1 Aralık 2011 Perşembe

Hint felsefesinin 4 kuralı...

Az önce facebookta paylaşmış bir arkadaş çok hoşuma gitti sıcak sıcak paylaşmak istedim:


KURAL 1: "Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.

KURAL 2: "Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile
değiştiremeyiz. 'Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı' gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir."

KURAL 3: " İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.

KURAL 4: "Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun
bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir."

30 Kasım 2011 Çarşamba

Bıdı bıdı bıt!


Farkettim ki pozitif şeyler okumak hoşuma gitse de bunu her blogta sevmiyorum ya da şöyle söyliyeyim, abartılı pollyannacılık oynayanlar beni daraltıyo. Yahu tamam her kötü gün geçer iyiler de geçiyor ama, bir gülüyosan on ağlıyosun hatta.
E işte mutlu anların değerini bilelim diye bilmemne..yok yaaa?!
Umut ise işkenceyi artırıyo derlerdi de çook kızardım nasıl böyle bi söz ederler diye ama gerçek bu. Olmayacak şeyleri umut edip zaman kaybetmeyin diyim size ben, gözünüzü açın gerçeği görün o zaman umut edip uyuz uyuz oturacak zamanınız olmadığını göreceksiniz.Sizi harekete geçirecek en azından elinizden gelen bişey varsa yapmanızı sağlayacak olan bu düşüncedir diğeri değil..Ha olmadı mı? olmadığına üzülme süreciniz başlasın bir an önce bitsin hayata dönün rica ederim daha iyidir:)

Bugün bir ara domain baktım inatla bütün alabileceklerim alınmış kel alaka bişiler yapılmıştı sinir bozucu:S abuzittinmi gibi bişey almak en iyisi bence kesin alınmamıştır dur hatta bakıcam:p ahanda sonuç:
abuzittinmi.com
abuzittinmi.net
abuzittinmi.org
abuzittinmi.info 1 Yıl 7,89$
Ne demek bilmiyorum bir komedi programından mı ne dolanmıştı ağzımıza eskiden :D

Habire tema değişicem değişebilirim deyip yarım gün tutup yine aynı temaya dönmemden anladım ki ben kişiselleştiremeyeceğim kendime özgü bir tarz olmayacak hazır şablonları içime sindiremiyorum..İlk görüşte aman bu tam benlik neden daha önce görmedim woowww desem de saltanatı en fazla 1 gün:) zaten daha önce bu konuda bir post yazmıştım ama işte alışveriş yapar kimi sıkılınca ben de bloguma saldırıyorum yazmaya değil tema değişmeye ama XD
Ama beni tanımlayan şeyler emektar laptop,eksik olmayan çay kahvem,yiyecek bişeyler, telefonum,ajandam,defter kalemimdir:D böyle tema gördüm mü de bi gün olsun kullanmadan duramıyorum..
Tamam 24 saat başlasın!! hahah gerçi arkaplanı,font tipini renklerini html den ayarladım yine kişiselleştirdim ya neysee..

Bu arada başlık yaratıcı birinden benden değil altında dere tepe konuşulan şeylere bu başlığı kondururdu öpüyorum onu burdan:*

Bunları yazarken biraz martax dinledim sonra Leonard Kohen  burdan dinleyebilirsiniz..

28 Kasım 2011 Pazartesi

Blog kaydınız başarıyla yayınlandı!


Ama ne başarıı!!
Sabah beri gene aç bırak aç bırak modundayım:p bir önceki yazımda anlatmıştım ya aynen.
Hatta bi cümlelik blog bile açtım yazıcakmışım gibi o kadar yazıyorum ki yer kalmadı burda tabii:p
Arada şablonu alt üst edersem korkmayın emniyet kemerlerinizi bağlayıp kaçın sadece :)
Canım sıkılıyo pazartesi sendromu falan değil aynı anda 3 hatta 4 kişi canımı sıktı üzerime çullandı nerdeyse. Edepsiz insanlara çok özeniyorum bazen herkes korkup aman bulaşmayalım şimdi sıçrar der ya, öyle bi tip olsaydım var yaaa, ah kurşun asker gibi dizilselerdi önümde:p
Ne kadar kendi halindeysen, içine atıyosan ve sabrediyosan patlamamak için benzini alan koşturuyo patlaman için eksik olmasınlar.
İşimi evimi dostumu tostumu terkedip çok uzaklara kaçasım var ama en uzak nereye gidebilirim ona karar veremiyorum hani 3-4 saatlik yolu alamıyoken aylardır!
Komik şeyler yazmak istiyorum,beş dakika keyfim yerindeyse sanki batıyo millete,kurşun mu döktürsem ne yapsam :F her tür abukluğu yapabilirim gibi bir his var içimde.
Saçımla oynuyorum,oje sürmeye üşeniyorum,makyaj yapıyorum boya fıçısına düşmüş gibi siliyorum ,tamam makyajsız bakımsız dolaşmam da herşeyin bi usulü var depresif hallerinde gülen boya gibi gezmenin alemi yok değil mi milletin gözüne yazık:D Kuaföre gitsem kestirsem şöyle bu gazla aligarson kestirip çıkarım ondan korkuyorum.
Sokakta hava alayım diye yürüyorum ,herkes bana batıyo böyle hallerdeyken,tamam değilken de ^^
TV deki bugün ne giysemler sayesinde bilinçlenen şaşkın  kesim var ya,rastgele alışveriş çağı başladı herkes modacı kesildi gün içinde gece kıyafetleri 13pont platform ayakkabılarla clutch larla dolanıyo millet yahu ne sığıcak onların içine? Pozlar vogue dergisinden çalma otobüste ayakteyken bile hatta hiç abartmıyorum. Büzüşen 333 dudaklar ileri boşluğa bakan ve çekim gereği burdayım bakışları ya da aniden amanın! gülmekten katıldı dur üfliyim dedirticek biçimde kal gelmiş ağız sonuna kadar açık neşeli olki genç kalasın  pozları
Saçlar hep aynı model aynı renk tiki stayla sarı yada hürrem rengi  uzun uçları incelmiş çitiş çitiş olmuş işlem görmekten boyadan nerdeyse kel kalıcaklar fönlü upuzun bakımlı görünen işi bitik saçlar,ucuz gösteren bilinçsiz makyajlı sahte suratlar.Yürürken hele her an düşüp birini yaralayacaklar tay tay yaparken o ayakkabılarla:p   Kot şortlar ve siyah mus çorapları çıkaranı yakalarsam,daha doğrusu bu en sevdiğim parçaları suyunu çıkartarak giyenler var ya  öyyk yani!!
Ama alışveriş iyi gelebilir belki,bi çanta alsam sinirim geçer mi, yok yok bu sefer de param gitti diye hasta olurum recep ivedik gibi huhah
Tamam içeri girdim zaten hava buz gibi :)
Çalışıyorum elim kolum aklım bi yerde..
Kafam dağılsın diye radyo dinliyorum full,ares açık şarkı indiriyorum eften püften mp3 ümü doldurup beynimi uyuşturucam kararlıyım^^
Bu arada Halil Sezai nin albümü çıkmış şarkıları sesi inanılmaz etkileyici (bence) bak onun şarkılarını da indireyim.
Bu ara şarkı türkü film önerilerinize açığım fena halde lütfen esirgemeyin:)
Tmam ruhum daralıyo daha fazla devam etmiyeyim şarkı dinleyelim A.E.O S.Ç.S Bye :F şaka şaka kısaltmalara da gıcık olurum ben bikaç harf fazla yazsanız incileriniz dökülmez heralde dimi!!
Bir de küfür etmeyin her dakka kel alaka şeylere ya, küfür koyduğunuz boşluğa nokta nokta koyun bi bakın.inanın oraya yazdıklarınız oturmuyo bile o derece azıttınız artık gelirsem alırım façanızı aşşa :D
Ps:Şurada şarkı vardı ama uymadı buraya şimdi uygun manyaklıkta bi şarkı bulursam onu eklicem Son ps: ahanda ekledim,benden hiç alışık olmadığınız bi tarz ama şimdi bu iyidir:p böyle yazıya böyle şarkı miirim




