma takılmış durumda. Kumanda Paneli'nin altını üstüne getirdim ama bulamadım. Konu blog olunca,kendimi tutamadım =) demiş hemen gösteriyorum kumanda panelinde değil tasarımda:F
yani kumanda paneli- tasarıma tıkla ,blog kayıtları bölümüne düzenle de ve istediğin her şeyi ordan ayarla:
23 Ocak 2012 Pazartesi
Blogcular yeniler ve eskiler:))
Lütfen bloğunuza sağ tuş engeli koymayın! Bak çığlık attım:(
Ha şairseniz ve çalınmasından korkuyosanız telif alın öyle yayınlayın gene koymayın yaa ,hadi anca o zaman geçerli bi sebep olabilir bu,ama çalmaya niyeti olan oturup yazar gene çalar, zaten bazı tarayıcılarda engel olamıyosunuz beni neden rahatsız ediyora gelirsek, ben gözlerimden dolayı üzerini kopy leyip okuyorum bi kere bunu yapamıyorum okumayı yarım bırakıp çıktığım oluyor bu yüzden.Bazen de linkleri ya da herhengi bişeyi yeni sekmede açmak istiyorum olmuyo sayfanzı terkettiriyosunuz ellerinizle. Bazen de bir kelimeyi sağ tıkla google da aratıcak oluyorum o da olmuyo. Anlatabiliyormuyum?
Kelime doğrulamayı kapatın yorumlarınızda artık lütfen yalvarıcak haldeyim on kere girmek yerine kaçıyo çoğu okurunuz bilin, hatta yazmaya yeltenmiyorum 2.kere:)
Deveye hendek atlatmayın keyifle okuyalım yahu:D başka aklıma takılan bikaç şey daha var, arada tekrarlıyorum farkındayım ama bloga girince
Otomatik müzik açılmasın lütfen işyerinde çok zor duruma sokuyo bu ya da zaten müzik açık oluyo gerek yok ki.Müsaitsem mutlaka dinliyorum koyduğunuz şarkıları.
Güncel olan her konuda bir kelamda ben edeyim diye ahkam kesmeyin çok fazla güncellenen, sık ve laf kalabalığı yapan bloglar izlemeyi bıraktırıyor twitterdakiler gibi uyarayım.
Yorumlarınıza ufacıkta olsa bir cevap verin, mutlaka..özellikle ilk defa yazmış biriyse..
Sizi izleyen yorumlarıyla zenginleştiren renk katanlara bir kez olsun uğrayıp ziyaret edin takibe hemen almasanız bile bir bakın sizi samimiyetle mi takibe almış izleyici artsın diye mi zaten anlarsınız,ama insanlara bir şans verin, okuyun:) Kısayollarınıza alın bir süre ben öyle yapıyorum örneğin.
Sadece blog adresi olan yazıyla alakası olmayan bir yorum zaten sizi çekmez sanırım hatta iter.
Bizim adetlerimizde vardır bilirsiniz iade-i ziyaret değil mi? Bi kahve içmeye uğramak lazım:)
Bloggerları kaçırtan maddeleri özetle tekrar gözden geçirdikten sonra şimdi devam ediyoruz:)
Bu ara zaten tam yazmaya başlıyorum beni izleyen birilerini görünce gidip bloglarına bakarken zaman akıp geçiyor yeni bloglar keşfettim samimi, eğlenceli bu beni çok mutlu etti. Zamanım olmadığı için yeterince ilgi gösteremiyorum gönlümce yorum yazamıyorum bazen ama affola.
Başarılar diliyorum yenilere nacizane haddim olmayarak önerim oldu niniciğimde elmyram da yeni arkadaşlarını tanıtmışlar az önce, bugün 3 blog keşfettim 2 sine yorum yazdım birine yazarken ben buraya yazayım yorumumu sıkmadan dedim ,ben de geçtim bu safhalardan toplam 10 yıla yakındır yazıyorum ben;
Yeni blog yazmaya başlamışsanız siz önce blog blog dolaşın, size hitap eden samimi bulduğunuz blogları keşfedin iletişim kurmaya başlayın ve siz kendiniz için yazın. zamanla yazı sayınız arttıkça istikrar gösterdikçe ilgi göreceksiniz zaten.
Güncellenmeyen bloglar bile zaman gelip unutuluyo,şöyle ki hepimiz zamanla birçok blog izler oluyoruz ve iletişim için güncellenmesi kendisini hatırlatması gerek.Gidip baksak ne çare gerçi aynı yazıya en fazla nerdesin yazabilirsin. vefasızlık söz konusu değil bu durumda:) hatta asıl yazmayan blogunu terkeden "bloguna" vefasızlık etmiş oluyo bana göre..
Ben de 2008 de blogger yasağı gelince domain aldım yorum yazmak bile zor geldi blogger insanlarına yeni takipçilerim oldu,daha çok okundum istatistiklere göre ama iletişim daha azdı,yalnız hissettim.
Sonra yine döndüm blogspota ve en az 3-4 blog kapadım şu anki seviyemdeyken,burda da blogger sorun çıkarttı bir ara yasaklandı ve uzun süre yazmadım illa bir dönem soğuma oluyo gerçek hayatımıza bağlantılı olarak.Anlatacak hiçbirşeyiniz yok gibi geliyor bazen insana.Sanki bir kaynaktan besleniyosunuz ve o kaynak kuruyo zaman zaman.İç dünyanızda kopan fırtınalara bağlı.
E bir yandan sürekli yeniler gelirken bizim de keşfetmemiz gerekenler çoğalıyorken yeni başlayanların da ilk işi bu olmalı şimdi, eğer özlemişse istiyorsa eski tanıdıklarına kendini hatırlatmak ve yeni bloglar keşfetmek :) kendine yakın kafa dengi gördüklerine tabiri caizse ,yorum yazar iletişim kurmaya çalışırsın yok duvarla birse hiçbir yorumuna tepki vermiyorsa vazgeçersin:p (ben şahsen öyle yapıyorum açıkçası üzücü bu)
İlk adımı siz atın.. Yazarkense kendiniz için yazın dökün içinizi,paylaşmak istediğiniz her şeyi,fikirlerinizi,hayata bakışınızı ,zaten zamanla sohbet edeceğiniz hitap edeceğiniz bir kitle oluşacaktır:)
Başarılar diliyorum ^^
Ha şairseniz ve çalınmasından korkuyosanız telif alın öyle yayınlayın gene koymayın yaa ,hadi anca o zaman geçerli bi sebep olabilir bu,ama çalmaya niyeti olan oturup yazar gene çalar, zaten bazı tarayıcılarda engel olamıyosunuz beni neden rahatsız ediyora gelirsek, ben gözlerimden dolayı üzerini kopy leyip okuyorum bi kere bunu yapamıyorum okumayı yarım bırakıp çıktığım oluyor bu yüzden.Bazen de linkleri ya da herhengi bişeyi yeni sekmede açmak istiyorum olmuyo sayfanzı terkettiriyosunuz ellerinizle. Bazen de bir kelimeyi sağ tıkla google da aratıcak oluyorum o da olmuyo. Anlatabiliyormuyum?
Kelime doğrulamayı kapatın yorumlarınızda artık lütfen yalvarıcak haldeyim on kere girmek yerine kaçıyo çoğu okurunuz bilin, hatta yazmaya yeltenmiyorum 2.kere:)
Deveye hendek atlatmayın keyifle okuyalım yahu:D başka aklıma takılan bikaç şey daha var, arada tekrarlıyorum farkındayım ama bloga girince
Otomatik müzik açılmasın lütfen işyerinde çok zor duruma sokuyo bu ya da zaten müzik açık oluyo gerek yok ki.Müsaitsem mutlaka dinliyorum koyduğunuz şarkıları.
Güncel olan her konuda bir kelamda ben edeyim diye ahkam kesmeyin çok fazla güncellenen, sık ve laf kalabalığı yapan bloglar izlemeyi bıraktırıyor twitterdakiler gibi uyarayım.
Yorumlarınıza ufacıkta olsa bir cevap verin, mutlaka..özellikle ilk defa yazmış biriyse..
Sizi izleyen yorumlarıyla zenginleştiren renk katanlara bir kez olsun uğrayıp ziyaret edin takibe hemen almasanız bile bir bakın sizi samimiyetle mi takibe almış izleyici artsın diye mi zaten anlarsınız,ama insanlara bir şans verin, okuyun:) Kısayollarınıza alın bir süre ben öyle yapıyorum örneğin.
Sadece blog adresi olan yazıyla alakası olmayan bir yorum zaten sizi çekmez sanırım hatta iter.
Bizim adetlerimizde vardır bilirsiniz iade-i ziyaret değil mi? Bi kahve içmeye uğramak lazım:)
Bloggerları kaçırtan maddeleri özetle tekrar gözden geçirdikten sonra şimdi devam ediyoruz:)
Bu ara zaten tam yazmaya başlıyorum beni izleyen birilerini görünce gidip bloglarına bakarken zaman akıp geçiyor yeni bloglar keşfettim samimi, eğlenceli bu beni çok mutlu etti. Zamanım olmadığı için yeterince ilgi gösteremiyorum gönlümce yorum yazamıyorum bazen ama affola.
Başarılar diliyorum yenilere nacizane haddim olmayarak önerim oldu niniciğimde elmyram da yeni arkadaşlarını tanıtmışlar az önce, bugün 3 blog keşfettim 2 sine yorum yazdım birine yazarken ben buraya yazayım yorumumu sıkmadan dedim ,ben de geçtim bu safhalardan toplam 10 yıla yakındır yazıyorum ben;
Yeni blog yazmaya başlamışsanız siz önce blog blog dolaşın, size hitap eden samimi bulduğunuz blogları keşfedin iletişim kurmaya başlayın ve siz kendiniz için yazın. zamanla yazı sayınız arttıkça istikrar gösterdikçe ilgi göreceksiniz zaten.
Güncellenmeyen bloglar bile zaman gelip unutuluyo,şöyle ki hepimiz zamanla birçok blog izler oluyoruz ve iletişim için güncellenmesi kendisini hatırlatması gerek.Gidip baksak ne çare gerçi aynı yazıya en fazla nerdesin yazabilirsin. vefasızlık söz konusu değil bu durumda:) hatta asıl yazmayan blogunu terkeden "bloguna" vefasızlık etmiş oluyo bana göre..
Ben de 2008 de blogger yasağı gelince domain aldım yorum yazmak bile zor geldi blogger insanlarına yeni takipçilerim oldu,daha çok okundum istatistiklere göre ama iletişim daha azdı,yalnız hissettim.
Sonra yine döndüm blogspota ve en az 3-4 blog kapadım şu anki seviyemdeyken,burda da blogger sorun çıkarttı bir ara yasaklandı ve uzun süre yazmadım illa bir dönem soğuma oluyo gerçek hayatımıza bağlantılı olarak.Anlatacak hiçbirşeyiniz yok gibi geliyor bazen insana.Sanki bir kaynaktan besleniyosunuz ve o kaynak kuruyo zaman zaman.İç dünyanızda kopan fırtınalara bağlı.