Bir de: Bazı blogları izlemeye alıyorum güncellemeleri bende kumanda panelinde görünmüyo tekrar alıyorum yine aynı, manuel ekledim url ekle den gene yokolmuş resmen elimle eklediğim bloglar neler oluyo bilgisi olan var mı!?

25 Kasım 2011 Cuma

Acı.. her dilde aynı...



Hayatım yalanlar üzerine kurulu gibi geliyo bazen,
bana söylenenler ve benim söylediklerim...

Öyle hemen burun kıvırmayın ben yalan söylemem diye, bazen aşırı ısrar ya da korku yalana teşvik ediyo derim ben. Ya da karşınızdakini kırmamak için ne diyeceğinizi bilemezsiniz. Ve öyle.
Size söylendiğini hissediyosanız ve sebebini biliyosanız ,eliniz kolunuz o derece bağlı ki, yüzüne vuramazsınız ispat edemezsiniz, tesadüfler zincirine koşulsuz inanmanız beklenir eğer seviyorsanız ve zaman zaman sizin de ona anlatamadığınız izah edemeyeceğiniz aslında çok öenmli olmayan durumlar aklınıza gelir susmak zorunda kalırsınız..ister "tabii ki inanıyorum" deyin ister "inanmıyorum bence böyle değil ama neyse.." aslında o da bilir inanmadığınızı ya da gerçekse anlattıkları inanılacak gibi olmadığını..
Söyleyene daha büyük ağırlıktır aslında yalan..her sabah göğsünüzde bir baskıyla uyanırsınız ve o ağırlık sizi günbegün ezer..
öyle olmuyorsa vicdanınızı bir yerlerde kaybetmiş olmalısınız..ya da çok önemsizdir konu size göre.

Mesela küçükken bişeyi ben kırmamışsam ya da bir yaramazlıktan ben mesul değilsem yapmadım derdim,
ama annem asla inanmazdı !! asla!!
Nasıl ısrar ederdi,senden başka kim yapıcak canım,evde başka kimse mi var, yaptı benim kızım ama bunda bişey yok yaptım annecim tövbe de bi daha yapmıcam de tamam kızmıcam..uzar giderdi..
Sanki hafızamı kaybetmişim hatırlamıyomuşum gibi hissettirirdi ben de düşünürdüm "acaba yaptım mı gerçekten" ben yaptıktan sonra o kadar korkuyorum ki beynim unutturuyo sanıyodum küçükken,ciddiyim. Ve annem ruhumda yarattığı hezeyanları farketmedi hiçbir zaman ne yazık ki..

Hala zaman zaman  "o kadar inatçı ki, küçükken de yaramazlık yapardı inkar ederdi,İNKARCIydı bu" der gülerek, benim avaz avaz ağlama isteğimi nasıl bastırdığımı hatta bazen kaçıp ağladığımı ise bilmez..duymaz..

Belki de bu yüzden bana yalan söylendiğinde sessiz kalıyorum ben..
Ya yalan değilse? %1 bile ihtimal olsa,hayat bu..

Bu ne bitmeyen bunalımdır bu ne bitmeyen depresyondur bilemedim bugün yazmaya üşeniyorum ki en çok sıkıntılıyken yazardım oysa..ama işte buyrun yazınca saçmalayacağımı biliyorum :(

Her sabah açıp bütün gün bu sayfa önümde duruyor ve çıkarken kapatıyorum, gece yemekten sonra tv karşısında almışsam dizlerime yine açıyorum yine aynı ..
Ototmatik gönderilen bayram mesajları gibi içtenlikten uzak sadece güncel tutulmak için yazılmış bloglar görüyorum bazen, içi boş bişeyler..hani içtenlik veya duygu içermeyen. Bilgi apayrı zaten..
Öyle olmak istemiyorum.
Herşey içimden geldiği an olmalı, içimden geldiği gibi,süzmeden öylece..

Ben konuşmaktan çok yazarak rahatlıyorum ya da kendimi daha doğru ifade edebiliyorum eğer düzgün cümleler kurabilmişsem-ki her zaman mümkün olmuyor bu malesef-
Ve zaman zaman telefonda şu tarz konuşmalar geçiyor:
Canın sıkkın evet dedin bi kere sebebini söylemiceksen bana öyle deme,anlat hadi
E sen anladın ? hayır desem inanıcakmıydın ki:S
İnanmazdım, ama merak ediyorum ne oldu benimle mi ilgili?
Yazarım ben sana,kapat hadi..
Hayır yazma söyle işte! yüzyüze konuşalım
E yazsam nolur
Ama ben yazarak cvp vermem
O.o

Ve benden yazmamı beklediğinde de ben yazmam sms çünkü o anda cevap gelmeyecek soğuyacaktır konu her neyse..Konuşurken aynı hislerle cevap vermem beklenemez ki o zaman.

Açıkladım bir gün,
" yazmak istiyorum, çünkü o zaman sesimdeki titremeyi, ağlamak üzere olduğumu ya da kızgınlığı sana hissettirmeyebiliyorum..üzgünsem neşeliymişim gibi seni güldürebiliyorum, kırgınsam asla anlamıyosun..
Ya da mesela çok kızgınsam,öfkemi yazarken attığım için yollamadan silebilyorum da..ama ağızdan çıkan kalpte kalıyor..yani olaylar unutuluyor ama kalp kıran sözler asla..hele de benim gibi biyonik hafızalı birinde.".