E bir yandan sürekli yeniler gelirken bizim de keşfetmemiz gerekenler çoğalıyorken yeni başlayanların da ilk işi bu olmalı şimdi, eğer özlemişse istiyorsa eski tanıdıklarına kendini hatırlatmak ve yeni bloglar keşfetmek :) kendine yakın kafa dengi gördüklerine tabiri caizse ,yorum yazar iletişim kurmaya çalışırsın yok duvarla birse hiçbir yorumuna tepki vermiyorsa vazgeçersin:p (ben şahsen öyle yapıyorum açıkçası üzücü bu)
İlk adımı siz atın.. Yazarkense kendiniz için yazın dökün içinizi,paylaşmak istediğiniz her şeyi,fikirlerinizi,hayata bakışınızı ,zaten zamanla sohbet edeceğiniz hitap edeceğiniz bir kitle oluşacaktır:)
Başarılar diliyorum ^^
20 Ocak 2012 Cuma
Eski Bir Tapınak Yazısı
Sıkıntılı günler geçiriyorum dedim ya özellikle tahammül sınırımın zorlandığı şu son günlerde bu tarz şeyleri hatırlamaya ihtiyacım var sanırım. Bu yazıyı taslaklarda buldum bu sabah. ve siz de okuyun istedim.
Güzel bir haftasonu dilerim...
(Bu yazı MÖ 900 lü yıllarda bir tapınağın duvarında yazılıymış.
insanlar ibadet için geldiklerinde, çocuklarıyla birlikte bu yazıyı okurlarmış...)
Gürültü - patırtının ortasında sükunetle dolaş.
Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.
Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış.
Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.
Bağışla ve unut.
Ama kimseye teslim olma.
İçten ol; Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş.
Başkalarına da kulak ver.
Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları.
çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
Yanlız planlarının değil başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.
İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayattaki dayanağın odur.
Seveceğin bir iş seçersen, hayatında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini çok seveceksin!
Olduğun gibi görün!
Ve göründüğün gibi ol!
Sevmediğin zaman, sever gibi yapma!
Çevrene nasihatlerde bulun ama, hükmetme!
İnsanların kusurlarını bulmaya çalışırsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
Ve unutma ki, insanlığın yüz yıllardır öğrendikleri bir kumsaldaki kum tanecikleri değildir.
Kaybetmeyi, ahlâksız bir kazanca tercih et!
Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı bir ömür boyu sürer.
Bâzı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.
Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme!
Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsan yelkenlerini rüzgâra göre ayarla!
Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.
Ara sıra isyana yönelecek olsan da, hatırla ki yaratıkları yargılamak imkânsızdır.
Doğduğun zamanları hatırlar mısın? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu.
Öyle bir ömür geçir ki, sen öldüğünde herkes ağlasın!
Sabırlı, sevimli ve vefâkâr ol!
Önünde sonunda bütün servetin sensin.
Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kötülüğüne rağmen, dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekânıdır...
(Xsenos M. Ö 9 y.y.)
Güzel bir haftasonu dilerim...
(Bu yazı MÖ 900 lü yıllarda bir tapınağın duvarında yazılıymış.
insanlar ibadet için geldiklerinde, çocuklarıyla birlikte bu yazıyı okurlarmış...)
Gürültü - patırtının ortasında sükunetle dolaş.
Sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma.
Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış.
Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.
Bağışla ve unut.
Ama kimseye teslim olma.
İçten ol; Telaşsız, kısa ve açık seçik konuş.
Başkalarına da kulak ver.
Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları.
çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
Yanlız planlarının değil başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.
İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayattaki dayanağın odur.
Seveceğin bir iş seçersen, hayatında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini çok seveceksin!
Olduğun gibi görün!
Ve göründüğün gibi ol!
Sevmediğin zaman, sever gibi yapma!
Çevrene nasihatlerde bulun ama, hükmetme!
İnsanların kusurlarını bulmaya çalışırsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
Ve unutma ki, insanlığın yüz yıllardır öğrendikleri bir kumsaldaki kum tanecikleri değildir.
Kaybetmeyi, ahlâksız bir kazanca tercih et!
Birincisinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı bir ömür boyu sürer.
Bâzı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.
Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
Yılların geçmesine öfkelenme!
Rüzgârın yönünü değiştiremiyorsan yelkenlerini rüzgâra göre ayarla!
Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.
Ara sıra isyana yönelecek olsan da, hatırla ki yaratıkları yargılamak imkânsızdır.
Doğduğun zamanları hatırlar mısın? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüyordu.
Öyle bir ömür geçir ki, sen öldüğünde herkes ağlasın!
Sabırlı, sevimli ve vefâkâr ol!
Önünde sonunda bütün servetin sensin.
Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kötülüğüne rağmen, dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekânıdır...
(Xsenos M. Ö 9 y.y.)
19 Ocak 2012 Perşembe
All girls who die for a zero figure ..
Bu resme bayıldım bugün ve çok güldüm, bizim meşhur sevgili betty miz tombalak olmuş ve şu yazıyor:
to all girls who die for a zero figure ..sweetie remember real men go to for curves,only doss go for bones
Çevirin bakiym:D.
18 Ocak 2012 Çarşamba
Gelmeyen yolcunuz oldu mu hiç?
Şimdi,ben yıllardır çeşitli yollarla seyahat ederim herkes gibi. Çok gezen tozan biri değilim ailece değiliz sanırım kaldı ki genelde kendi özel aracımızla gittiğimiz için olsa gerek diğer ulaşım yolları konusunda beceriksizliğim ayyuka çıkıyo.
Annem turlara katılır gezer crazywomen a vericem sonunda gezsinler beraber hatta.9
Ama ben şehir içi gezemeyen bi yapıdayım. Kendi arabam varken aman şimdi yolları karıştırırsam,çıkmaz sokağa girersem,sıkıştırırlarsa, yağmur yağıyo yollar kaygan(çok sürat yapıyorum ya), vs zaten yakın kıl tüy derken varlık içinde yokluk çektirirm kendime inatla.
Yazın ise kendi aracımızla gitmeyeceksek tatile giderken rahatlıkla önce rezervasyon yaptırırım telefonla sonra terminale gder biletimi alırım. Önce online siteden ayırtırım bileti çünkü hangi koltuk boş bayan yanı mı vs çok rahat seçebiliyosunuz. Kredi kartı nette kullanmadığım için hemen tlf ederim ve sitede gördüm şu sefer şu koltuk boş ama ayrtamadım siz halledebilirmisiniz dediğim an özellikle reklam da yapabilirim Pamukkale Turizm hemen yardımcı olur tam istediğim koltukları rezerve eder en geç su gün şu saate almanız gerek der ve ben gider terminalden alırım.Bu kadar basit ve net.
Amaa bi adım İstanbul a gidicem altı üstü, hani atlasam Yalovaya gitsem ordan mutlaka ya otobüs ya feribot bulur damlarım amaa full hafta telefon kavgası -aldın mı bilet hayatım? -almadım terminalden alıcam perşembe hobaaa kavga!!
Tam bir haftaa. Meğersem -aldım ben bilet desem suscakmış ne bileyim illa her haltı doğrı söylicem ya şu yalan dünyada bi ben doğru olsam nolcak herşey eğriyken acaba?
Öte yandan bana ısrarla illa terminalden alıp beni sinir edicen dimi heryerde şubeleri var gidip hemen alırsın olur biter diye beni boğan kişiye aldanıp bizim ordaki büroya telefon ettim bu akşam eve dönerken alıcam bileti ayırırmısınız yok efendim 444 cart curttan rezerrvasyon yapılıyo hanfendi. O zaman sen ne demeye ordasın kalas!!
Gidip alırsam gönlü olursa yardımcı olucak herhalde internette koltuk numarasını bayan yanı olduğunu görerek yer ayırtıyorum ben orda sıkıntı çekmek zorundamıyım? sefer ve koltuk numarasını veriyorum daha ne yapıcam Pamukkale yardımcı oluyor ama üstüne basa basa söylüyorum Kamil koç olmadı. Bu da onlara kapak olsun.😂
Gidip terminalde aldım bilet başka firmadan ben de.
........................
Ama yine gidemedim o da ayrı mesele..:(
Günlerce hazırlandım, son iki gün inanılmaz bir koşturmaca içinde geçti, uykusuz geceler geçirdim hayatımda ilk defa sakinleştirici kullandım daha sersem etti..
Ama ne oldu? Pause a basılmış gibi dondu her şey bir anda.
Ona girersem çıkamam oysa bu yazıya cuma gündüz başlamıştım bu akşam İstanbul yolcusuyum diye bitecekti..zamanım olmadı..
Döndüğümde büyük ihtimalle bir kucak resim ve anıyla gelmiş olacaktım neler anlatacaktım Allah bilir. Belki de gittiğime pişman dönücektim,çok üzülecektim.. Bilinmez ki artık..
Bloguma da yalancı çıkacakmışım..ona bilee :/ Düştüğüm duruma bak..
Hayatımda ilk defa ..o kadar üzüldüm ve üzdüm ki tarif yok.
Sebep vardı biçoktu..ama neden deyince söyleyemem anlatamam..
Çok istersiniz ya bişeyi, bekler bekler vazgeçersiniz hani çok açken yemek bekler bekler gelen yemek sizi doyurmayacak ya da istediğiniz gibi olmayacak korkusu sarar iyice yemeden kalkıp gidersiniz..neyse saçmalıyorum..anlatamam imkansız çünkü hiçbir tasvir uymayacak buna.
Ve ben hep bunu yapıyorum aslında (saçmalamayı)
Anında yoruma anında cevap
Şimdi, size canımı sıkan bi olay anlatıp sonra yeteri kadar kalınca silicem sayfamı bu tarz şeyler için kullanmıyorum ben bir amacım var çünkü..sadece içimde tuttuklarımdan biraz olsun kurtulabilmek.
Önce arada bahsettiklerimi tekrarlamam gerek sanırım:
Beni bilirsiniz takipçi toplamak için gidip önüme gelen bloğa yorum yazmam,twitter da cik ciklemem,
face te kapınıza dayanıp sende beni beğen hadii demem..izleyeni izlemek gibi bir zorunluluk hissetmem.İçten bulduğum beğendiğim önce beni keşfetmiş olsun olmasın izlerim.
Zaten çok zamanım olmuyor malesef.
Sürekli izlediğim okuduğum bloglara yorum dahi yazamıyorum çoğu zaman.
Zamanla twitter ve facebook zorunluluk hali alınca açtım ayak uydurmak adına çağa. Yani aslen sadece ordan izlemek isteyenler için açıldı yazı girince otomatik düşüyor hepsi ve tek amacı bu.
Malum herkesin blogu yok.