Yazarak sevincinizi anlatmanız tanımlamalar kullanmanız o kadar zor ki, içiniz içinize sığmaz anlatamazsınız.
Ya da huzuru tanımlayacak bir söz yok bu dünyada bana göre, Aşkı da <3

Ama kırgınlıkları,ihaneti,yalanı ve acıyı ne kadar çok söz var anlatacak değil mi
the pain in any language sanırım en güzel anlatacak şarkı bu durumu...
Çevirisi için

15 Kasım 2011 Salı

Salam fesbook:))


Pakistan daki web tasarımcıları islami facebook sitesi kurmuşlar diye duymuştuk..
Ve şimdi de,
İslami Facebook, Mısır’da yaptığı geniş katılımlı toplantıda merkezini İstanbul’a kuracağını açıklayınca, İslami Facebook geyikleri Twitter’da güne damgasını vurdu..
Ve twitter a uçuböceği ve missbone a takılmak harici pek takılmadığım için ve benim takip ettiklerim çok az olduğundan kaçırsam da çoğunu,merak edip tt lere tıklayınca %80ini gereksiz bulduğum,laf olsun torba dolsun ben de bi çift laf etmiş olayım mantığıyla yazılmış saçma mesajlar gördüm ben malesef ve hiç hoşlanmadım..
İnançlarla ve mezheplerle ilgili değerlerin espri konusu olmasına karşıyım açıkçası.Hele de beceremiyosanız bi susun yani içim daralıyo ağzı olanın konuşmasına:p
Ama bugün Harun Kolçak ta facebook sayfasında paylaşınca dayanamadım gerçekten çok komikler varmış arada.Konu, twitter’da “İslami Facebook” kelimeleri ile gündemdeki konular arasında üst sıralara çıktı. Bir yandan şakayla karışık yorumlar ve tahminler yapılırken diğer yandan Salamworld’un merkez olarak neden İstanbul’u seçtiği merak ediliyor O.o
Sitenin kararı Twitter’da ’İslami Facebook geliyor’ geyiklerine yol açarken yapılan yorumlara sitenin tiye alındığı espriler damga vurmuş :
  • İslami Facebook çıkacakmış: "Haldun Allahın izniyle Rumeysa’yı dürttü".
  • İslami Facebook, İslami Facebook şakalarınızdan komik.
  • İslami Facebook: Parolanız yanlış ya da abdestsiz giriş yaptınız
  • İslami Facebook: "Ahmet size Selamün Aleyküm dedi" - Ve Aleyküm Selam De - Allah’a Havale Et - Şeytan Görsün Yüzünü olarak İşaretle *buna bittim*
  • İslami Facebook: Din kardeşi olarak ekle, Allah’a havale et, Boş ol boş ol boş ol, Ortak Müminler, Mekke ve Ben Albümü, Selamun Aleyküm de
  • İslami Facebook:"mümin ilişki durumunu 4eş’li olarak değiştirdi" "mümine cami’de albümüne yeni fotolar ekledi" "yorum yap, dua et, sevap işle"
  • İslami Facebook: "27 ortak mümin kardeşiniz var."
  • Resmime maşallah dermisin? - islami facebook
  • İslami Facebook şikayet butonu: "Allah’a havale et.. "
  • İslami facebook http://www.salamworld.com bana şarküteri sitesi gibi geldi.
  • İslami Facebook hakkinda tum espiriler yapildi suanda calintilar ve rtler basladi. Herkese hayirli olsun.
  • ’İslami Facebook’ haberi şaka olsun... Düşünsenize ’Allahın emri peygamberin kavliyle sizi arkadaşlık listeme eklemek istiyorum... ’
  • İslami facebook nedir aga? günde 5 vakit mi giricez?
  • ’’ Dürtmediği sürece şeytana uymam. ’’ 12 mümin bunu beğendi. - İslami Facebook.
  • İslami Facebook: Parolanız kötü niyetli kişilerin eline geçmiş olabilir. Güvenlik amacıyla Bakara Suresinin 4. ayetini yazınız.
  • İslami facebook, bugun allah icin ne yaptin

10 Kasım 2011 Perşembe

Atatürk kimdir??

Özlem ve hüzünle andığımız bir 10 Kasım daha..


Lütfen izleyin:

Part 1
ve
Part 2:

6 Kasım 2011 Pazar

"Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda, birbirine sarılarak uyuyordur."

O kadar yorgun o kadar durgunum ki,
Olmak istediği, olduğu, şu an yapıyor olduğu ve yapıyor olmayı dilediği
neden bu kadar farklı olur insanın?
Hayır herkesin olmaz böyle, benim gibi *şu an buraya kendisine ne sıfat yazacağını bilemeyen* birinin hayatı ancak bu kadar allak bullak olabilir,bunu yapan da dış etkenler olsa da asıl benim..
Mutsuz ediyorum, bıktırıyorum, bıkıyorum, mutsuz oluyorum, üzülüyorum, ama hiçbişey yapamıyorum.
Düzelmeyen çaresiz hastalığa tutulmuş birinden farkım yok, geçici ağrı kesiciler işe yaramaz halde, çoktan bıraktım kullanmayı..

Tek çare ötenazi...

4 Kasım 2011 Cuma

Tadilattayız !

Muntazam bir tema bulmak isityorum bildiğiniz adresler varsa yardımcı olun lütfen..
Çok sıkıldım şu ara ve hırsımı burdan alıp mahfediyorumbi yandan:s

2 Kasım 2011 Çarşamba

Solitaire


Oynamaya başladım mı herhangi bir oyunu deli gibi takıyorum resmen, hele bu solitaire :)) siz de oynayın hihi:D

not:kaldırmak zorunda kaldım şablonu kaydırdığı için:S
BURDAN oynayabiliriz:F

31 Ekim 2011 Pazartesi

Hikayesi olan şarkılarım..


Bugün pazartesi, güne mutsuz başladım bloglara baktım deep in blogunda epey oyalandım o kadar hızlı güncelliyo ki hayran olmamak imkansız en güzeli de hep pozitif o, şarkılar vardı bu sefer dinledim.
Daha ben post u yazarken beğendinse sen de yap demiş hemen^^
Düşüncelerimden acil sıyrılmam gerek, aslında bişeyler anlatacaktım ama yazıyı okurken aklıma gelen şarkılar vardı,onlar da uçup gitmeden yazayım o zaman
MiM konusuna gelirsek,
Şarkılar ve hikayeleri.
Hani bazı şarkılar vardır, ne zaman dinlesen gözünde aynı sahneler canlanır. 

Yaşadığın bir şeyle, tanıdığın biriyle o kadar bağdaştırmışsındır ki, ne zaman duysan hatırlarsın. 
Eskimez o şarkılar, çok özeldir. Bunların 5 tanesini hikayesiyle birlikte yazıyoruz. 

Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır
der ya Halil Cibran…
Bu benim ya da bizim şarkımız diye özel bir anlam yüklediğiniz şarkıyı öyle sahiplenirsiniz ki başkaları da sahiplenince sinirinizden ölüp rezil ettiklerini düşünebilirsiniz:p
İşte benim bu biçimde çok şarkım var. Müziksiz yaşayamam tutuk bir insan olduğum için duygularımı doğru kelimelerle ifade eden ya da ben yazmışım sanki dediğim çok şarkı var haliyle.Burdan paylaşıyorum zaten sizinle öyküleriyle birlikte çoğu zaman..Onları hariç tutuyorum o zaman çünkü popüler postlarımdalar.
Ben farkettim ki,gönderen yüzünden ve sözlerinin bana hissettirdikleri yüzünden diye ikiye ayrılıyor bende anısı olan şarkılar.
Arkadaşlarım beni yakaladıklarında bunu dinledin mi, biliyomusun veya aha tam senlik şeklinde muhabbetler eşliğinde bana şarkılar gönderirler. Doğaçlama biçimde benim keşfettiklerim de vardır BİRAZ UYU gibi.
Lakin ne gönderdiğim ne tavsiye ettiğim ne ona ithaf ettiğim şarkıların hiçbirini dinlememiş birisi var hayatımda,
Oysa benim için karşımdakinin iç dünyasının yansımasıdır dinlediği şarkı..bu yüzden ne yapar eder mırıldandığı sevdiği şarkıları bile bulup dinlerim defalarca..zıt kutuplar birbirini çeker dimi? bu konuda değil :S
Her tür müziği dinleyebilirim ben sözleri bir anlam ihtiva etmeli ve slow seviyorum daha ağırlıklı..
Neyse, başlayayım bana bir gün telefon edip bir türkü söyledi biri ( Onur Akın ve Yavuz Bingöl harici hiçmi hiç türkü dinlemeyen bana türküleri ,Hakan Yeşilyurt u,Oğuz Aksaç ı sevdirdi :))
işte bu o türkü
1-PİRAYE Aslında bunun daha uzun ve şaşırtıcı bir öyküsü var ama bu kadarını paylaşıcam:) Nazım ın eşi için yazdığı dizeler bunlar bu arada..ve harika bir melodisi var..

2-MACHETE - Нежность
Bu şarkının öyküsüyse uzun..Önce bana bir arkadaşım msn den gönderdi, bana harika şarkılar yollamıştır hep zaten ama bu kez klibi izle dedi:) ve biraz izledim "aa kız bana mı benziyo sanki:F" dedim..ve evet bunun için gönderdim dedi, ben de herkesin görebileceği bi yere astım sonraa asla izlemeyen hani:D İlk defa izlemişti ^^
Ve benim için daha da özel bir hal aldı bu yüzden.Bu şarkıyı ilk defa tumblr imde anlatmıştım linkini verdiğim.
Şimdi de burda devamını anlatmış oldum..sözleri,klibi herşeyi ile bana özel O.o Bu yüzden rica edicem ilk yazdığım yerden sözlerini de okuyup dinleyin hatta izleyin çakma ipekböceğini:p bence ben daha güzelim eheh

3- THE LAST WALTZ Yine size daha önce bahsettiğim benim için çok değerli biri sayesinde ilk defa dinlediğim bir şarkı bu da, film soundtrack larını çok severim ben ve bu da Oldboy un müziklerinden biri..beni dünyadan kopartıp başka diyarlara götürüyo desem abartmış olmam yıllardır mp3 ve tlf umda ve masaüstümde durur.

4-BENİ BENİMLE BIRAK Bu şarkı hakkında fazla bişey yazmak isemiyorum gerçekten böyle hissettiğim anda karşıma çıkan ve birebir beni anlatan,çokta ağlatan bir şarkı...bıkmam imkansız tlf melodim hatta, bununla ilgili bile inanılmaz bir tesadüf var ama dediğim gibi..uzun hikaye:)

5-Birkaç şarkı birden yazıcam öykülerinden bahsetmeden,aslında var elbette ama..uzatmayayım..
ruhuma dokunan diyeyim dinlemelisiniz bu zamana kadar dinlemedinizse büyük kayıp zaten hepsi.
SENİN ŞARKIN-Feridun Düzağaç
Sen yaralarsın..yaralarımı da sararsın hem öldürüsün hem hayata bağlarsın...
BİTERKEN HER ŞEY-Feridun Düzağaç
İlk şarkı buna cevap olarak verilmiştir tarafımdan..ona göre:)
Kalemimde anlam ve kağıdım biterken
Neden, neden sen?
Sen kimsin
Yıllardır şarkılarıma sığmayan
Sen kimsin bana sağır
Çağırdıkça kaybolan
Beni oyuncaksız bir çocuk gibi
Kalbi kırık koyan
Gözü yaşlı koyan
Durulmuşken süt liman
Yine yeni baştan...
HER NEYSE-Redd
Her neyse işte özledim seni ...o kadar...
EKSİK BİR ŞEY Mİ VAR?-Ezginin Günlüğü
Ağlayabilirim her dinlediğimde..özellikle "arka koltukta unutulmuş gibi.." ve
"terliklerimle gelsem sana,sonunda aşkı bulmuş gibi" satırlarında..
bu son iki şarkıyı da 3.sıradaki şarkıyı bana kazandıran kişiden duydum ilk defa.

6-DANCER ENCORE

Biri bana dur demedikçe devam edebilirim yerli yabancı bir çok şarkıyla
burda bir nokta koyayım,teşekkür ederim bu güzel mim için:)
Ben de  profösör ,enk ve   elmyraucuc umu mimliyorum:D

29 Ekim 2011 Cumartesi

Enkaz altında insanlık..umutlar..

Dürüst olalım kafamız çok karışık:

Bir süre yazmadım..Şehitlerimiz için yazacak tek söz bulamadım :( sürekli bir hal aldığı için isyan etmek istiyodum sadece ve huzur içinde yatmayacaklarını biliyorum bu iç savaş sona ermedikçe..
Blogumda politik görüşüme, etnik kökenime, inancıma  vs yer vermek istemiyorum ayrımcılık algılanmaması için.Çok hassas ve bazen bizi ikilemlere sürükleyen konular bunlar. Nedense her konuda çemkirmeye hazır ya da alınmaya hazır bi kitle var..
Ama yıllar süren bir kaos ve kesitler var beynimde..Bu ara patlak veren ard arda gelen kötü olaylar korkutuyor beni geleceğimiz adına. Hayatta en çok istediğim şey bir erkek çocuk, peki ne kadar benimle kalacak? Takdir i ilahi demesin kimse lütfen:(

Ermeniler, rum göçmenleri, çerkezler, zazalar, gürcüler,kürtler vardı çevremde büyürken ve ailem tarafından bu biçimde isimlendirilediklerini bile görmedim ben. Benim ailem asla ayrım yapmadı..Din,dil,ırk hakkında.
Ben Türk üm, marmaralı..öyle ki ailemizde nikah yoluyla dahi doğulu kimseyle evlenmiş veya melez bile yok. Ama asla ırkçılıkta yok. Kimse seviyorum deyip sevdiğinden ayırtılmadı..
İlk nefret söylemi ve "biz" sözünü bir öğretmenden işittim ben. Bir ilkokul öğretmeni, çocuklar yetiştiriyordu..
Devletmize hizmet ediyordu. Yan dairemize taşınmışlardı. Çok güzel bir oğlu vardı ve adı Dersim di. Onlara gelen üniversite öğrencileri benim yarı anlamadığım bi dilde konuşur organize olur giderlerdi, anlamazdım..
Bir gün Fatma abla, sen öğretmensin diye mi Dersim ismi bunun dedim gülerek ve evet diyeceğinden emin.
Küçük ellerim sımsıkı tutmuştu minik ellerini Dersim in sevgiyle,o da uzun kirpikli kapkara gözleriyle gülüyodu beni görünce,kardeşimdi o benim!

28 Ekim 2011 Cuma

Soğudum..