Birkaç ta arkadaşım var arada konuştuğum nadiren bundan ibarettir,zaman kaybı görüyorum başında bekleyecek halim yok sonuçta.Ben çok zaman geçirmiyorum twitter veya face te yazımı bloguma yazar çıkarım.. takipçi sayısına takılmam bunlar şişirmeyse bişey ifade etmiyo bana.Çoğu da böyle ne yazık ki bakıyosunuz bir nitelik yok ama izleyici sayısı uçmuş yok böyle bişey:) Pc açıksa tweetdeck açıktır arada bakarım.tt lere bakarım bazen de.keyfim isterse yazarım bişiler. Bu kadar. Bu kısım ayrı:)
...hih_webci Küfürbaz Haydo (şimdi değişip sansasyonorg olmuş yorum geldi ahaha)
@Ipekbocegii sendemı takıp ı bıraktın bea,
şaşırdım,hiç muhabbetim yok? usluba bak.."hiç almamış olabilirim kusura bakma" dedim
Bir baktım o da beni bırakmış yeni izlemeye alıyo.Çok mu lazım hiç değil. Başarısız niteliksiz bi sayfa neticede.Otomatik program koymuş ta sileni siliyomuş..bunda amaç ne ? düpedüz izleyeni izlerim saçmalığı.menfaat..pazarlık hatta.Neyse uzatmadım,kafam dolu zaten binbir sorunla kırmak istemedim de ama 2 hesabı var,birini izlerim dedim sayfaya ait olanı tercih ettim.Sohbet etmek istemediğim için açıkçası.Ve çıktım.
Onlar da facebook sayfa açmışlar ,beğen diye yazmış defalarca twitterda.. Sayfamın ismiyle beğendim ben de,tekrarlandı bu sayısız kere hala,beğendim ok dediğim halde ki gidip beğenmek zorundamıyım blogu izliyosam yeterli geliyo belki de, ha samimi arkadaşım olur davet edebilir gider beğenirim destek olurum da..Ama bu ne alaka?
Ve bu baskıyı herkese yapıyo inanmayan gidip twitter hesabına baksın, baktım benim facebook sayfama kocaman reklamını yapmış "ben beğendim sen beğenmedin mi" yazmış,ki mentionları da silerim ben bu tarz şeyleri de sadece güncellemeler ve benim son yazdıklarım görünsün sayfa kirliliği oluşmasın diye..
Yine sabırla bak kontrol et ama siz benim sayfamı beğenmemişsiniz bile dedim.Hani o zaman neden sürekli söylüyosun manasında.Sayfa ismiyle beğenmek önemli olan. Bu sefer ben kendi adımla beğendim senin adın neydi görünmüyo dedi, e günlerce ipekböceği(yani sayfa adım) beğenmemiş demiyomuydun ben kimliğimi kullanmak istemiyo olamazmıyım? Bu arada sayfa twitterı ve özel hesabın avatarları da aynı,ikisi aynı anda yazıyo kim ne diyo belirsiz.Dedim farklı yapsanız biriniz cevap nereye vereceğimi şaşırdım resmen.Bu arada 2.bi arkadaşta kullanıyo siteye ait olanı tam kaos.
Görünce hatasını benim sayfamı beğenmiş ama yorumumu sayfasından silmiş güzelce,-ben onun reklamını silmediğim halde-sayfamı beğenilenlere eklemiş bana mention atmış.Yorum yap diye:S Anında karşılık!
Bugün sinirliyim özür dilerim dedi. Diğerini görmeden çıkmışım. Ben 7/24 pc başında değilim, işim var,bi evim var,yolda olmam gereken yemek yemem aileme zaman ayırmam gereken zaman dilimleri var işim gücüm amacım bu değil. Google da yazsında beni bulsunlar derdinde değilim:)) ama yazın ipekböceği kaçıncı sıradayım görün:p
Yemekten sonra baktım verdiği link boş..bak şuraya yorum yaz demiş sanırım sayfasında reklamımı yapmış görmemişim..İhtiyacım yok hitap ettiğimiz kitle apayrı.
Vay efendim sen misin mentionları silip yazdığı an görmeyen ,yememiş içmemiş koşa koşa gidip bana yazı döşenmiş hem de mahkemeye versem haklı çıkacağım terbiye sınırlarını aşan tarzda..mahalle ağzı tam.e adı üstünde küfürbaz baksanıza.Sen kimsin ne tanışıklığımız var ne kazık yedin de bana post yazarsın?
Kötü söz sahibine aittir kompleksli arkadaş. Bu arada site birkaç kişinin eseri yazık olmuş diğerlerinin emeklerine.Artık google a adını yazınca bu yazım çıkıcak mutlumusun:D
hih_webci denen ve kendini internet fenomeni sanan arkadaş kimsin nesin ki seni ayırd edicez diğer arkadaştan hiçbir samimiyetim yokken,yere göğe koyamıyodun dün beni?:) yine az önce bi bayana sende mi sildin yazmıştın o da izlemiyorum ki demiş gördük:D laf açma yolu bu dikkat!.
Kanun şöyle der özetle size de gerekebilir:
MADDE 125. - (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur
Durduk yere yok tanımıyorum yok takibi bıraktım diye alenen hakaret küfür eden kişi,hazırdır bunlara.TIKLAYIN DEVAM İÇİN--
11 Ocak 2012 Çarşamba
Blogger Background
Bloglarımızın arka planına resim eklememiz artık tasarım modülü sayesinde kolaylaştı.
Orada dolu seçenek var ama kendinize özgü bişeyler olsun,herkeste olmasın blogum kişiselleşsin diyenlerdenseniz benim gibi, bu ufacık şeyi takıntı haline getirebiliyosunuz.