"Senden soğudum elimde değil zamanla seni arkadaş olarak görebilirim belki o zaman düzelirim" dedi bana...
Daha önce zaten arkadaşız sandığım çok iyi anlaştığım,çok gevezelik edip güldüğüm
bir çok şey paylaştığım bir erkek arkadaşım..kanka derler ya,öyle gibi. Şok oldum toparlanamıyorum.
Çok erkek arkadaşım yok bu tarif ettiğim biçimde ve mesafeli bir insanım ben tarz olarak öyle yüz göz olmam benim tabirimle flörtöz davranışlar içine girmem.
Nasıl anlatayım karşımdakinin kafasında "acaba benden hoşlanıyor mu" düşüncesi yaratmamak için elimden geleni yaparım-bilinçli değil ama özetle böyle..
Bu yüzden bana arkadaşça yaklaşıp sonra bozulan ve uzaklaşan çok dost"!" gördüm..paranoyak değilim hani.
Tarif edilir mi bu bilemedim şimdi. Biri kafamda ne ise başta ileride de odur değişmez yeri kolay kolay.
Ve sadece bu arkadaşımın yanında kendimi rahat hissetmişimdir acaba beni yanlış anlar mı dememişimdir ve ben de onun için demedim..göremedim belki de kendi beynime verdiğim komuttan dolayı.
Yeni değil en az 3 yıllık bir arkadaşlıktan bahsediyorum.
Ama yerine kolay kolay kimseyi koyamayacağım, yokluğunu hissedecek kadar çok sevdiğim alıştığım biri.
Çok sık zaman ayıramasam da görüştüğümüz zaman  aniden ona bişey sormak, şuna baksana demek, heyecanla gülerek anlatmak ve bi şarkıyı bile paylaşmak için ( yakaladığında hemen şarkı gönderirdi ya da benden isterdi bi aresi kuramadığı için)
şimdi beni yeniden şekillendirmesini beklemeliyim :(  yanlış duymuyosun beni..
Ne yani şimdi format atıp ipek i masaüstünden alıp d diskine mi atıcak ki:S 
Bir daha asla eskisi gibi olmayacakmıyız? Ben mesafeli olmak zorunda kalıcam o ise hep kırgın ve kızgın olduğunu söyledi beni her gördüğünde..çok dokundu ama duymazdan geldim.
Böyle bişey hiç başıma gelmemişti..daha farklısı gelmişti çoook eskiden (onu da bir gün anlatırım)
Yaklaşık bir hafta önce bana patladı ama daha önce çok konuda kavga etmişliğimiz küser gibi olmuşluğumuz var yine öyle sandım konu bambaşka da olsa. Birden anlayamadığım bir öfkeyle bişeyler dedi ve gitti.
Anlam veremedim, sen ne düşündüğünü söylemeden nasıl bilebilirdim e sen benim arkadaşım değilmisin.. dediğimde cevap bile veremedi sustu.
Zamanında içinde tuttuklarına,söylemediklerineydi asıl öfkesi 
bana değil.. o an anlayamadım..
Ellerinizin arasından kayıp gitmeden farketmezmisiniz sizin için değerli olan şeyleri?

14 Ekim 2011 Cuma

Başlık bulamadım İSYAAANNN olsun mu:(


İçim dolup dolup boşalıyo bugün..
Resmen içim içime sığmıyo , bir an patlamak konuşmak istiyorum sonra yine yerini büyük bi küskünlük sessizlik alıyo her zamanki gibi...

O kadar aciz o kadar karasız o kadar direnç içindeyim ki..kendimle savaşım sürekli..kendimi kan revan içinde bırakıyorum.
Yalnızca kendimle başbaşa kaldığımda dökülüyo doğru kelimeler ağzımdan o zaman da hiçkimse duymuyo?
Oysa duysalar,anlayacaklar belki ama benim asıl küskünlüğüm beni birşey açıklamadan söylemeden de tanıyor olmalarını ummam karşımdakilerin:(

Umursanmıyorum..çabuk harcanıyorum ve nedense hep benden bekleniyor ilk hareket bir gerginlik soğukluk anında.
Oysa o kıvılcımı ben çıkartmadım? Yangın haline gelmeden söndürmeye çalıştım daha ne yapabilirdim?

Ya da hani ufacık bi ışık yaktıklarında kocaman bir haksızlığa rağmen, hemen koşmamı bekliyorlar ya o minik ışığa koşan minik böcekler gibi..yapamıyorum bazen..
Oysa bazı şeyleri telafi etmek o kadar basit değil..daha çok çaba görmek istiyorum belki,gözden bu kadar çabuk çıkartılmadığımı görmek..olmuyo..
"Neden ?" diye sorduğum an cevap istiyorum keskin ve net! yok veremeyecek kıvırıcaksanız kelimeleri azıcık özenli seçin dimi,imkansız..ama benim ağzımdan öfkeyle bi kelime çıksa bedelini öde öde bitiremem.
En azından "keşke öyle yapmasaydım ya kusura bakma" gibi dürüst bi cevap bekliyorum hakkım değil mi
ama asla pişman değil kimse söylediği ya da yaptığından inanamıyorum:(

Ve günbegün, her saat, bir kere daha anlıyorum ki benim verdiğim değer bana biçilmemiş ve yapabileceğim hiçbişey yok...eriyor içim gözlerim dolup boşalıyor istem dışı.
Çok sevdiğim insanları böyle giderse tamamen kaydeceğimi düşünmek çok acı veriyor bana..yine ben alttan alsam hemen kucaklarını açarlar biliyorum ama unutamıyorum içimde tortusu kalıyo olmadık anda patlak veriyo buna değer mi? kendimi güvende his-se-de-mi-yo-rum! bu yüzden işte

Hangi dala tutunsam elimde mi kalacak ömrüm boyu merak ediyorum, hep benden beklentiler olmadığı,
 "sen neden" diye başlayan cümleler duymadığım gün ne zaman gelecek?

Hiçbişey yokmuş gibi davranmaktan,içim ağlarken gülmekten renk vermeyince de ruhsuz sanılmaktan bıktım artık:/



Aret Vartanyan ın /Bin Yüz Bir İnsan kitabındanmış bu satırlar:

Sana ya da başkalarına göre,eksikliklerin,yanlışların,pişmanlıkların,defoların,günahların olabilir.
İnsanız ve ölü değilsen elbetteki bunlar olacak.
İnsanın koşullarını,yaşamın ona neler getirdiğini bilmeden doğru ya da yanlış diyemezsin, yargılayamazsın.
Benim dünyamda bunların önemi yok.
Benim için bunların ardında ne olduğu önemli.
Maskelerinin,rollerinin ardında ne var?
Yüreğinde neler var?
Binlerce kez yaşadım.
Bir insana gerçekten sarıldığında,maskesiz yaklaştığında sayısız güzellik buldum.
Yaptıkların,kim olduğun değil,
NE olduğun önemli..

8 Ekim 2011 Cumartesi

ZIT KUTUPLAR

Hani çok duyduğumuz sözlerdendir aslında bir yanımız bu söze hiçte inanmaz ya,
"zıt kutuplar birbirini çekermiş"
Başta bu sizde merak uyandırabilir,endişe uyandırabilir yakınlardaysa:p, sonuçta şu bir gerçek ki size benzemeyen insanlar ilginizi çeker,karşıdan izlemek hoşunuza gidebilir.
Dilerseniz içine de girip bakabilirsiniz bir biçimde ama bu zıtlıklar zamanla yollarınızı ayırmanıza sebep olabilir,eğer ki siz "hmm farklı pencereden demek böyle görünüyor" diye kale alıp,değer vermez ve karşınızdakinin fikrine katılmasanız bile saygı duymayı beceremezseniz karşılıklı bu işler yürümez.
Bazen "doğru tektir" desek bile sizin hiç düşünmediğiniz biçimde bir bakış açısı daha iyi anlamanıza sebep olur karşılaştığınız olayları.İyi gelir..objektifse hele diğer göz, tadından yenmez..
Farklılıklar derken başkasına zarar verecek ,art niyetli zıtlıklar değil anlatmak istediğim,dostluk,arkadaşlık..sevgi kısaca:)
Yoksa ben de biliyorum her ortamda uzattığınız her eli çevirmekle kalmayıp sizi aşağı çeken insanlar var.

İnsanların birbirine güvenmesinin çok zor olduğu, her davranışın ucunda acaba bir beklenti yada menfaat mi var diye zaman zaman korkuya kapıldığı bir toplumda yaşamak zorundayız..
Kötü örneklerden ele alındığı zaman her şey insana zarar verebilir korkusu yerleşiyor içimize..Haklı olarak diyemiyorum çünkü ben buna çok karşıyım aklım almıyor.Tanrı irade vermiş değil mi,bir de beyin değişik kapasitelerde..
Daha fazla değildir  aldığınız risk ,siz ne niyetle amaçla kullanıyosunuz ?
Bunu ayırd etme yeteneğinden mahrum olmanızdır size zarar verebilecek tek şey hayatta..
Bazen de şanslıysanız ve seçiciyseniz size nefes kadar yakın olanlarda bulamadığınız yakınlığı karşılık beklemeden sevgiyle sunar size biri,düştüm sanarken tutar ellelerinizi..Bir yabancıya anlatmak istersiniz içinizdekileri tarafsızdır çünkü diğerine gidip yetiştirir mi ya da ileride aleyhinize kullanır mı endişesi sizi yorsun istemezsiniz. zaten bu kendi duygularınızı özgürce sansürsüz anlatmanıza engel olur..
Ve paha biçilmez arkadaşlıklara sahip olursunuz ömürlük, çevrenize dahil olmayan hatta sizden çok farklı insanlarla.Kumda bir inci tanesidir o derece nadir ve değerli..

Ayrı şehirlerdeyiz..
Apayrı dünyalardayız..
Ayrı zevklere, yaşam biçimine sahibiz:)

Uçuçböceğim var benim,
Ortak yanlarımız da var çokça..bir o kadar zıtlıklarımız
Aşırı duygusalız,alınganız, yer yer yaralıyız hayattan..iyi niyetimizden çok zarar görmüşlüğümüz kazık yemişliğimiz var mesela..
Çok konuşuruz keyfimiz yerindeyse, çok güleriz, çabuk kavgaya tutuşur ama küsemeyiz,birbirimizin kalbinden eminizdir çünkü..
Aniden pırrr diye parlayan da her daim tüm şefkatiyle beni kucaklayıp yumuşacık cümlelerle gözyaşımı silen de odur..dinleriz biz birbirimizi saramasak ta yaralarımızı paylaşır hafifletiriz yükümüzü.aslen ihtiyacımız olan
 "hepsi geçecek her şey çok güzel olacak gör bak" tır belki de:) ama böyle de gerçekçidir uçuç:

Msn de çocukça bi mutluluğa gülme krizine kapılırız smileyler görünse de sıralasak ama en çok lol der uçuç^^

Kahve severiz, illa ki sturbucks..ben alkol sevmem o sever:p
Ben evde kedi sevmem o sever bir de besler O.o
İçimdeki hayvanseveri uyandırır kedileriyle sarmaş dolaşken resimlerini atıp:)


Kola severiz,Duman severiz:p ama hangi dumanı?

5 Ekim 2011 Çarşamba

Kendini Yaşamak, Başkaları Adına Yaşamaktan Vazgeçmekle Başlar


Hiçbir şey için asla çok geç değildir
ya da benim durumumda, istediğin kişi olmak için çok erken değil.
Zaman sınırı yoktur,istediğin zaman başlayabilirsin.
Değişebilir ya da aynı kalabilirsin.
Bunun bir kuralı yoktur.
 En iyisini ya da en kötüsünü yapabiliriz.
Umarım,sen en... iyisini yaparsın.
Umarım,seni şaşırtacak şeyler yaşarsın.
Umarım,daha önce hiç hissetmediğin şeyler hissedersin.
Umarım,değişik bakış açıları olan insanlarla tanışırsın.
Umarım, gurur duyacağın bir hayatın olur.
                  Öyle olmadığını anlarsan...
                                  Umarım, en baştan başlayacak gücü bulursun."

3 Ekim 2011 Pazartesi

Wedding Time!!

Deeptone mim yollamış hem de 2 tane,yer değiştirdim ama 2.mim bir alt postta:)

nasıl bir evlilik hazırlığı ve töreni isterdin diye mimlemiş beni deep o evlenme teklifinden başlamış diyebilirim ama diğer yazan arkadaşlara bi göz attım aslen konu:
Hayalimizdeki evlilik merasimini baştan sona anlatmak.
Yani yaz yaz bitmez belki de:)
Şöyle ki,birkaç yıl öncesine kadar huzurumu asla kimse bozamaz, halimden çok memnunum deyip evlilik lafının e sini ettirmeyen ben, son 1-2 yıldır iç çekerken,düşünürken hatta paniklerken ve korkarken
buluyorum kendimi açıkçası..
Herşeyin bir zamanı var hazır olmak gerekiyor tam anlamıyla bu çok büyük bir sorumluluk elbette ama ben evlenmiş olmak için,aile hatırı için, ya da yepyeni bir çevre ve statü için evlenenlere ağzımı bir karış açıp bakar bir de elimde olsa tükürürüm..:D
Sevdiğinle aynı evde yaşama ve kendine ait bir hayatın olması inanılmaz bişey..
En başta bu gönül işi size bunları hayal ettirme gücüne sahip olan sadece sevgi dolu bir  kalp..bende öyle oldu herkeste öyle olmalı diye düşünüyorum bilmem yanlışmıyım?
Kimse aksini kabul etmese de bakar bakmaz anlarsınız bazılarının gözlerindeki olmayan parıltıyı ya da kar zarar tablolarını değil mi?
Bir ömrü birlikte geçireceğinize beraber yaşlanacağınıza ve o yolları omuz omuza katederken yolda kalmayacağınıza inancınız tam mı, çirkinleşse de,fakirleşse de,hastalansa da?
En hassas olduğum konuysa ihanet, ona güvenle sarılabiliyormusunuz ne olursa olsun gözünüz arkada değil mi, ona bir hayat emanet edeceksiniz ve bir yuva..işte bu dünyalara bedel.
Neyse daha da derinlere dalmadan o zaman gönül rahatlığıyla hayallerimizdeki-aslında çokta uzak olmayan düğüne dalalım:
Teklif konusuna kısaca girmek gerekirse romantik bir yemekte mumlar ve şarapla asla istemiyorum.
Körfez turunda veya ada vapurunda martılara simit atarken istiyorum mesela hatta bunun hayalini çok kurduk..
Uzun nişanlılıklardan nefret ederim hemen hazırlıklar başlamalı..