Eskiden beri uğraştığım için (taa space ler zamanından beri:p) kaynaklarını da bulmayı başarıyo olsam da yetersiz kalıyo bana kaynak adresi veren olursa sevinirim öte yandan hazır şablonlara ekleme yolunu da öğretebilirim.Her yerde olan temalar bir dokunuşla size özel hale gelebiliyo bu sayede. Baknız benim blog:D
Gerçi bir beyaz geniş klasik temam bir bu dönüşümlü kullanıorum en rahat ettiklerim ve kişiselleştirilebilir olan bunlar.Ama bir türlü karar verip seçemedim bu kez arka plana (minik beyaz pembe olan) hangisini seçeyim??
Ha bunu bana ver dediğiniz varsa hemen gönderebilirim de çekinmeyin^^
Şimdi bana söyleyin en çok hangisi yakışır benim bloguma:))
Ha bir şunlar var şaşırtıcı ki benim bu şablonuma da uyumlu klasik dar temalara da ve blogunuza uygulamak çok basit TIK ve TIK
Ve bunlar da sizin için:
Twitter veya blog arka planınız için.isteyene orjınallerini vericem tabii ki:D
Orada dolu seçenek var ama kendinize özgü bişeyler olsun,herkeste olmasın blogum kişiselleşsin diyenlerdenseniz benim gibi, bu ufacık şeyi takıntı haline getirebiliyosunuz.
Eskiden beri uğraştığım için (taa space ler zamanından beri:p) kaynaklarını da bulmayı başarıyo olsam da yetersiz kalıyo bana kaynak adresi veren olursa sevinirim öte yandan hazır şablonlara ekleme yolunu da öğretebilirim.Her yerde olan temalar bir dokunuşla size özel hale gelebiliyo bu sayede. Baknız benim blog:D
Gerçi bir beyaz geniş klasik temam bir bu dönüşümlü kullanıorum en rahat ettiklerim ve kişiselleştirilebilir olan bunlar.Ama bir türlü karar verip seçemedim bu kez arka plana (minik beyaz pembe olan) hangisini seçeyim??
Ha bunu bana ver dediğiniz varsa hemen gönderebilirim de çekinmeyin^^
Şimdi bana söyleyin en çok hangisi yakışır benim bloguma:))
Ha bir şunlar var şaşırtıcı ki benim bu şablonuma da uyumlu klasik dar temalara da ve blogunuza uygulamak çok basit TIK ve TIK
Ve bunlar da sizin için:
Twitter veya blog arka planınız için.isteyene orjınallerini vericem tabii ki:D
10 Ocak 2012 Salı
İnsanları Sevmenin Yolu
İnsanları sevmenin tek yolu vardır ve o da onları olduğu gibi sevmektir…
Ve güzellik de buradadır…
Onları olduğu gibi sevdiğinde onlar değişirler…
Sana göre değil, onlar kendi gerçeklerine göre değişirler…
Onları sevdiğinde onlar dönüşüm yaşarlar…
Değişmezler, dönüşürler…
Onlar yeni olurlar, onlar varlığın yeni yüksekliklerine erişirler…
Ancak bu onların varlıklarında gerçekleşir ve bu onların kendi doğasına göre olur…
İnsanların doğal olmaları için yardım et…
İnsanlara özgür olmaları için yardım et…
İnsanlara kendileri olmaları için yardım et…
Ve asla hiç kimseye güç uygulamaya, itip kakmaya ve hükmetmeye çalışma…
Bunlar egonun yöntemleridir…
OSHO -
Az önce okudum bu satırları.. daha önce de benzer şeyler çok okusam da insanoğlu sürekli okudukça bir öncekileri unutuyor bazen.Özellikle de negatif bir ruh durumuna bürünmüşseniz her şey teselli ya da tırı vırı gelebiliyo. Bu elde olan bir hava değildir bazen olumsuzluklarla karşılaşırsınız üst üste ve olmaya çalıştığınız olumlu+pozitif insan sizi terk ediverir. O zaman her şey polyannacılık gibi gelir hatta bazen batar..
Ahkam kesmek istemiyorum aslında bazı konularda ,çünkü herkesin kendi yaşadıkları şahit oldukları doğrultuda kendince bir görüşü vardır..
Bu değişim konusuyla ilgili çok şey okudum. Birini olduğu gbi seversiniz önce.
Zamanla sizinle örtüşmeyen bazı yanları törpülensin isteyebilirsiniz, o da sizden bunu bekler ve farkında olmadan gerçekleşir bazı değişimler:)
Hep bunu söylerler ya,insanları olduğu gibi seversin sonra onlardan değişmelerini beklersin, sana göre şekil almalarını.. bir oyun hamuru gibi..
Oysa kendilerine verecekleri bu şekil geçici olacaktır ya kalıba sığmaz taşarlar sonunda..ya da eski şekillerine bir biçimde dönerler kendileri de memnun olmasa bile bu durumdan..Çünkü tamamen sizi değiştirmeye çalışıp hayalindeki insana çevirmeye çalışıyorsa her iki tarafta mutsuz olur ve sürmez zaten bu yalan kalıp..
Yani kişide olmayan bir şeyi empoze edemezsiniz ona..o kadar büyük değişimler bekliyorsanız zaten büyük bir aldatmaca içine girersiniz..
Ama diğer yandan değişmeyen tek şey değişimin kendisi olmalıdır. Değişmek gelişmek demektir.
Ve her yeni insan size yeni bir siz katacak yenilikler değişimler katar..Dost,arkadaş da böyledir..
Hele aşksa bu kaçınılmaz olur. Onun sevdiği şeyleri yapmak zor değildir eğer sizi de mutlu ediyor ve size uyuyorsa..
Beni ben olarak sevdiği gerçeğini zedelememeli ama bu..