Benim hayalimde, yani ailelerin mürüvvet ve görkemli düğün beklentilerine göğüs germek mümkünse,sade
ve samimi bir tören var zaten hepsi bu.
Eğer mümkünse bahçe içinde çimlerde yalınayak oynayabileceğimiz ailece yemek yiyebileceğimiz bir kır düğünü ne güzel olur mesela..
Ya da sade bir nikah ardından ailelerimizle yenecek bir yemek ..asıl istediğim bu, hemen ardından salondan balayına kaçmak mesela :)
Hatta deniz kıyısında kumlara basa basa evet diyeceğimiz kaçak bi nikah^^
Sadece hatırladıkça gülümseyeceğimiz anılar,ailelerimiz ve dostlarımız yanımızada olsun yeter
Gelinlik konusuna gelince,kabarık olmasın,straplez asla olmasın bence model değil çünkü:p
rahat hareket etmeli oynayabilmeliyim içinde kukla gibi duracağım bişey istemiyorum yoksa gidip eşofman giyebilirim hahaha:D beyaz spor ayakkabılarım mutlaka düğünün bir yerlerinde şık ayakkabılarımın yerine geçecektir kesin o derece rahatıma düşkünüm yani..
Kırık beyaz fransız danetlleri ile nostaljik bi elbise tarzı ve kep olabilir, şöyle mesela ,saçları da aynen istediğim gibi doğal bukleli,minik çiçeklerle incilerle süslenebilir

hatta azıcıkta kısa ve marjınal olsun bu fotoyu hep saklarım ayakkabı ve saç aksesuarı özellikle bana göre

 ayakkabılar onlar olamazsa:




Atladığım bişey kalmışsa hatırlatın ha gelin çiçeği:
Ha unutmadan ben de missbone u,arya mı,crazywomen i bir de elifi mimledim:D
Kaldı mı başka bekar ahah

İngiltere'de gelin ve damatların düğünlerinde ilk dans için seçtiği klasikleşmiş 10 şarkının listesi yayımlanmış
Listedeki şarkılar ve bu şarkıları seslendiren şarkıcı ve topluluklar şöyle:
Benim favorimse listeden olmalıysa belli sözleri ve melodisiyle açık ara;)
ve bu Love love me do <3
1- Amazed (Lonestar)
2- Everything I Do (Bryan Adams)
3- Angels (Robbie Willams)
4- You're Beautiful (James Blunt)
5- Don't Want to Miss A Thing (Aerosmith)
6- Still The One (Shania Twain)
7- Truly-Madly-Deeply (Savage Garden)
8- Have I Told You Lately (Van Morrison)
9- From This Moment On (Shania Twain)

Lüküs Hayat

Hayattaki en büyük lükslerimiz
Bir günde 2 post yazdığım görülmemiştir haftada 1 hatta 3 ayda bir yazan biri olarak kendi rekorumu kırıyorum şu anda bu benim adıma bi lüks:)
Lüks deyince sadece yapabildiklerimiz mi,yapamadığımız bu bana lüks dediklerimizi de eklesek mi bilemedim ama kişiselleştirebilmek adına bu kez deep harici okumadım diğer mimlenenleri.
Çünkü lüks kişiye göre değişebilen bir değer,paranın satın alıp size sağlayabileceklerinden daha öte olabilir bu yüzden.Önemli olan da bunları paylaşmaktır sanırım..

Aklıma gelen ilk şeyse şu oldu izleyelim:)

Şimdi,benim için kendime ayırdığım ve kimseyle paylaşmadığım,ne yapacağımı şaşırdığım zaman dilimleri lüks..
Genelde bölünür çünkü ya da planladıklarımı (hani boş zamanım olsun şunu yapardım dersiniz ya)yapamam yada tadına varamadan sona erer.
Tatilleri çok severim bu yüzden işte.Plajda saatlerce amaçsızca şemiye altında yatmaktır göze görünen ama aslen ben orda saatlerce kitap,dergi,bilimum uykusuz türü okurum,mp3 kulağımdan hiç çıkmaz denize bile girmeye yeltenirim o derece:)
Bu vesileyle bilmem kaç defa dinlediğim şarkıları yeniden keşfederim hiç duymadığım dizeleri keşfederim..
Yalnız bu yaz yabancı turistler kitapları tablette okuyolardı acaip hoşuma gitti tam lüküs hayattı yani,çokta imkansız bir hayal değil tamam ama ben mesela kıyamam plaja götürmeye teleonum bile eksiyo diye acıyıp en ucuz mp3 üm hangisi ise onu alıp gidiyorum ben plaja o derece malım kıymetli ^^
Alışverişi severim her dişi gibi (kadın-bayan tarışmasından gına geldi)

Önce ihtiyacım olana yönelirim müsrif değilim gurur duyarım bununla ve çok zaman harcamayı da sevmem alışverişe herşeyi denemem ,gezeceğim varsa dolaşırım ama adım başı starbucks a otururum sıcak soğuk farketmez tam bir kahve tiryakisiyim ben:D ama heryerde aynı sefayı süremiyorum bi lüksüm de bu oluversin..

Sonraa yeni bir telefon, mp3 ama illaki yeni bi çanta almak beni havalara uçurur küçük bi çocuğun bayramlıklarını kucaklaması gibi gözümün önünde tutmak isterim:D
Alışverişe gidip kendime özel ayırdığım zamanlar vardır kafama göre kombinler yaparım,indirimleri denk getirirm enayi gibi kazık yemem sezon başında indirime giriyor artık zaten sonu diye bişey yok.
Araba kullanmayı kim sevmez,karışan olmadan hatta kendim de nereye gideceğimi kesiremeden yollara düşmek benim için lüks,hatta o kadar ki arabam olmasına rağmen bunu hiç yapamadım:/
 Yemek yapmak sevdiklerimin en sevdiği yemekleri ve sofralar donatmak zevktir benim için dolayısıyla lükstür bal gibi XD
Evimin dekorasyonunu değiştirecek küçük ayrıntılar beni mutlu eder, mumlar ve tütsümü yakıp sakin sakin keyini sürmek bile lükstür benim için:)
Yani müzik,mum,slow bir müzik benim için yeterlidir akşamları..ama paylaşacak biri olunca yanımda daha değerli olacaklar (bkz:1 önceki post)
Ve olmazsa olmazım dizüstü bilgisayarım ve kulaklıklarım bir de şunu unutmuşum olmazsa olmazlarımdan biri de çay ve simit:D


Bu sefer Alya anlatsın bakalım lüks ne demek onun için:D

28 Eylül 2011 Çarşamba

Twitter ın var mı hacı? falov mi o zaman :F

Sabah heryeri açıyorum fırsat bulduğum an resmen:p
İlk işim haber başlıklarına bakmak oluyo ardından gırgır ki kafam dağılsın..
Önce hemen facebook açıp oyunlarımı oynuyorum,sonra diğer oyunuma bakıyorum hatta kenarda açık duruyo:p
Sonra twitter açıp tt lere bakıyorum bu çok hoş bazen de çok boş oluyo:)) yani toping trend:p o an en çok konuşulan kelimeler diyebiliriz kısaca ama illa frenkçesini dicez ya havalı oluyo^^
Benim twitter ne zaman neden açıldı haberim yok kulanmıyodum ama blogger a bağlamak amacıyla aktif ettim sonra elinden iphone unu düşürmeyen arkadaşımla iletişim kura güzel sözleri vs rt ede ede masaüstü eklentisi sayesinde izlemedeyim genelde.. çokta düşkün değilim takip ettiğim yerler bile bi avuç işte felsefe-güzel sözler-bloggerlar var birkaçı-turkcel(küfür etmek için lazım oluyo) bilmem ne..neysee,
Bu sabahın tt leri şöyleydi mesela:
Gündem: Türkiye

#askolsun
Mizgin Doru
Bdp Meclis
Bahadır Baruter
Shana Tova
İran Türkiye
Derya Tuna
İbrahim Tatlıses
Nagehan Alçı
bir de sabah #fenacokfena vardı saatler içinde değişiyo hale bakın:p
Amanın İbo evlenmiş İdo babasını reddetmiş Derya kıskançlıktan yarılmış gazeteciler onu kovalamış yere çakılıyomuş gridim mi bir anda paparazzi twitter ların içine bir an boğuluyorm nefes alamıyorum sandım:D
Bir de diğer cins twitcanlar var ki kanser eder alimallah başta erol köse. kendini dekan ilan etti her konuda yetkiliymiş gibi binlerce kelam ediyo sürekli kavga hakaret ediyo birilerine karışanlara da sen sus otur konuşturma diyo adam:F takip etmiyorum ama haberim var düşünün nası çaresizim rt ediyolar çünkü:p
Zaten baştan aşağı şikayet mercii haline dönüşmek üzere kimse kimseyi sevmiyo beğenmiyo:D
Sonraaa şöyle:
Selam ben çaydanlık
Selam ben Serdar Ortaç türü mesajlar,delirtiyo insanı taklitten geçilmiyo ortalık yazdıklarını yeniden yeniden yazanlara hastayım görmeyen kalmıştır mantığı herhalde bu da bu derece ilgiye muhtacız demek hacı:p
Küfürbazlık alkol muhabbeti ve belden aşağı espriler iyi para ediyo açıkçası..yani bana ırak.. hani face e gireyim mi,yok orası amele doldu muhabbeti vardı ya twitter türkçeleşti aynen orası da hilal cebecinin- de  katkıları ile doldu cidden:))

Twitter aslen bir MİKROBLOG mantığıyla hazırlanmış,
haberleşmek için de kullanılabiliyor tabii direk mesaj seçeneği olduğu halde her şeyi ortaya yazmanın alemi yok ama gel anlat yani canım yurdum insanı facebook gibi bunun da otunu çıkarttı,Akıllara zarart 12 twitter tipi varmış bayıldımm aynen şöyle:


Aaa unutmadan ben bunlara bir de kafayı takipçi sayısıyla bozanları eklemeden duramıcam seni izlemeye alır,sen de onu al diye almazsan birkaç güne sana küser unfollow eder:p bişiler dicek olursun ama artık izlemiyodur hahayt:)))
Bir de #takipedenitakipederim ciler var ağzını burnunu yımırasım var hepsinin!!

25 Eylül 2011 Pazar

Sabah fırçanı yedin mi bebişim,afiyet olsuunn:S


Lanet olasıca telefon elimden dibimden ayırmam gözüne bakarım ama çalmazz -ve ne zaman bıraksam
-yapışık yaşamayacağıma göre - on kere çalmış olur ne hikmetse.
Ama oo ne hikmetse olur mu tipik bir .... olduğuma göre buna şaşırmam bile hata.*bulamadım ne diyeyim*
Durduğum yerde durmam evde olduğumda telefon sehpadaysa kalkmış mutfağa gitmişimdir şarja takılıysa benim odamdadır her durumda gözümün önünde tutamıyorum işte :( sesi kısık çünkü ne zaman çalsa meraklı gözlerle bana bakan birileri olur çevremde zaten rahat konuşamam çoğu zaman bu sebepten..
Ha bunda kızacak anlaşılmayacak ne var asıl ben bunu anlamıyorum.
Sabah çalan telefona sevinirsin,gün nasıl başlasa öyle gider derler ya,gülümseyerek uyanmayı umarsın sen de uyku sersemi bile olsan sürekli gülersin neşe ve enerji vermeye çalışırsın karşındakine..ama ne olur??
Sen de bu umutla açmışsındır ama karşındaki neden görmedin aradığımı,gördünse sen neden aramadın,hah geç mi olmuştu? uyudum mu sandın,ooofff bana düşünceli numarası yapma,sen kızıyosun ama o zaman sen de... diye başlayan, kaldırabileceğinden daha ağır ve zamansız cümleler kurar bağırıp çağırır ve ağzına geleni söyler...
ertesi gün bu sözleri kendisinin unutacağını ama benim unutmayacağımı ise tamamen aklından çıkartmıştır...

23 Eylül 2011 Cuma

Ruhumla buluşamıyor kelimelerim...

 Yazmak isteyip yazamamak sürekli susup söylemek istediklerimi içime hapsetmemin bir eseri değil mi? öyle mi ya da..
Bugün farkettim ki her gün anlatacak yığınla şeyim varmış gibi (ya da var zaten sürekli yazanlara baktığımda görüyorum bunu) her gün düzenli olarak paneli açıp güncellenmiş bloglara bakıyorum, yeni kayıt sekmesine tıklıyorum...sonra?
O kadar işte hepsi:)
Bak yine anlatacak olduğum neydi unuttum, sayfa saatlerdir açık çünkü.
O kadar hızlı dağılıyor ki zihnimde kelimeler
Gece başımı yastığa koyuncadestan yazıyorum oysa içimden kalkıp yazmak ölüm geliyo o anda..
Neyse Zakkum  un teoman la düetini paylaşmışlar bugün klibi izleyin tüm klipleri olağanüstü zaten..




Bir de Can Dündar ın ruhumuzla buluşmak başlıklı yazısını ben çok beğendim:)
Bir alıntıdan yola çıkarak yazmış gerçi o da..

Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.
Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyor ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.
Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; “hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “
Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki;


“Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini bekledik...”

Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve “niye” ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor
İnkalar’ın yaşlı torunu.

Çünkü bu aptal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz...

Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki cok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.

Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? Çevremiz de kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hic kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur. Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki?

Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim... İşte bu yüzden icimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz. İşte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp,çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz... Gerçekte hIz çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne işe , ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok bizim. Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte!

Bence doğanın kara bir laneti bu. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor. Milan Kundera “yavaşlık” adlı kitabında; ”yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur” diyor.

Telefon hızlılık mesela, konusulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Ben kendi adıma her zaman yavaşlıktan yanayım. Mesela uçaklardan hiç hoşlanmam, yeni bir şehre, yeni bir iklime hazırlanmaya, hatta hayal kurmaya bile vakit bırakmıyor bana ”Küt” diye başka bir hayatın içine giriveriyorum. Ve en kötüsü de dönüşler, daha ayrılığın hüznünü bile yaşamadan İstanbul’da olmak sahiden de cok tatsız. Tabii ki ruhumun beni terk edip oralarda kalması da cok normal. Oysa trenler karanlık geceyi yırtan keskin düdüğü, uykuda olanlara yolculuk düşleri gösteren kara trenler... Dağları bölen, nehirlerle yarışan, köprülerden geçen, agaçları selamlayan, cocuklara el sallayan, güne bakanlara göz süzen, geçmişin hüznünü, geleceğin umudunu yaşatan, yolcularına yepyeni dostluklar hazırlayan kara trenler var bir de.

Uçak değil, tren olmak istiyorum. Böylece ruhum benden hiç ayrılmaz. Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var?

Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş... Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, basarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...