Kişiliğine müdahele etmediğiniz sürece, her iki tarafta özgür iradeleri ile birbirini memnun ve huzurlu edecek değişimler gösterir kendinde bana göre. Çevremde gördüğüm örnekler de bunu doğrular nitelikte.
Aşk olumlu değişimler katar size eksiklerinizi hatalarınızı gösterir kendinizle yüzleştirir bir anlamda..
Sevginin hamurunda vardır değişmek.- ama kendini bozmadan-yitirmeden-
zaten var olan değerlerinize değer katarak.
Şu söze gönülden katılıyorum ama üstteki parçada açıklanmış haliyle:
Aşk bir milâd demektir.
Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir.
Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey ; değişmektir!
Hiçbişey aşk kadar değerli değildir;)
7 Ocak 2012 Cumartesi
Dekorasyonda Burçların Enerjisi
Doğum tarihimizin kişiliğimizi ve zevklerimizi etkilediği bilinir. Hatta dış görünüşümüzde bile burcumuzun özelliklerini taşırız. En önemlisi de beğeniler. Etrafınıza dikkat ettiniz mi bilemiyoruz ama aynı burç gruplarının ya da doğum tarihi yakın olan insanların benzer özellikler ve tercihler yaptığını fark edebiliriz. İşte bu durum dekorasyon zevkimize de yansıyor.
Bu konuyu ilerleyen zamanlarda her burca özel olarak hazırlayacağız. Ama önce gruplardan başlayalım işe!
Su Grubu: Yengeç, Akrep ve Balık burçları bu gruptandır. Bu burçlar en evcimen burçlar olarak bilinirler. Evde vakit geçirmeyi seven su grubu için de dekorasyon çok önemlidir. Krem ve fildişi tonlarını kullanmayı seven su grupları için eve huzur hakim olmalıdır. Hem yaratıcı hem sade evler tam onlara göredir. Ayrıca sanatsal yönleri ağır bastığında art-deko stilini de severler. Evlerinde sanattan izler görmeniz mümkündür.
Hava Grubu: İkizler, Kova ve Terazi bu grubun burçlarından! Yeniliklere açık olan hava grubu trendlerin takipçisidir. Renkli, eğlenceli dekorasyonlar tam onlara göredir. Kırmızı ve pembe ana renkleridir. Pastel tonlara da bolca rastlamak mümkündür. Bir hava grubu burcunun evinde sürekli bir yenilenme ve değişim görebilirsiniz.
Toprak Grubu: Boğa, Oğlak ve Başak bu gruptandır. Bu grup tam bir düzen delisidir. Evde her şey düzenli ve yerli yerinde olmalıdır. Ayrıca onlar için yeme-içme alanları çok önemlidir. Teknolojiyi çok severler. Düzeni sevdiklerinden en sık depolama ve organizasyon ürünlerini görmek mümkündür. Titizliğiyle ünlü başak burçları dekorasyon konusunda en başarılı olna burçtur.
Ateş Grubu: Yay, Aslan ve Koç burçları bu gruptandır. Egoları oldukça yüksek olan bu burçların evleri çoğunlukla iddialıdır. Parlaklık ve ışıltıyı severler. En cesur dekorasyonlar bu gruptan ortaya çıkar. Davet vermeyi sevdiklerinden evin görünümüne önem verirler. Evde ilginç nesneler kullanmayı da severler. Sadece kendi seçtikleri renkleri sever, diğer seçimleri beğenmezler. Dekorasyon konusunda en inatçı grup diyebiliriz.
Bu tanımlar size de uyuyor mu, merak ediyoruz?
Keyifli günler.
http://www.evmanya.com dan alıntıdır ben çok hoşlandım:) Ticari kaygılarla değişik şeyler yapılmakta ama böyle zevklere ve mantığa dayanınca çok hoş sonuçlar ortaya çıkabilir diye düşünüyorum.
Mesela ben bir yengeç burcu olarak en evcimen ve en dekorasyona meraklı burç olduğumu iddia edebilirim:p
Zevkime güvenirim ve küçük ayrıntılara bile özen gösterip birkaç ufak detayla tamamen değiştirebilirim ambiansı:D
Dolayısıyla bu pazarlama taktiği bana işleyebilir kişisel zevkime uyması koşuluyla tabii. Ya size?
6 Ocak 2012 Cuma
AŞK ı gördüm ben..VARMIŞ!
Bugün aslında yılbaşından önce başladığım bir konuyu yazacaktım..yine paneli açtım, güncellenen bloglara baktım önce şöyle bir..sonra?
Çok eskiden beri bildiğim beğendiğim bir bloğu ziyaret ettim güncellenmişti uzun zaman sonra, link within var ya bakarmısınız siz bilmem, ve oradan annesine yazdığı bir yazıya gittim " benim annem bambaşka, herkesin annesi özeldir kendisine ama " demişti..en sevdiğim şarkı vardı sonunda,link açılmadı kendim açtım dinledim.
Ordan başka bir yazısına tıkladım, ismi yazıyordu orda facebookta herkese açık güncellemelerine baktım ve nerdeyse her gönderi sonunda anneciğinin sıcacık sözcüklerini gördüm..Ama öyle nezaketten çıtkırıldım sözler değil içten, sevgi dolu.. sonuna kadar destek,takdir..
Benim annemden görmediğim şeyler bunlar..Dünya iyisidir o benim başımın tacı ama..ama işte göstermez sevgisini,destek olmaz hiç:(
Anneye tıkladım gayriihtiyari, çünkü çok benziyorlardı:) ona bakmaktı amacım.Belki de merak ettim gerçek mi diye.. Mükemmel olan ve gerçek olan bişey varmıdır? Ya AŞK var mı gerçek mi??
Eşiyle birlikte resimleri vardı, gülümseyen resimler ve herbirinin altında içten sevgi sözcükleri..
Anlata anlata bitiremediği bir sevda ki,özenle seçilmişti her bir kelime..bazen şiirler,eşini göklere çıkartıyordu bu kez de. Çocuklarını da. Yaşadığı her şey ona değer katmıştı demiş ki bir resmin altına:
".YILLAR NE ÇABUK GEÇİYOR..AMA KORKMUYORUZ HAYAT SENDEN...KIRIŞ KIRIŞ OLSAKTA BİZ YİNE BİRBİRİMİZİN GÖZLERİNDE KAYBOLACAĞIZ...."
Durdum..dondum öylece, gözlerimden yaşlar önce yavaş sonra benim bile şaşıracağım hızl akmaya başladı her yeni resimde..
Az önce.. bir ömrü birlikte tüketmeye söz vermiş, evliliğin o korkutucu kaosuna girip parıltısını yitirmek yerine daha da güçlenmiş, çocukları ve verdikleri emekle dünyaları renklenmiş bir çift gördüm ben.
Evlilikten deli gibi korkan ama kapıyı ömrünce anahtarla açmaktan da ölesiye korkan ben..
Neredeyse 40 yıllık.. Gencecikler hala..O kadar güzeller ki..Gökkuşağı onlar.
Birbirine hala sevgiyle bakan..yok yok ilk günlerde olamaz bu tutku, yaşadıkça,sabırla paylaştıkça çoğalmış daha da güzelleşmiş inanamadım..
AŞK vardı gerçekten ve ben onu gördüm!! "ömürlük" olduğunu görmekti beni büyüleyen..
5 dk önce inanılmaz bir enstrümantal müzik paylaşmış başına yine eşi için muhteşem bir şiir eklemişti..
onu paylaşıcam herkese açık olduğu için,ki anlayın siz de gördüklerimi biraz olsun,müziği hemen açın ama
Gelme çocuk!Benim denizimde yüzemezsin sen, kolların kısa kalır dalgalarıma…Ölürsün çocuk bulaşma yalnızlığıma.Karanlığıma yaklaşma çocuk, içine alır ıssız sokaklarım ellerini.Gözlerini kaybedersin kuytu gecelerimde.Viran şehirlerime ayak basma çocuk, yıkılırsın.Divaneliğim korkutur seni, umutlarını yıldırımlar kaçırır.Uçurum kaçkınıdır ruhum, ruhumla yorulursun yaklaşma çocuk.Ellerim ateştir, dokundukça kavrulursun..Sevme çocuk!Sevilecek yürek mi benimki?Çoktan unuttum renkleri, çoktan tükettim sevgileri.Sakın sakın sevdirme kendini.Söyleme çocuk!Konuşma sakın anlatma kendini, şarkılar söyleme senin ikliminden.Her şarkı yarım bende.Yarımlaşma ellerimde seni bulamam, sus çocuk sus!Alıştırma kendini bana, ben olursun çocuk…Ben sen olamam uğraşma,Ağlama çocuk ben kıyamam ağlayana.Gözlerine ulaşamam.Bir gün gelir gidersin çocuk, içimdeki şarkı biter yaşayamam.Yaşayamam…
minik bi bölümü şöyle..
"ve bir an resimlerinize tıkladım eşinizle..
Hayat durdu..hayal ettiğim, görmediğim ama yaşamayı ve yaşlanmayı dileğim bir aşk gördüm..ağladım. her resmin altına üşenmeden yazdığınız sevgi sözcüklerinizi okudum dikkatle, tesadüf değil demek beni getiren dedim yine ağladım. Dua ettim Allah ellerinizi ayırmasın diye. 8 dk önce bir video eklediğinizi görünce de eğer ordaysanız bunları duymayı hak ettiğinizi düşündüm..
Çok sevgiler saygılar.
ipekböceği"
evet yazdım ve gönderdim bunu (cürete bakın mı dersiniz artık gereksiz mi)
ama 5 dk sürmedi o güzel gülen güzel yaşayan sevmeyi hem de nasıl bilen kadın cevap gönderdi,şaşırdım..
"çok teşekkür ederim güzel yürekli kızım mı diyeyim..??beni çok şaşırttınız..çok mutlu oldum ..
herkese sevgi aşk diliyorum ..herkese allah dilediği gibi aşkı yaşamasını nasip etsin..
benden daha mutlu nesil görmek tek dileğim..sevgiler saygılar..
kimseniz hep bu güzel yürekle yaşayın yüreğinizden öpüyorum..."
Ya, hani rüyanızda muhterem birini görürsünüz size bir yol açar ya, hafiflersiniz..öyle güzeldi onunla sohbet etmek,ve dilerim daha nice sohbetler edicez:)
Nazar değmesin diye binbir Maşallah diyorum ve ben de diliyorum böyle ömürlük bir sevda ve sevdiğimin gözlerime hep aynı heyecanla bakmasını..."amin"
Not: Benim şu başlıktaki sloganım da çürüdü gitti böylece:)
2 Ocak 2012 Pazartesi
Halim öyleee eeeee:))
Çamur- HALİM ÖYLE
Harun Kolçak twitter da paylaştı az önce bayıldım, siz de dinleyin^^
Videoyu kaldırdım fizy den dinleyin daha iyi 0.o
SÖZLERE DİKKAT!
Harun Kolçak twitter da paylaştı az önce bayıldım, siz de dinleyin^^
Videoyu kaldırdım fizy den dinleyin daha iyi 0.o
SÖZLERE DİKKAT!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















